Allah Rasûlü, perşembe günü geceleyin Hz.Ebû Bekr'i yanına alarak mağaraya girmişti. Cuma, cumartesi, pazar gecesini orada geçirdiler.
Hz.Ebû Bekr'in oğlu Abdullah, anlayışlı ve becerikli bir gençti. Babasından aldığı direktif üzerine, gündüzleri Mekkelilerle bulunur. Onların, Hz.Peygamberimiz ve Hz.Ebû Bekir (R.A.) hakkında söylediklerinden işitebildiklerini, karanlık basınca Sevir mağarasına gelip anlatırdı. Geceyi Peygamber Efendimiz ve Hz.Ebû Bekir (R.A.) ile birlikte geçirdikten sonra, tanyeri ağarırken Mekke'ye döner, geceyi Mekke'de geçirmiş gibi müşriklerle sabahlardı.
Amir ibn-i Füheyre de, O'nun gelip gittiği yol üzerine koyunlarını sürerek izini belirsiz ederdi. Hz.Ebû Bekr'in kızı Esma ise, geceleri yiyecek getirirdi. Hz.Ebû Bekr'in azadlı kölesi Amir ibn-i Füheyre, Hz.Ebû Bekr'in koyunlarını Mekkelilerin koyunları ile birlikte otlatır, (aldığı direktife göre) karanlık basınca Hz.Ebû Bekr'inkilerini mağaranın önüne getirip bırakırdı. Peygamber Efendimiz ve Hz.Ebû Bekir (R.A.) de, onlardan bir kaba süt sağar, güneşin hararetinden ısınmış temiz taşların içine koyarak, sütü ısıtır ve içerlerdi. Amir ibn-i Füheyre gecenin sonuna doğru gelip koyunlara seslenir, onları da önüne katarak yaymağa götürürdü. Bu hâl üzere üç gün geçti.
Halkın, Rasûlüllah Efendimiz ve Hz.Ebû Bekir (R.A.) hakkındaki arama taramaları biraz yatışır ve tavsar gibi oldu. Kılavuz olarak tutulan Abdullah ibn-i Üreykıt da, kendisine emânet edilen iki deve ile birlikte kendi devesini de yanına alarak pazartesi günü seher vakti sevir dağının eteğine geldi.
Hz.Ebû Bekr'in Kızı Esma'nın «Cennet Kuşağı» İle Müjdelenmesi
Yol azığı olmak üzere bir koyun kesilmiş, eti pişirilmişti. Hz.Ebû Bekr'in kızı Esma, bunu bir dağarcığa koyup bir tulum su ile birlikte mağaraya getirdi.
Esma, yemek dağarcığını bağlamak için bağ getirmeği unutmuştu. Esma, yola çıkılacağı zaman belinden kuşağını çözüp ortasından yırtarak bir parçası ile yemek dağarcığını, öteki parçasıyla da su tulumunun ağzını bağlayınca, bu fedakarlığından memnun olan Peygamberimiz, O'na; "Sana Cennette iki kuşak var!" buyurdular. Bundan dolayı Esma «Zâtün nitakayn (iki kuşak sâhibesi)» diye anıldı.
Hz.Ebû Bekr'in Babasının Telaşlanması
Hz.Ebû Bekr'in, Müslüman olduğu zaman kırkbin dirhemi vardı. O bunları İslam davası uğrunda seve seve harcamaktan geri durmadı. Peygamber Efendimiz'le Mekke'den ayrılacağı zaman, ancak beşbin veya altıbin dirhemi kalmıştı. Bunların bir kısmını yanında götürmek üzere oğlu Abdullah ile mağaraya getirtti.
Esma der ki: "Babam Ebû Bekir, böyle, malını yanına alıp gidince, dedem Ebû Kuhâfe yanımıza geldi (o zaman gözleri görmezdi);
«Vallâhi ben, sanıyorum ki, O, bütün malı yanında alıp götürmüştür!» dedi.
