Cennetlikler Ve Cehennemlikler İle İlgili Hadisler



Hadis No: 5114

Ravi: Sehl İbnu Sa’d

Tanım: Resulullah (sav) buyurdular ki: “Cennet ehli, gurfelerde kalanları seyrederler, tıpkı gökteki yıldızları seyretmeniz gibi.”

Kaynak: Buhari, Rikak 51; Müslim, Cennet 10, (2830)


Hadis No: 5115

Ravi: Ebu Said

Tanım: Resulullah (sav) buyurdular ki: “Cennet ehli gurfelerde kalanları (ehl-i guraf) görürler. Tıpkı, ufukta doğudan batıya giden inci gibi parlak yıldızları gördüğünüz gibi. Aralarındaki fazilet farkı, (gurfe ehlini) böyle yukarıda gösterir.” Bunun üzerine Ashab: “Ey Allah’ın Resulü! Bu söylediğiniz, peygamberlerin makamı olmalı, başkaları oraya ulaşamamalı!” dedi. Ancak Aleyhissalatu vesselam: “Hayır! Ruhumu kudret dinde, tutan Zat’a yemin olsun! Gurfelerde kalanlar (peygamberler değiller), Allah’a inanıp peygamberleri tasdik eden kimselerdir” buyurdular.

Kaynak: Buhari, Bed’u’l-Halk 8; Müslim, Cennet 11, (2831)


Hadis No: 5116

Ravi: Ebu Hureyre

Tanım: Resulullah (sav) buyurdular ki: “Cennete ilk girecek zümre, dolunay gecesindeki ay suretindedir. Onu takip eden zümre, parlaklık yönüyle gökteki en büyük yıldız gibidir. Cennetlikler bevletmezler, büyük abdest de bozmazlar, tükürmezler, sümkürmezler de. Tarakları altındandır, terleri misktir. Buhurdanları öd ağacından, zevceleri kara gözlü hurilerden olacak. Onlar ataları Adem’in yaratılışı üzere, altmış zira’ boyunda tek bir adam suretinde olacaklar.”

Kaynak: Buhari, Bed’ü’l-Halk 8, Enbiya 1; Müslim, Cennet 15, (2834); Tirmizi, Cennet 7, (2540)


Hadis No: 5117

Ravi: Cabir

Tanım: Resulullah (sav): “Cennet ehli cennette yerler ve içerler. Ancak tükürmezler, küçük ve büyük abdest bozmazlar, sümkürmezler de!” buyurmuştu. Ashab: “Peki yedikleri ne olur?” diye sordular. Aleyhissalatu vesselam: “Geğirmek ve misk sızıntısı gibi ter! Onlara tıpkı nefes ilham olunduğu gibi tesbih ve tahmid ilham olunur.”

Kaynak: Müslim, Cennet 18, (3835); Ebu Davud, Sünnet 23, (4741)


Hadis No: 5118

Ravi: Ebu Said el-Hudri

Tanım: Resulullah (sav) buyurdular ki: “Bir kimse cennetlik olarak ölünce, büyük veya küçük, yaşı ne olursa olsun, otuz yaşında bir kimse olarak cennete girer ve artık bu yaş ebediyen değişmez. Cehennemlikler için de durum böyledir.”

Kaynak: Tirmizi, Cennet 23, (2565)


Hadis No: 5119

Ravi: Ebu Hureyre

Tanım: Resulullah (sav) buyurdular ki: “Cennet ehlinin vücudu kılsız, yüzü sakalsız, gözleri sürmelidir, gençlikleri zail olmaz, elbiseleri eskimez.” [Tirmizi’nin, bir rivayetinde şu ziyade var: “Cennetliklerin başlarında taçlar vardır. Taçtaki tek bir inci, meşrık ile mağrib arasını aydınlatır.”]

Kaynak: Tirmizi, Cennet 8, (2542)


Hadis No: 5120

Ravi: Ebu Rezin el-Ukayli

Tanım: Resulullah (sav) buyurdular ki: “Cennet ehlinin çocuğu olmaz, (orada doğum yoktur).”

Kaynak: Tirmizi, Cennet 23, (2566)


Hadis No: 5121

Ravi: Enes

Tanım: Resulullah (sav): “Mü’mine cennette şu şu kadar (kadınla) cima gücü verilir!” buyurmuşlardı. Kendisine: “Ey Allah’ın Resulü! Buna takat getirebilir mi?” diye soruldu. “Yüz (kişinin) gücü verilir! (Böyle olunca takat getirir!)” buyurdular.

Kaynak: Tirmizi, Cennet 6, (2539)


Hadis No: 5122

Ravi: el-Hudri

Tanım: Resulullah (sav) buyurdular ki: “Kıyamet günü arz, tek bir çörek olacak. Cebbar (olan Allah Teala hazretleri), onu, cennetliklere azık olarak elinde çevirecektir, tıpkı sizin sefer sırasında çöreğinizi çevirdiğiniz gibi!” Bu sırada bir Yahudi gelerek: “Ey Ebu’l-Kasım! Rahman (olan) Allah seni mübarek kılsın! Kıyamet günü cennet ehlinin (iştah açıcı) ikramı ne olacak haber vereyim mi?” dedi. Efendimiz: “Söyle bakalım!” buyurdular. Adam, tıpkı Aleyhissalatu vesselam’ın söylediği gibi: “Arz, tek bir çörek olur!” dedi. Resulullah (sav) bize baktılar. Sonra azı dişleri görününceye kadar tebessüm buyurdular ve: “Peki cennet ehlinin katıklarını sana haber vereyim mi?” dediler. Adam: “Buyurun!” dedi. Aleyhissalatu vesselam: “Balam ve nun!” buyurdular. Adam: “Bu nedir?” dedi. Aleyhissalatu vesselam: “Öküz ve balıktır. Bunların ciğerlerinin kenarından yetmiş bin kişi yer” buyurdular.

Kaynak: Buhari, Rikak 44; Müslim, Münfikun 30, (2792)


Hadis No: 5123

Ravi: el-Hudri

Tanım: Resulullah (sav) buyurdular ki: “Cennet ehlinden derecesi en düşük olanın seksen bin hizmetçisi, yetmiş iki zevcesi vardır. Onun için inciden, zebercedden ve yakuttan bir çadır kurulur. Bu çadır, Cabiye’den San’a’ya kadar uzanan bir büyüklüktedir.”

Kaynak: Tirmizi, Cennet 23, (2565)


Hadis No: 5124

Ravi: İbnu Ömer

Tanım: Resulullah (sav) buyurdular ki: “Cennet ehlinin mertebece en düşük olanı o kimsedir ki: “Bahçelerine, zevcelerine, nimetlerine, hizmetçilerine, koltuklarına bakar. Bunlar bin yıllık yürüme mesafesini doldururlar. Cennetliklerin Allah nezdinde en kıymetli olanları ise, Vech-i İlahiye sabah ve akşam nazar ederler.” Resulullah (sav) sonra şu ayeti okudu. (Mealen): “Yüzler vardır, o gün ter ü tazedir, Rablerini görecektir” (Kıyamet 22-23).

Kaynak: Tirmizi, Cennet 17, (2556), Tefsir, Kıyamet (3327)


Hadis No: 5125

Ravi: Mugire İbnu Şu’be

Tanım: Resulullah (sav) buyurdular ki: “Hz. Musa aleyhisselam Rabbine sordu: “Derece itibariyle cennet ehlinin en düşüğü nasıldır? “Rab Teala buyurdu: “O, cennet ehli cennete dahil edildikten sonra gelecek olan bir adamdır ki kendisine: “Cennete gir!” denilir. Adam; “Ey Rabbim nasıl gireyim. Herkes yerlerine yerleşti, mekanlarını tuttu!” der. Ona şöyle denilir: “Sana dünya meliklerinden birinin mülkü kadar mülk verilmesine razı mısın?” “Rabbim, razıyım!” der. Rab Teala: “Sana bu verilmiştir. Onun misli, onun misli, onun misli, onun misli de.” Adam beşincide: “Ey Rabbim razı oldum (yeter)!” der. Rab Teala: “Bu sana verildi, on misli daha verildi. Ayrıca gönlün her ne isterse, gözün neden zevk alırsa, sana hep verilmiştir!” buyurur. Adam: “Rabbim razı oldum (yeter)” der. (Hz. Musa sormaya devam eder): Ta derecesi en üstün olan (nasıldır)?” “İşte irade ettiklerim bunlardı. Onların keramet fidanlarını kendi elimde diktim ve üzerlerine mühür vurdum. Onlara hazırladığımı, ne bir göz görmüş ne bir kulak işitmiştir, hiçbir beşer kalbine de hutur etmemiştir.”

Kaynak: Müslim, İman 312, (189); Tirmizi, Tefsir, Secde, (3196)


Hadis No: 5126

Ravi: Ebu Said el-Hudri

Tanım: Resulullah (sav) buyurdular ki: “Allah Teala hazretleri cennet ehline: “Ey cennet ahalisi!” diye seslenir. Onlar: “Ey Rabbimiz buyur! Emrine amadeyiz! Hayır senin elindedir!” derler. Rab Teala: “Razı oldunuz mu?” diye sorar. Onlar: “Ey Rabbimiz! Razı olmamak ne haddimize! Sen bize mahlukatından bir başkasına vermediğin nimetler verdin!” Rab Teala: “Ben sizlere bundan daha fazlasını vereyim mi?” der. Onlar: “Bu verdiklerinden daha üstün ne olabilir?” derler. Rab Teala: “Size rızamı helal kıldım. Artık, size ebediyyen gadab etmeyeceğim!” buyururlar.”

Kaynak: Buhari, Rikak 51, Tevhid 38; Müslim, Cennet 9, (2829); Tirmizi, Cennet 18, (2558)


Hadis No: 5127

Ravi: Ebu Hureyre

Tanım: Resulullah (sav) buyurdular ki: “Bana cennete giren ilk üç kişi arzedildi. Bunlardan biri şehid, biri iffetli olan (ve azla yetinerek) iffetini koruyan, biri de Allah’a ibadetini güzel yapan ve efendilerine hayırhah olan bir köle idi.”

Kaynak: Tirmizi, Fezailu’l-Cihad l3, (1642)


Hadis No: 5128

Ravi: Harise İbnu Vehb

Tanım: Resulullah (sav): “Size cennet ehlini haber vereyim mi?” buyurdular. Ashab: “Evet ey Allah’ın Resulü!” dedi. Aleyhissalatu vesselam: “Herbir biçare addedilen zayıf kimsedir. Bu kimse, bir hususta Allah’a yemin etse, Allah onun dilediğini yerine getirerek tebrie eder ve hanis kılmaz” buyurdu ve tekrar sordu: “Size cehennem ehlini haber vereyim mi?” Bunlar kaba, cimri ve kibirli kimselerdir.”

Kaynak: Buhari, Tefsir, Nun 1, Edeb 61, Eyman 9; Müslim, Cennet 46, (2853); Tirmizi, Cehennem 13, (2608)


Hadis No: 5129

Ravi: Harise İbnu Vehb

Tanım: Resulullah (sav) şöyle buyurmuştur: “Cennete ne zengin cimri, ne de kaba merhametsiz girer.”

Kaynak: Ebu Davud, Edeb 8, (4801)


Hadis No: 5130

Ravi: Nu’man İbnu Beşir

Tanım: Resulullah (sav) buyurdular ki: “Cehennemliklerin azab cihetiyle en hafif olanı, ayağında ateşten bir nalın ve nalın bağı olan kimsedir ki, ayağındakiler sebebiyle, tıpkı tencerenin kaynaması gibi, başında dimağı kaynar. Öyle tahammülfersa bir azab duyar ki, azabca insanların en hafifi olduğu halde, kendinden şiddetli azab çeken olmadığını zanneder.”

Kaynak: Buhari, Rikak 8; Müslim, İman 363 (213); Tirmizi, Cehennem 12, (2607)


Hadis No: 5131

Ravi: Semüre İbnu Cündeb

Tanım: Resulullah (sav) buyurdular ki: “(Cehennemlikler derece derecedir.) Bir kısmı vardır, ateş onları topuğuna kadar yakalar, bir kısmı vardır, dizlerine kadar yakalar, bir kısmı vardır kemere kadar yakalar, bir kısmı vardır köprücük kemiğine kadar yakalar.”

Kaynak: Müslim, Cennet 33, (2845)


Hadis No: 5132

Ravi: Ebu’d-Derda

Tanım: Resulullah (sav) buyurdular ki: “Cehennem ehline açlık musallat edilir. Bu, içinde bulundukları azaba eşit dereceye ulaşır. Açlığa karşı yardım talep ederler. Onlara besleyici olmayan ve açlığı gidermeyen dari’ (denen dikenli bir ot) verilir. Tekrar yiyecek isterler, bu sefer de boğazda tıkanıp kalan bir yiyecekle imdat edilir. (Bu da boğazlarında takılır kalır, ne ileri geçer, en de geri gelir). Derken dünyada iken, bu durumda, bir içecekle takılan lokmaları kaydırdıklarını hatırlarlar ve bir içecek talep ederler. Kendilerine demir kancalar bulunan kaplarda kaynar sular verilir. Bu kaplar, yüzlerine yaklaştırılınca, yüzlerini dağlayıp atar. Su karınlarına girince içlerini param parça eder. Bu sefer de: “Cehennemin bekçilerini çağırın, ola ki azabımızı biraz hafifletir!” derler. Onları çağırırlar. Onlar gelince: “Size peygamberleriniz bu halleri açıklayan haberleri getirmemiş miydi?” derler. Onlar: “Evet getirmişti (ama dinlemedik)” derler. Bunun üzerine, bekçiler: “Siz isteyin durun! Kafirlerin istekleri (burada) boşadır!” derler” (Gafir 50). Cehennemlikler bekçilerden ümidi kesince: “(Cehenneme müvekkel melek) Malik’i çağırın!” derler. (Malik gelince): “Ey Malik (söyle de) Rabbin bizim hakkımızda ölüme hükmetsin!” derler. Malik de onlara: “Hayır! (Siz burada canlı olarak ebedi) kalıcılarsınız!” diye cevap verecek” (Zuhruf 77). (Hadisin ravilerinden) A’meş rahimehullah der ki: “Bana bildirildi ki, cehennemliklerin Malik’e yalvarmaları ile Malik’in onlara verdiği cevap arasında bin yıllık zaman geçecektir. Cehennemlikler, bu sefer aralarında: “Rabbinize dua edin sizin için O’ndan daha hayırlı kimse yok!” diyecekler ve elbirlik şöyle yakaracaklar: “Ey Rabbimiz, bedbahtlığımız bize galebe çalmıştı, biz gerçekten sapıtmış kimselerdik. Ey Rabbimiz bizi bundan çıkar. Eğer (yine) küfre dönersek artık hiç şüphesiz ki zalimlerden oluruz” (Mü’minun 106-107). Rab Teala, onlara: “Cehennemin içine yıkılıp gidin! Bana bir şey söylemeyin!” diyecek” (Mü’minun 108). Resulullah devamla dedi ki: “Bu cevap üzerine, cehennem ehli her çeşit hayırdan ümidlerini keserler; hıçkırmaya, nedamet etmeye, dövünüp yırtınmaya başlarlar.”

Kaynak: Tirmizi, Cehennem 5, (2589)


Hadis No: 5133

Ravi: Ebu Hureyre

Tanım: Resulullah (sav) buyurdular ki: Cehennemliklerin tepelerine kaynar su dökülür. Bu su, vücudlarının içine nüfuz eder, öyle ki karınlarına kadar ulaşır; içlerinde ne var ne yok, söker atar ve ayaklarını delip, geçer. Bu hadise “Bununla karınlarının içinde ne varsa hepsi ve derileri eritilecektir” (Hacc 20) ayetinde zikri geçen) eritme (es-Sahru) hadisesidir. Sonra (eriyen cesedleri) eski haline iade edilir.”

Kaynak: Tirmizi, Cehennem 4, (2586)


Hadis No: 5134

Ravi: Ebu Hureyre

Tanım: Resulullah (sav) buyurdular ki: “Kafirin cehennemdeki bir azı dişi Uhud dağı kadardır. Derisinin kalınlığı da üç gecelik yol mesafesidir.”

Kaynak: Müslim, Cennet 44, (2851); Tirmizi, Cehennem 3, (2580, 2581, 2582)


Hadis No: 5135

Ravi: İbnu Ömer

Tanım: Resulullah (sav) buyurdular ki: “Kafir, bir iki fersah uzunluğundaki dilini kıyamet günü yerde sürür, (Mevkifte) insanlar onun üzerine basarlar.”

Kaynak: Tirmizi, Cehennem 3, (2583)


Hadis No: 5136

Ravi: Ebu Hureyre

Tanım: Resulullah (sav) buyurdular ki: “Kıyamet günü ilk çağırılacak olan, Hz. Adem’dir. Hak Teala hazretleri: “Buyur ey Rabbim, emrindeyim!” der. Rabb Teala: “Zürriyetinden cehenneme gidecekleri ayır!” emreder. Adem: “Ey Rabbim ne miktarını ayırayım?” diye sorar. Rabb Teala: “Her yüzden doksan dokuzunu!” ferman buyurur.” (Ashab bu esnada atılıp): “Ey Allah’ın Resulü! Bizden geriye ne kaldı?” derler. Aleyhissalatu vesselam: “Benim ümmetim, diğer ümmetler yanında siyah öküzün başındaki beyaz tüy gibi (az)dır!” buyurdular.

Kaynak: Buhari, Rikak 45


Hadis No: 5137

Ravi: Ebu Hureyre

Tanım: Resulullah (sav) buyurdular ki: “Hz. İbrahim aleyhisselam, kıyamet günü, babası Azer’i [yüzü] üzerinde bir siyahlık ve toz toprak olduğu halde görür. Babasına: “Ben sana dünyada iken, “Bana asi olma!” demedim mi?” der. Babası ona: “İşte bugün ben artık sana asi olmayacağım!” der. Bunun üzerine İbrahim aleyhisselam: “Ey Rabbim! Sen yeniden diriltme gününde beni rüsvay etmeyeceğini vaadetmiştin. Rahmetten uzak babamın halinden daha rüsvay edici başka ne var?” diye yakarır. Allah Teala hazretleri: “Ben cenneti kafirlere haram kıldım!” cevabında bulunur. Sonra şöyle nida edilir: “Ey İbrahim, ayaklarının altında ne var, biliyor musun?” İbrahim yere bakar ve kana bulanmış bir sırtlan görür. Derhal ayaklarından tutulup ateşe atılır. (İşte bu, İbrahim’in babasıdır, o çirkin surete sokulmuştur).”

Kaynak: Buhari, Enbiya 8, Tefsir, Şuara 1


Hadis No: 5138

Ravi: Ebu Hureyre

Tanım: Resulullah (sav) buyurdular ki: “Cennet ve cehennem, aralarında (ihtilaf ederek Allah nezdinde ) dava açtılar. Cehennem: “Ben, mütekebbirler (dünyada büyüklük taslayanlar) ve mütecebbirler (zorbalık yapanlar) için tercih edildim!” diye dövündü. Cennet ise: “[Ey Rabbim!] Bana niçin sadece zayıflar ve (insanlar nazarında) düşük olanlar, (hakir görülenler) girer?” dedi. Allah Teala hazretleri önce cennete hitap etti: “Sen benim rahmetimsin. Kullarımdan dilediklerime rahmetini seninle ulaştıracağım!” Sonra da cehenneme hitap etti: “Sen de benim azabımsın. Kullarımdan dilediğim! seninle azablandıracağım!” (Her ikisine yönelerek): “İkiniz(in de vazifesi var! İkiniz de) dolacaksınız!” buyurdu. Ancak cehennem, bir türlü dolmak bilmedi. Allah Teala da ayağını üzerine bastı. Derken cehennem: “Yeter! yeter!” diye inledi. Bu suretle dolmuş olan cehennemin ağzı birbirine kavuştu. Allah mahlukatından hiçbir ferde asla zulmetmez. Cennete gelince, Allah yeni mahlukat yaratarak onu dolduracaktır.”

Kaynak: Buhari, Tefsir, Kaf 1, Tevhid 25; Müslim, Cennet 35, (2846); Tirmizi, Cennet 22, (2564)


Hadis No: 5139

Ravi: Ebu Said

Tanım: Resulullah (sav) buyurdular ki: “Hakkıyla cehennemlik olan cehennemlikler var ya, onlar cehennemde ne ölürler ne de yaşarlar. Lakin günahları -yahut hataları denmiştir- sebebiyle ateşe duçar olan bir kısım kimseler vardır ki, ateş onları tamamen öldürür. Yanıp kömür olduktan sonra, kendilerine şefaat edilme izni verilir. Böylece grup grup getirilirler ve cennet nehirlerine dağıtılırlar. Sonra: “Ey cennet ehli! Bunların üzerlerine su dökün” denilir. Bunlar, sel yatağında biten bir ot gibi yeniden biterler.”

Kaynak: Müslim, İman 306, (185)


Hadis No: 5140

Ravi: Ebu Said

Tanım: Resulullah (sav) buyurdular ki: “Mü’minler cehennemden kurtarılıp, cennetle cehennem arasındaki köprüde bir müddet hapsedilirler. Bu sırada, aralarında dünyada geçmiş olan haksızlıklar kısas edilir. Böylece günahlardan temizlenip paklandıktan sonra cennete girmelerine izin verilir. Nefsimi kudret elinde tutan Zat-ı Zülcelal’e yemin olsun, onlardan herbiri, cennetteki evini, dünyadaki evinden daha iyi bilir.”

Kaynak: Buhari, Mezalim 1, Rikak 48


Hadis No: 5141

Ravi: İmran İbnu Husayn

Tanım: Resulullah (sav) buyurdular ki: “Muhammed (sav)’in şefaati ile, bir kısım insanlar cehennemden çıkacak, cennete girecektir. Bunlara cehennemlikler denecektir.”

Kaynak: Buhari, Rikak 513; Ebu Davud, Sünnet 23, (4740); Tirmizi, Cehennem 10, (2603)


Hadis No: 5142

Ravi: Ebu Hureyre

Tanım: Resulullah (sav) buyurdular ki: “Cehenneme giren iki kişinin oradaki bağırtıları şiddetlenecek. Allah Teala hazretleri: “Çıkarın bunları!” buyuracak. Onlara: “Niçin bağırıyorsunuz?” diye soracak. Onlar: “Bize merhamet edesin diye böyle yaptık!” diyecekler. Rab Teala: “Benim size rahmetim, gidip kendinizi ateşe atmanız şeklindedir!” buyuracak. Onlar gidecekler. Biri kendisini ateşe atacak. Allah da ateşi ona soğuk ve selametli kılacak. Diğeri kalkar fakat kendini ateşe atamaz. Allah Teala hazretleri: “Arkadaşının attığı gibi, seni de kendini atmaktan alıkoyan nedir?” diye sorar. Adam: “Ey Rabbim, beni ondan çıkardıktan sonra oraya bir kere daha göndermeyeceğini ümid ediyorum!” der. Allah Teala hazretleri: “Haydi ümidini verdim!” der. İkisi de Allah’ın rahmetiyle cennete sokulurlar.”

Kaynak: Tirmizi, Cehennem 10, (2602)


Hadis No: 5143

Ravi: İbnu Mes’ud

Tanım: Resulullah (sav) buyurdular ki: “Cennete en son giren kimse, bazan yürür, bazan ağlar. Ateş de arada sırada onu yalar geçer. Cehennemi tamamen geçince dönüp ona bir nazar eder ve: “Senden beni kurtaran Allah münezzehdir! Allah Teala hazretleri, bana evvelin ve ahirinden hiç kimseye vermediği şeyi verdi!” der. Derken ona bir ağaç gösterilir. “Ya Rabbi!” der, “beni şu ağaca yaklaştır da altında gölgeleneyim, suyundan içeyim.” Allah Teala hazretleri: “Ey ademoğlu! Dilediğini versem benden başka bir şey istemezsin değil mi?” der. Adam: “Ey Rabbim, ondan başka bir şey istemeyeceğim!” der ve başka bir şey istemeyeceğine dair söz verir. Rabbi de onun özrünü kabul eder. Çünkü o, sabredemeyeceği şeyi görmüştür. Onu ağaca yaklaştırır. Adamcağız, onun gölgesinde gölgelenir, suyundan içer. Sonra adama, evvelkinden daha güzel bir ağaç daha gösterilir. Dayanamayıp: “Ey Rabbim! Beni şuna yaklaştır, gölgesinde gölgeleneyim, suyundan içeyim, artık senden başka bir şey istemeyeceğim!” der. Allah Teala: “Ey ademoğlu! Bana öncekinden başkasını istememeye söz vermemiş miydin? Ben seni yaklaştıracak olsam başka şeyler isteyeceksin!” der. Adam, başka şey istemeyeceği hususunda söz verir. Rabbi de onu mazur görür. Çünkü o, sabredemeyeceği şeyi görmüştür. Adamı ona yaklaştırır. Adam onun gölgesinde gölgelenir, suyundan içer. Sonra ona cennetin kapısının yanında bir ağaç yükseltilir. Bu ağaç diğer ikisinden daha güzeldir. Adam yine: “Ey Rabbim! Beni şuna yaklaştır da gölgesinde gölgeleneyim, suyundan içeyim, senden başka bir şey istemiyorum!” der. Rab Teala: “Ey ademoğlu! Sen, ondan başka bir şey istemeyeceğine dair bana söz vermemiş miydin?” der. Adam: “Evet, Rabbim! Senden, başka bir şey istemeyeceğim!” der. Rabbi onu mazur görür. Çünkü o, sabredemeyeceği bir şey görmüştür. Onu bu ağaca yaklaştırır. Adam ona yaklaştırılınca cennet ehlinin seslerini işitir. (Dayanamayıp): “Ey Rabbim! Beni cennete şok!” der. Rab Teala: “Ey ademoğlu! Beni senden kurtaracak şey nedir! Dünya kadarını ve beraberinde mislini versem razı olur musun!” der. Adam: “Ey Rabbim! Benimle istihza mı ediyorsun? Sen ki Alemlerin Rabbisin!”der.” İbnu Mes’ud bu noktada güldü ve: “Niye güldüğümü sormuyor musunuz?” dedi. “Niye güldün söyle!” dediler. “Resulullah (asa) da böyle gülmüştü. “Niye güldünüz?” diye soruldu da: “Rabbülalemin’in, adamın “Sen ki Alemlerin Rabbisin, benimle istihza mı ediyorsun?” demesine gülmesine gülüyorum!” dedi. Allah Teala hazretleri: “Ben seninle istihza etmiyorum. Lakin ben, Azimüşşan dilediğimi yapmaya kadirim!” buyurdular.”

Kaynak: Müslim, İman 310, (187)





İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*