Giriş or Kayıt Ol
IslamiYasam.Com -Islami Forum Ruya Tabirleri Hadisler Kuran-i Kerim ilahiler Dini Bilgiler islami Müslümanlar Kuran Dinle: Forum

IslamiYasam :: Başlık Görüntüleniyor - ZİKİR EN GÜZEL SERMAYE
IslamiYasam Forum Ana Sayfası
 SSSSSS   AramaArama      Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları 
 ProfilProfil   Özel mesajlarınızı kontrol etmek için giriş yapınÖzel mesajlarınızı kontrol etmek için giriş yapın   GirişGiriş 
Sonraki başlık
Önceki başlık
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder
Yazar Mesaj

alperen

Bilgiler: Özel Üye
Özel Üye



Kayıt: Jun 16, 2007
Mesajlar: 441

Puanlama:
Seviye:19
 
 
0 / 798
381 / 381
24 / 49


Üye Durumu : Ofline
MesajTarih: Thu Sep 25, 2008 1:37 pm Alıntıyla Cevap Ver Başa dön

ZİKİR EN GÜZEL SERMAYE
ALPEREN GÜRBÜZER

Allah adını anmak, en güzel mutluluk elbette. Kalb ancak O'nunla huzura erebiliyor. Kalb-i temizlik, zikirle mümkün çünkü. Zira zikirsizlik, nefse ve şeytana hizmettir. Hatta zikir; insanı Sultan eder, ruhunun susuzluğunu giderir de.
Peygamberimiz (s.a.v.); ''Kul günah işlediği zaman onun kalbinde siyah bir nokta olur'' buyuruyor. İnsan, beşerdir, düşer, kalkar. Düşüp, kalkmayan Allah (c.c.)'dır. Biz kullar her an günahla yüz yüze gelebiliyor ve kalbimizi kirletebiliyoruz da. Bu durumda yapabileceğimiz tek şey, istikameti yakalayana kadar, kalbimizi zikirle beslemektir. Çünkü İlahi buyrukta da belirtildiği gibi, ''Kalbler ancak Allah'ın zikriyle huzura erer.''
Kul, Allah'ı çokça zikrederek, kalbini temizler. Allah adıyla dopdolu kalbin, dünyaya bakışı da değişir. Artık çevrenin kirlenmişliği onu kolay kolay bozamaz. Yeter ki istikametle, Allah adını anmaya devam edilsin. Allah adıyla gönüller ''mesrûr'', tutkulu gözler ''sevgi dolu'', diller ''hikmet'' sahibi olur. Kelimenin tam anlamıyla Allah adı, insanı ''Sultan'' eder.
Resûlullah (s.a.v.), ''Kıyamet gününde kulların en büyük derecesi Allah'ı çokca ananlardır'' buyurarak zikredenleri müjdelemiştir. Kâinatta hemen hemen herşey, kendi lisanıyla Allah'ı zikretmektedir. Canlı, cansız, herşey Allah'ı zikreder. O halde insan neden bu zikir senfonisinden mahrum kalsın ki? Evliyaullah'ın da belirttiği gibi, Allah'ı zikirde en çok sırayla:
Birinci derece cemadat (toprak, taş, cansız maddeler), İkinci derece nebatat (bitki âlemi), Üçüncü derece Hayvanat, dördüncü derece insanattır. Cansızlıktan canlılığa, basit yapıdan daha çok mükemmel yapıya doğru gidildikçe dereceler daha da düşüş gösterir. Her mükemmel varlığın büyüme meyli ve gelişme seyri her an Allah'dan alıkoyabileceğinden dolayı, bu durumda insan diğer yaratılanlara nispeten dördüncü derecede zikreden bir konumda kalır. Fakat insan isterse bu dezavantajını avantaja çevirebilir. Şöyle ki insan şayet nefsine rağmen, şeytana rağmen ve çevreye rağmen zikir de gayretli olursa her an bütün mahlûkatın üstünde bir mevkiye sıçrayabiliyor. Ki, bu duruma ''ahsen-i takvim'' denilir. Eğer, kul nefsin hevasına kapılıp, şeytanın oyunlarına alet olmuş ve kötü insanların oyuncağı haline gelmişse hayvandan da aşağı mertebe dediğimiz ''esfel-i safilin'' e kadar inebilir. Demek ki; İnsanın eşref-i mahlûkat (yaradılmışların en üstünü) olabilmesi Allah'ı çokca anmasına bağlı...
Hadisi Kudsi de, ''Dikkat ediniz, cesette bir kalp vardır. Kalbin içinde de bir fuad vardır. Fuadda dahi sır vardır. Sırda da hafi vardır. Hafide dahi ahfa vardır''buyurularak, aynı zamanda insanın göğsünde yer alan âlem-i emirle bağlantılı letaiflere dikkat çekilmektedir. İnsanın göğsünde, kalp, ruh, sır, ehfa, hafi denilen letaifler söz konusudur. Her insanda bunlar mevcut. Letaifleri, nefsin baskısından kurtarıp, Allah'a yönlendirmek ve asıllarına kavuşturmak insanın gayretiyle mümkün. Kul, Allah'ı sıkça zikrederek letaiflerini çalıştırabilir pekâlâ. Çünkü zikir girmeyen vücuda, karanlık çöker. Ruhumuzu, nefsinize galip kılmak ve ruhumuzu aydınlatmak için:
''1- Salih insandan faydalanmak,
2- Amel etmek (Helal-haram bilmek),
3- Zikretmek'' şarttır.
Bu sıraladığımız unsurların aksi yol izlemekle ruhumuzu, vücud şehrimize hâkim kılamayız. Nasıl ki hastalandığımızda derhal doktora koşuyor, onun telkinleri doğrultusunda şifa bulmaya çalışıyorsak, aynen öyle de, insan da körelmiş letaiflerine derman bulmak için, letaiflerin asıllarına kavuşması ile ilgili metotlara başvurarak ilgili uzman dediğimiz salih (evliyaullah) insanlardan istifade etmesi gerekiyor. Evliyaullah, letaiflerin özelliklerinden hep bahsetmişlerdir. Bakın bu mevzuda Muhammed Şemseddin (k.s.)'in ''Miftahül Kulüb'' adlı eserinde özetle: ''Zikreden kalbin akik renginde ve sol memenin altında, zikreden ruhun açık sarı ve sağ memenin altında, zikreden sırrın beyaz renkte ve sol memenin üstünde, zikreden hafinin zümrüt yeşili ve sağ memenin üstünde, zikreden ahfanın ya çok beyaz ya da çok siyah ve iki meme ortasında, nefsi natıka ise; turuncu sarı ve iki kaş ortasında'' olduklarını beyan buyurarak âlem-i emirle bağlantılı letaifi külleleri (letaiflerin tamamı) akıcı uslubuyla izah etmişlerdir. Eğer Hak yolunda mesafe katederek letaiflerin tamamını bitiren salik varsa, o salike Nefiy ispat dediğimiz ''Kelime-i Tevhid'' zikri verilir. Nefiy isbata geçmek için, letaiflerin bütün özelliklerinin zuhur etmesi gerekiyor. Küllü letaiflerden sonra da, ruhun tezkiyesi gerçekleşirse, salikin (Hak yolunda ilerleyen, sülûk eden kişi) alnına sadakat mührü vurulur. Anlaşılan odur ki salik seyri süluk yolunda bütün bu aşamalardan geçmişde olsa her kat ettiği mertebede Mürşid-i kâmilden istifade etmek zorundadır. Zira Evliya'nın kalbi cin ve şeytandan etkilenmez. Çünkü zikir sayesinde ilahi idraki melek ruha, ruh da kalbe bildirir, derken bütün vücuda yayılır. Görüldüğü gibi, kulun vuslata uluşmada iki yolu vardır:
1-Güzel itikad,
2- Kalbi zikir etmek...
Kudsi Hadiste; ''Allah'a ulaştıran yollar, yaratılmışların nefisleri sayısı kadardır'' buyuruyor. Zikir yolu, genelde iki yol üzerine kuruludur:
1- Lisan-ı yol olan cehr-i zikir.
2- Kalb-i yol olan haf-i zikir.
İşte bu iki yol, iki kanaldan dallanıp budaklanıp günümüze kadar gelebilmiştir. Cehr-i zikir, sesli eda edilip Hz. Ali (k.v.)'in de bizatihi yaptığı zikirdir. Haf-i zikir, sessiz yapılan zikir olup, Hz. Ebubekir Sıddık (r.a.)'ın takip ettiği metoddur. Allah'a ulaştıran yollar, yaratılmışların nefisleri sayısı kadardır ölçüsünce, her iki yol da haktır. Her iki yolun yolcuları da Allah'a ulaşmak için zikrediyorlar. Farklılık sadece izlenilen metodda, yani metod farklılığı söz konusudur. Bediüzzaman Said-i Nursi Hz.leri; ''Nakşibendîler gizli zikir sayesinde nefsi emmarenin başını kırmaya muvaffak olurlar. Kadiriler ise zikri cehri ile tabiat tağutlarını tarumar eylemişlerdir'' diyerek konuya açıklık getirmiştir. Zikirden maksat çokluk değil, saflıktır. Önemli olan, İlâhi ente maksudi ve rıdaike matlubi (Ya Rabbi maksadım sen, isteğim senin rızanı kazanmaktır) ölçüsüdür. Resulullah (s.a.v.); ''Allah sizin suretlerinize ve mallarınıza değil, kalbinize ve amellerinize bakar'' buyuruyor. Nitekim Allah (c.c.) Kur'an-ı Kerim'de; ''Gerçek müminler, Allah anıldığı zaman kalbleri titrer (Enfal /2) '' beyan buyurarak zikreden gönülleri övmüştür.
İnsan hayatını mutluluğa çevirmek istiyorsa şu hadisi şerifi ölçü almalıdır: ''Zikredici bir dil, şükredici bir kalp, imanımızda size yardımcı olacak bir kadın bulundurun.''
Hz. Peygamber (s.a.v.) sahabeler arasında, zikri hafiyi Sıddık-ı Ekber'e has kıldı. Bir gün komşular Hz. Ebubekir'i Resulullah'a şikâyet ederler:
''- Ya Resulullah, Ebubekir et pişirip, hatta kokusu dışarıya kadar nüksettiği halde, kimseye ikram etmez'' diye.
Peygamberimiz (s.a.v.) duruma vakıf olur ve şu cevabı verir:
''- O sizin sandığınız et kokusu, pişirilen et kokusu değil. O koku zikreden kalbin yanan kokusudur''
İşte, Hz. Ebubekir öyle can-ı gönülden kalb-i zikrediyor ki, ciğeri yanıyor ve kokusu etrafı bile sarabiliyordu. İşte Hz. Ebubekir'i ''Sıddık-ı Ekber'' yapan, bu durumdur. Bazıları belki diyebilir. Efendim, nasıl oluyor bir insanın kalbinin yanması? Sualleri gelebilir.
Realite ateşin yaktığını bildiriyor bize zaten. Ama hangi ateş? Elbette ki bizim ve herkesin bildiği o ateş ne var ne yok yakar. Fakat bilmediğimiz bir ateş de var ki, (o ateş sayılmaz) o da ''nur''dur. Nurda yakıcılık yoktur. Nur yalnız bir aydınlıktan ibarettir. İşte, ateşle nurun farkı budur.
Allah ile kul arasında yetmişbin hicab perdesi vardır. Bu perdelerin aşılması da zikirle mümkün olabiliyor. Burda yetmişbin perde tabiri Allah'ın isim ve sıfatlarının tecelli daireleri manasınadır. Yani tezahür dereceleri anlamındadır. Rabbûl Âlemin; ''Rabbini tazarru ile gizli olarak dua ediniz (Araf/55)'' ve ''Rabbini tazarruyla (titreyerek) ve korkarak zikret (Araf/205)'' beyan buyuruyor. Resulullah (s.a.v.) de; ''Zikrin hayırlısı hafi olanı, rızkın hayırlısı da kâfi olanıdır'' ve ''Benim ve benden önceki enbiyanın söyledikleri en hayırlı kelime Lâ ilahe illallah'dır. Bilesin ki yedi kat gök ve yedi kat yer terazinin bir kefesine, kelime-i tevhid de bir kefesine konsa bu kelime ağır gelir'' buyurdular. Yine Peygamberimiz (s.a.v.); ''Yeryüzünde Allah, Allah diyen bulundukça kıyamet kopmaz'' diyerek zikrin efdaliyetini bizlere beyan etmişlerdir.
İmam-ı Rabbani (k.s.) büyük bir zat. Zamanın müceddidlerinden ve aynı zamanda evliyalarındandır. Müceddid-i el Fisani Tevhidi iki kısımda tasnif eder:
‘’1-Tevhidi şuhud,
2- Tevhidi vücud.’’ diye
Zikirlerinde efdaliyat bakımdan birbirlerine mukabil dereceleri söz konusu. Hz. Ayşe (r.a.)'dan rivayetle, Hz. Resulullah (s.a.v.); ''Bazı zikirler diğer zikirlerden yetmiş kat daha efdaldır'' buyurmuşlardır. Bir başka hadislerinde de; ''Kanın dolaştığı yerlerde muhakkak şeytan da dolaşır. Onun dolaşmaması için en kuvvetli silah Lailaheillahul-fealu'' buyurarak şeytana karşı korunmamızı sağlayacak tedbire dikkatimizi çekmiştir.
Gerek ayet-i celilede beyan olunan hakikatler ve gerekse hadis-i şeriflerdeki sözler, zikri teşvik ediyor ve insanlığın çıkış yolunun zikirden geçebileceği vurgulanmaktadır. Eşyadan bilgi edinmek güzel ve insan diline çevirmek de güzel birşey. Yalnız, eşyanın, hakikatlerini çözmeye çalışırken, Allah'ı unutmak perdenin arkasını görememek demektir. İnsanlık galiba, gelecekte kendisini esir etmek isteyen teknolojik cihaz ve donanımlara karşı mücadelesini verecektir. Eşyanın esaretinden kurtulup, bir an Allah'ı hatırladığında, insan da aydınlığa çıkmış olacaktır. Eşyaya mahkûmiyet, vahdet arayan insanlığı perişanlığa itmektedir.
Vahdet'e giden yol, Allah'ı anmaktan geçer. Zikreden insanın kalbi dakika da ortalama 124 kez atar(tıklar). İşte bu noktada zikrin ehemmiyeti ortaya çıkıyor. Her tıklamada ya da vuruşta bir kez Allah demek kadar bir güzel saadet var mı? Kalbin artışına paralel Allah adını vurgulayarak ebedi hayatın kapılarının açılmasını sağlar. Böylece zikreden bir insan dakikada 124 kez Allah diyerek huzura kavuşarak kalbin huzur bulmasına zemin hazırlamış olur. Yani, ''Kalpler ancak Allah'ı zikretmekle huzura erer'' beyanındaki, ilahi prensibin mana ve ruhuna kavuşulur.
Velhasıl, zikir en güzel sermayedir.
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder

gulferi

Bilgiler: Forum Sorumlusu
Forum Sorumlusu



Kayıt: Oct 21, 2007
Mesajlar: 1852
Nerden: Aslen MERSİN, şimdi HAKKARİ
Puanlama:
Seviye:35
 
 
34 / 3484
1663 / 1663
116 / 130


Üye Durumu : Ofline
MesajTarih: Thu Sep 25, 2008 7:34 pm Alıntıyla Cevap Ver Başa dön

''Kalpler ancak Allah'ı zikretmekle huzura erer''..ALLAH razı olsun alperen kardeşim..herdaim ALLAHI ihlaslı bir şekilde zikretmeyi kalbimize versin yüce RABBİM..

_________________


"Bu dinin garip anlarında hizmet gören, saltanatını sürmeden ölmez."



"
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et

alperen

Bilgiler: Özel Üye
Özel Üye



Kayıt: Jun 16, 2007
Mesajlar: 441

Puanlama:
Seviye:19
 
 
0 / 798
381 / 381
24 / 49


Üye Durumu : Ofline
MesajTarih: Sun Oct 05, 2008 4:59 pm Alıntıyla Cevap Ver Başa dön

Allah sendende razı olsun, geçmiş bayrnmınız mübarek ola.
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder

Reklam Servisi

Bilgiler:






Puanlama:
Seviye:
 
 


Üye Durumu :
Tarih: 01/01/2007 Başa dön

Lütfen Forum Kurallarina Uyunuz




Lütfen Site Içerigine Aykiri Reklamlari Site Yönetimine Bildiriniz
Mesajları göster:       
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder

Sonraki başlık
Önceki başlık
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız


Tüm zamanlar GMT +10 Saat
Türkçe Çeviri: phpBB Turkey & Türkiye Forum
Dinisayfalar.Com Dantel Dini Resimler Site Map
islami - ilahiler - ezgiler - forum - islami site - dini site

Sitemiz PHP-Nuke Kodlari Ile Hazirlanmistir.
Sayfa Üretimi: 0.30 Saniye

:: NukeMods ::