«Hayır dedeciğim! O, bize pek çok mal bıraktı!» dedim ve hemen babamın, evin bacasına koyduğu madeni paraları aldım (ki babam paralarını hep oraya koyardı). O paraları bir örtünün üzerine koyduktan sonra dedemin elini tutup «dedeciğim! elini şu mal üzerine bir sür» dedim. Dedem, elini ona koyunca;
«Eh! Bunu size bıraktığına göre mesele yok. Çok güzel. Artık, bu size yeter! Ben, vallâhi bize bir şey bırakmadı sanmıştım!» dedi."
Peygamberimiz'in Kusvâ İsimli Deveyi Satın Alması ve Sevir'den Ayrılış
4 Rebîulevvel pazartesi günü Rasûlüllah ve Hz.Ebû Bekir (R.A.) mağaradan çıkarak mağaranın yanında bekleyen kılavuz Abdullah ibn-i Üreykıt'ın yanına geldiler. Hz.Ebû Bekir, iki devesini de Rasûlü Ekrem'in yanına getirdi ve üstün olanını Rasûlüllah'a arz ederek; "Anam babam sana fedâ olsun! Buyur ya Rasulallah!" dedi.
Peygamber Efendimiz; "Ben, bana âit olmayan bir deveye binemem!" deyince,
Hz.Ebû Bekir; "O, senindir! Babam anam sana fedâ olsun! Bin!" dedi.
Peygamberimiz; "Hayır! Satın aldığın bedeli ne ise bana bildirmedikçe ona binemem!" dedi. (Hz.Ebû Bekir, onu, Harisoğullarının hayvanları arasından seçip başka bir deve ile birlikte 800 dirheme satın almıştı.)
Hz.Ebû Bekir (R.A.); "Onu şu kadara fîlâncalardan satın aldım!" dedi.
Peygamber Efendimiz Kusvâ'yı Hz.Ebû Bekr'in satın aldığı 400 dirhem ile kabul edince,
Hz.Ebû Bekir (R.A.); "Yâ Rasûlellah! Artık bu sizindir! Binebilirsiniz!" dedi.
Rasûlüllah da, Hz.Ebû Bekir de develerine bindiler. Hz.Ebû Bekir (R.A.), yolda kendilerine hizmet etmek üzere azadlı kölesi Amir ibn-i Füheyre'yi yanına aldı. Yol göstermesinde çok maharetli olan Abdullah ibn-i Üreykıt önlerine düştü. Sevir dağından ayrıldılar.
Rasûlü Ekrem'in «Kusvâ» diye anılan bu devesi Hz.Ebû Bekr'in hâlifeliği zamanına kadar yaşadı. Medîne'nin Bakî Kabristanlığı'na salınmıştı. Kendisine hiç dokunulmazdı. Orada kendi hâlinde yayıla yayıla öldü.
hakandidinir
Tarih:
2007-05-31, 13:21:45
DEĞERLİ KARDEŞİM GÜZELLER GÜZELİNİN HAYATINDAN AKTARMIŞ OLDUĞUN PAYLAŞIMINA TEŞEKKÜR EDERİM KASVA ADLI DEVE İLE İLGİLİ BİR RİVAYET NAKLEDEYİM
BU MUBAREK HAYVAN PEYGAMBER EFENDİMİZE GEÇMEDEN EVVEL YAŞANAN BİR OLAYLA İLGİLİ DİĞER DEVELERLE BİRLİKTE BİR GÖLGELİKTE GÖLGELENEN MUBAREK DEVE YAKINDA BİR ÇİTLE ÇEVRİLİ EKİN TARLASININ ÇİTİNİN AÇIK UNUTULMASIYLA YAŞANAN OLAYDA İNSANLARA BİLE DERS VERİR HALDE
DİĞER DEVELER AÇIK ÇİTTEN İÇERİ GİREREK EKİNLERİ YEDİKLERİ HALDE AYNI AKİBETİ PAYLAŞAN KASVA YERİNDEN BİLE DOĞRULMAMIŞ VE BÖYLECE İNSANLARIN BİLE PEK AZININ GERÇEKLEŞTİRDİĞİ GÜZEL HAL İLE MÜTİŞ BİR ÖRNEK OLMUŞTUR.
Reklam Servisi
Tarih:
01/01/2007
Lütfen Forum Kurallarina Uyunuz
Lütfen Site Içerigine Aykiri Reklamlari Site Yönetimine Bildiriniz
Sonraki başlık Önceki başlık
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız