Süleymaniye Camii


Birbirinden Güzel Mekanlar Hakkındaki Bilgilendirici Yazılar ve Resimler

Moderatörler: Ertugrul, ucharfbesnokta

Süleymaniye Camii

Mesajgönderen Med_Cezir » 05 Nis 2007, 08:46



Resim
Süleymaniye Camii, Kanuni Sultan Süleyman adına 1550-1557 yılları arasında İstanbul'da Mimar Sinan tarafından inşa edilen cami

Mimar Sinan'ın kalfalık devri eseri olarak nitelendirilen Süleymaniye Camii, medrese, kütüphane, hastahane, hamam, imaret, hazire ve dükkanlardan oluşan Süleymaniye Külliyesinin bir parçası olarak inşa edilmiştir.

Süleymaniye Camii klasik Osmanlı mimarisinin en önemli örneklerindendir. Dört fil ayağı üzerine oturan caminin kubbesi 53 m. yüksekliğinde ve 26,5 m çapındadır. Bu ana kubbe, iki yarım kubbe ile desteklenmektedir. Kubbe kasnağında 32 pencere bulunmaktadır. Cami avlusunun dört köşesinde birer minare bulunmaktadır. Bu minarelerin camiye bitişik iki tanesi üçer şerefeli ve 76 m. yüksekliğinde, cami avlusunun kuzey köşesinde soncemaat yeri giriş cephesi duvarının köşesinde bulunan diğer iki minare ise ikişer şerefeli ve 56 m. yüksekliğindedir. Cami, içindeki kandil islerini temizleyecek hava akımına uygun inşa edilmiştir. Camiden çıkan isler ana giriş kapısının üzerindeki odada toplanmış ve bu isler mürekkep yapımında kullanılmıştır.

28 revakın çevrelediği cami avlusunun ortasında dikdörtgen şeklinde bir şadırvan bulunmaktadır. Caminin kıble tarafında içinde Kanuni Sultan Süleyman ve eşi Hürrem Sultan'ın da türbelerinin bulunduğu bir hazire mevcuttur.

Cami süslemeleri açısından sade bir yapıya sahiptir. Mihrap duvarındaki pencereler vitraylarla süslüdür. Mihrabın iki tarafındaki pencereler üzerinde yer alan çini madalyonlarda Fetih Suresi, caminin ana kubbesinin ortasında ise Nur Suresi yazılı bulunmaktadır. Caminin hattatı Hasan Çelebi'dir.

Evliya Çelebi'nin anlatımıyla caminin yapımı şöyle olmuştur: "Bütün Osmanlı ülkesinde ne kadar bin mükemmel üstad mimar yapı ustası işçiler ve taşçılar ve mermer işleyenler varsa hepsini toplayıp üç yıl bütün ayakları bağlı forsa temelini yerin altına indirdiler. Temel kazanların vurdukları kazmaların sesini yeraltında dünyayı sırtında taşıyan öküz duyardı...üç senede binanın temeli yeryüzüne yükselip bina meydana çıktı. Bir yıl o halde kaldı...Bir yıldan sonra Sultan Bayazıdı Veli'nin presesine (hiza ipi) göre mihrab kondu. Dört tarafına duvarlarını kubbe aralarına varıncaya kadar 3 yıl yükselttiler. Ondan sonra metin güçlü dört paye üzerine yüksek kubbeyi yaptılar. Süleymaniye Camii'nin ne yolda şekillendiği, bu ulu camiin kubbenin mavi tasının ta üst tepesi Ayasofya kubbesinden yuvarlak ve yedi meliki arşın yüksek cihanı kaplayan bir kubbedir. Bu eşsiz kubbenin dört ayağından başka camiin solunda ve sağında dört tane somaki mermer sütun vardır ki her biri onar Mısır hazinesi değerindedir...Ama Allah bilir bu kırmızı renkli dört somaki sütunun cihanın dört köşesinde benzeri yoktur, ellişer arşın yüksekliğinde güzel sütunlardır...Mihrab ve minber üzerinde olan renk renk camlar Serhoş İbrahim'in işidir. Her cam parçasında nice kerre yüzbin parçanın renk renk hurda camlarla çiçekler ve Allah'ın güzel adlarıyla süslenmiş camlardır ki, bunlar kara ve deniz seyyahları arasında dünyaca övülmektedir, felekte bunların eşi görülmemiştir...mermeri işleyen üstad ince sütun üzerine bir müezzin mahfili yapmıştır ki guya cennet mahfillerindendir...mihrabın üzerinde Karahisari hattıyla Zekeriya ne zaman bulunduğu mihraba girdiyse onun yanında bir yiyecek buldu (Ali İmran: 37) ayeti zehebi laciverd ile yazılmıştır.

...Ve mihrabın sağında ve solunda burma, zıh zıh yapma sütunlar...ve yine orada bir adam boyu halis bakır ve halis altunla cilalanmış şamdanların üzerinde yirmişer kantar kafuri balmumları...camiin sol köşesinde sütun üzre bir yüksek makam, Hünkar Mahfili vardır, ...dört sütun payelerin köşelerinde dört tane aşırhan maksurecikleri var... camiin iki tarafında yan suffaları var...yine bu suffalara eş ince sütunların üzerinde deryaya nazır ve sağ tarafı çarşuya bakan katlar...cemaat çok olduğu zaman bu suffalarda ibadet ederler...mübarek gecelerde kandiller yakarlar hepsi yirmi iki bin kandil ve asılmış avizeler. Bu camiin içinde geride Kıble Kapusu tarafındaki iki payelerde bir çeşme vardır. ve bazı taklar altında Üst Hazine Maksureleri.

Bu caminin içinde ve dışında olan Ahmed Karahisari hattı bugün de ne yazılmıştır ne yazılsa gerektir. İlkin büyük kubbenin ta ortasında 'Allah göklerin ve yerin nurudur. Onun nurunun sıfatı sanki içinde bir çerağ bulunan bir hücredir. O çerağ bir sırça içindedir. O sırça kandil de sanki bir inci gibi parıldayan bir yıldızdır ki güneşin doğduğu yere de battığı yere de nisbeti olmayan mübarek bir ağaçtır, zeytundan tutuşturulup yakılır. Onun yağı kendisine bir ateş dokunmasa da hemen ışık verir ki nur üstüne nurdur. Allah insanlara meseller irad eder. Allah herşeyi hakkıyla bilendir' ayetini yazmada yedi beyzasını göstermiştir. (Nur 35). Mihrab üzerindeki yarım kubbenin içinde... (Enam 79) ayeti. Ve dört payelerin köşesinde Allah, Muhammed, Ebubekir, Ömer, Osman, Ali, Hasan, Hüseyin yazılmıştır. Ve minberin sağındaki pencere üstünde... (Cin 18) ayeti yazılıdır. Üst pencereler üzerinde Allah'ın güzel adları yazılıdır.

Ve bu camiin 5 kapusu vardır. Sağ tarafta imam kapusu, sol tarafta hünkar mahfili, altında vüzera kapusu, ve iki yan kapuları var, sol yan kapu üzerinde (Rad 24)yazılıdır, kıble kapusu üzerinde sol taraftaki kitabenin içinde Ketebehu Ahmed el Karahisari sene..deyü tahrir olunmuştur.

Camii şerifin adı geçen babı saadetlerine ve haremi latifin üç tane yüce kapusuna ayak taş merdivenle çıkılır ve inilir...ve bu avlunun dört yanına nazır hepsi.. adet pencerelerdir, demirci ustası Davudi sanat gösterüp öyle örs vurmuş ki, bu zamana kadar cilasına bir zerre toz tesir etmeyüp puladı nahçevani gibi parlak pencerelerdir. Ve bu pencereler üzere bütün camlar...ortasında ibret verici bir havuz vardır... avlunun kıble kapusu bütün kapulardan yüksek bir sanatlı babı saadettir ki yeryüzünde bu kapuya benzer beyaz ham mermer eşikli ve kat kat girişme zıhlı çengelli ve medeneli bir kapu görülmüş değildir, bütün ham mermerdir...Ve bu camiin dört tane minarelerinin evsafı var ki her biri bir ezanı Muhammedi makamıdır...dört minare on tabaka...sol taraftaki üç şerefeli minareye Cevahir minaresi derler...ve bu camiin iki tarafında kırkar tane abdest tazeleycek muslukları vardır.

Temelinin atılışındaki metanet ve köşesinde olan zarafet ve güzellik eserleri ve her türlü sanatlar insanı büyüleyen görünüşü, bu camiin içinde ve dışında vardır. Hatta bina tamamlanınca Koca Mimar Sinan şunu der: 'Padişahım sana bir cami inşa ettim ki kıyamet gününde Hallacı Mansur yeryüzünde Makalidi Cibal Demavend dağlarını Hallacın yayından pamuk gibi attığında bu caminin kubbesinde Mansur'un yay kirişi önünde çevgan topu gibi bu rütbe senasını medh eder...

Mihrab önünde bir ok atımı yerde bir gülistanı nısfı cihen hıyaban içinde, Süleyman Han'ın meşhedi -toprağı nur olsun-bir yüksek kubbe altında görülür...

Caminin üç tarafında bir kat dış avlu daha vardır ki iki yanı birer at menzili kum sahrasıdır, türlü türlü ulu çınarlar, salkım söğütler, servi ve ıhlamur ve karaağaçlar, dışbudak ağaçları ile süslenmiş bir büyük avludur ki üç yanı hepsi pencereli duvarlar ve hepsi on adet kapu...Şark tarafına bakan hamam kapusu..merdivenle hamama varılır amma bu tarafta avlunun duvarı olmayup İstanbul şehrini temaşa için bir kenarset alçak duvar çekilmiştir. Cümle cemaat orada durup Hünkar Sarayı, Üsküdar'ı, Boğazhisar'ı, Beşiktaş'ı, Tophane ve Galata ve Kasımpaşa ve Okmeydanı boydanboya görülür.

Bu camiin sağında ve solunda dört mezhep şeyhülislamları içün dört adet büyük medreseler vardır..ve bir darülhadis ve bir darülkurra ve ayrıca bir tıp ilmi medresesi, bir sıbyan mektebi ve bir darüşşifa ve imaret ve bir yemekhane, bir tavhanei müsafirin, gelip gidenler için bir kervansaray, bir yeniçeri ağası sarayı, bir kuyumcular dökmeciler ayakkabıcılar ve nısfı cihen aydınlık hamamı tetimmei şuhan bin adet hizmetliler evi...

Süleymaniye Camii tamam oldukta bina emini ve nazırı ve mutemedinin hisaplarına göre, 8 kerre 100.000 ve doksan bin üç bin üç yüz seksen üç yük flori." (Gökyay 343-60)

ResimResim
Resim
Helalin fazlası hesap, haramın fazlası azaptır.
İletişim: destek@islamiyasam.com
Med_Cezir
İslamiYasam Genel Sorumlusu
İslamiYasam Genel Sorumlusu
 
Mesajlar: 1966
Kayıt: 11 Eki 2006, 23:00
Konum: İstanbul

Re: Süleymaniye Camii

Mesajgönderen gulyaprak » 05 Nis 2007, 09:20

teşkler cetin kardeşim.Cok harika bilgiler.zaten osmanlı eseri olurda harika olmazmı.camiilerin hepsi özelliklede mimar sinanın eserleri olan camiler başlı başına bir maveviyat havasındalar.manivi bir atmosferde inşa edelirse tabiiki günümüzün mimarlarını dahi gölgede bırakan böyle eserler ortaya cıkar.düşünmedende edemiyorum şimdi niye cıkımıyor böyle eserler acaba?
gulyaprak
İslamiYasam Genel Sorumlusu
İslamiYasam Genel Sorumlusu
 
Mesajlar: 931
Kayıt: 08 Kas 2006, 00:00

Re: Süleymaniye Camii

Mesajgönderen Med_Cezir » 05 Nis 2007, 09:39

Abla böyle Eserler Neden Çıkmıyor Demisşin ?
Günümüzde aşırı trafik sorunu oldugundan bu duruma çözüm bulmak için birbirinden güzel yeni yollar, köprüler, alt geçitler, üst geçitler vs. yapılıyor. Çünkü insanlar bunlara ihtiyaç duyuyor. Nüfus ve araç sayısıda git gide artıyor ;
Peki bu durumu camilerimize yorar isek. Nüfus artıyor. Dolayısı ilede müslüman sayısı artıyor dimi ? Ama camilerdeki kişi sayısı ise azalıyor. Yani ihtiyaç yokki. Neden böyle ihtişamlı ,görkemli camiler yapmak için toplumumuz ugraşsın ki ?
Rabbim sonumuzu hayreylesin inşallah. Selametle
Helalin fazlası hesap, haramın fazlası azaptır.
İletişim: destek@islamiyasam.com
Med_Cezir
İslamiYasam Genel Sorumlusu
İslamiYasam Genel Sorumlusu
 
Mesajlar: 1966
Kayıt: 11 Eki 2006, 23:00
Konum: İstanbul

Mesajgönderen Ertugrul » 05 Nis 2007, 13:24

Tamamen katılıyorum,cumadan cumaya,bayramdan bayrama lazım oluyor camiler artık.malesef çok taviz veriyoruz ibadetlerimizden.sonu hayra varır inşallah.
Tende kudret nerden olsun nimet-i cân şükrüne,Bin dilim olsa yetişmez bir dilim nân şükrüne..ertugrul@islamiyasam.com
Ertugrul
Forum Sorumlusu
Forum Sorumlusu
 
Mesajlar: 935
Kayıt: 12 Şub 2007, 00:00
Konum: İstanbul

Mesajgönderen hakandidinir » 30 May 2007, 15:44

DEĞERLİ KARDEŞİM AKTARIMINA TEŞEKKÜR EDİYORUM BÖYLE ESERLER AZ KALIYOR GÜNÜMÜZDE ÜZÜCÜ TAMAM AMA DAHA ÜZÜCÜSÜ BU ESERLERİ DOLDURACAK ŞUURLU CEMAATLERDE AZALIYOR
BİR DÜŞÜN ALLAH İLMİYLE DONATILMIŞ BİR ÜSTAD ESERİ HEMİDE KALFALIK DÖNEMİNDEN MAŞALLAH DİYORUM BAŞKA BİRŞEY DEMİYORUM
hakandidinir
Özel Üye
Özel Üye
 
Mesajlar: 2639
Kayıt: 10 Oca 2007, 00:00

Mesajgönderen abu_hayat » 30 May 2007, 19:22

Süleymaniye camii içindi sanırım bu yazacağım kıssa yanlışsa düzeltin lütfen bende yeniden hatırlamış olayım.
Kanuni Sultan Süleyman bu camii yaptırmak istediğinde Yerini göstermek içi Mimar Sinan ı çağırmış ve anlatmaya başlamış yapılacakları vs. o esnada Mimar Sinan'ın onu dinlemediğini farketmiş ve bu durumdan rahatsız olmuş ve bunuda ona söylemeye başlamış Kanuni Sultan Süleyman söylenirken farketmiş ki Mimar Sinan hiç bir şey olmamasına rağmen yolun bir yerinde eğilmiş...
O zaman anlamış ki o camii yi düşünmüş tasarlamış ve hatta yapmış bile..
Sonra söylediklerinde pişman olmuş ama zaten Mimar Sinan duymamış bile..

Zaten var olan iman gücü, yapılanın Allah için yapılması, ustalık ve de üstüne bu denli kendini mesleğine vermek eklenince bizler düşünelim Nasıl Yapılıyormuş bu tür yapıtlar?

Onların erdiği şuura erişmek belki çok güç ama imkansız değil.. İnşallah Onların yaşadığı gibi yaşamayı nasip eder Mevlam hepimize.. Allah razı olsun cümlenizden.. Aslında bizler burada yorum yazarak ve böylesi güzel yorumlar yazarak bazı şeylerin hala önemsendiğini ve dikkat edilmeye çalışıldığını görüyoruz/gösteriyoruz..
abu_hayat
İçerik Sorumlusu
İçerik Sorumlusu
 
Mesajlar: 569
Kayıt: 03 Ara 2006, 00:00

Re:

Mesajgönderen TuAnA » 30 May 2007, 20:51

ben anlamıyorum abilerim ablalrım dönem dönem gibi herşey yani eskiler müslümanlığı o kadar zor getirip kabulettirmişler o kadar zor şartlarda dinimizi yaşamışlar bizler ise sanki o zorlukları yaşayan devletimiz atalarımız değilmiş gibi şuursuz bilinçsiz yaşıyoruz kafam karışıyo kıt aklım yetmiyo bazen kusuruma bakmayın sizlerinde başını ağrıttım
Zindandan Dışarı Giden Tek Yol; RüYa
TuAnA
Özel Üye
Özel Üye
 
Mesajlar: 1165
Kayıt: 06 Şub 2007, 00:00
Konum: SULTANAHMET

Mesajgönderen Ertugrul » 31 May 2007, 13:38

Bizim eksiğimizde bu olsa gerek,düşünmüyoruz ölmeyecekmiş gibi dalıyoruz dünyaya ve onun oyun ve eğlenceden ibaret haline.Halbuki ebedi hayatı düşününce ne kadar anlamsız herşey
Tende kudret nerden olsun nimet-i cân şükrüne,Bin dilim olsa yetişmez bir dilim nân şükrüne..ertugrul@islamiyasam.com
Ertugrul
Forum Sorumlusu
Forum Sorumlusu
 
Mesajlar: 935
Kayıt: 12 Şub 2007, 00:00
Konum: İstanbul

Mesajgönderen uykuluenes » 31 May 2007, 17:12

hızlı yaşam diye tutturmuş gidiyoruz. herkes bi yerlere koşmaya çalışıyor.dünyevi işlere kendimizi kaptırmış koşuşturup duruyoruz.
yüce Rabbim sonumuzu hayır eylesin.
uykuluenes
Yeni Üye
Yeni Üye
 
Mesajlar: 18
Kayıt: 14 Şub 2007, 00:00

Mesajgönderen abu_hayat » 31 May 2007, 17:46

Tuanacım belki de yaşatılıyoruz.. Ve bizde saf saf oyunlarına gelip umursamıyoruz umursamaz oluyoruz.. Buydu zaten yapmak istedikelri ve yavaş yavaş sanki isteklerini gerçekleştiriyorlarmış gibime geliyor!
Eskiden Osmanlı zamanında hiç bir şekilde bizlere hükmedemeyenlere Osmanlı devleti yıklırkende geçit vermedi... Devleti oluşturan millet değil midir? yani Türk halkı!
Bunun için sanırım önce Türk halkını asimile etmeye çalışıyorlar hemde kendi bünyesinde Türk çocuklarına bakın bakalım kaçı Türklük hakkında geçmişi geleceği hakkında bilgi sahibi!!

Aslında görmek steyenler için herşey ortada.. Okullara bakınız televizyon kültürüyle yetişen çocukların neler öğrendiğine bakınız çocukların ilgi duyduğu şeylere bakınız..
Bir Örümcek adam yeterli örnek için sanırım!
abu_hayat
İçerik Sorumlusu
İçerik Sorumlusu
 
Mesajlar: 569
Kayıt: 03 Ara 2006, 00:00


Dön Tarihi ve Kültürel Mekanlar

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 0 misafir