BİNBİR DAMLA


Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) hakkında bilinmesi gerekenler, hadîs-i şerifler ve onun mübârek hayâtı, ahlâkı..

Moderatörler: ucharfbesnokta, Ertugrul

BİNBİR DAMLA

Mesajgönderen yuksel » 24 Mar 2009, 22:27



Aktif Dergi : 117. Sayı
Ana Sayfa
Semerkand Hakkında
Abonelik
Künye ve İletişim

Binbir Damla
Yusuf YAVUZ • 117. Sayı / BİNBİR DAMLA



Ebu Eyyub’un Evinde

Hz. Peygamber s.a.v. Efendimiz, hicret sırasında önce Medine yakınındaki Kuba köyünde bir süre konaklamış ve 12 Rebiülevvel/24 Eylül cuma günü, yanında yüz kişiyle birlikte Medine merkezine doğru yola çıkmışlardı. “Rânûna” vadisine gelince cuma namazı vakti girdi ve bir meydancıkta Allah Rasulü s.a.v.’in imamlığındaki ilk cuma namazı kılındı. Rasulullah Aleyhisselam bu cuma hutbesinde önemli bir hitabede bulundular…

Cumadan sonra Peygamber Aleyhisselam “Kasv┠adlı devesine bindi, yularını başına dolayıp serbest bıraktı. Yanındakilerle şehir içine doğru hareket ettiler. Kasvâ sağa sola bakınarak ilerlerken Medineli misafirperverler:

– Ey Allah’ın Rasulü! Bize gel, bizim yanımızda kal! Mal ve silahça yeterliyiz, seni düşman tehlikesinden koruyabiliriz, diyorlardı. Allah Rasulü s.a.v. de, “Deveyi kendi haline bırakın, ona gideceği yer emredilmiştir.” diyordu.

Kendi haline yürüyen Kasvâ, şimdiki Mescid-i Nebi’nin bulunduğu boş alanda yere çöktü. Burası Sehl ve Süheyl isminde iki yetim gencin arsasıydı. Buraya çöken Kasvâ tekrar ayağa kalkarak biraz yürüdükten sonra dönüp aynı yerde bir daha çöktü ve boynunu yere uzatıp böğürmeye başladı. Rasulullah Aleyhisselam deveden inerek en yakın evi sordu. Ebu Eyyub Halid b. Zeyd r.a.:

– En yakını benim evim ya Rasulallah! İşte evimin kapısı, dedi. Müsaade alarak hemen devenin yükünü çözdü, ağırlığını evine taşıdı. Mahallenin küçük kızları defler çalarak Rasulullah’ı karşıladılar, sevinç ve sevgilerini açığa vurdular. Allah Rasulü s.a.v. tebessümle: “Ben de sizleri seviyorum.” diyerek iltifat buyurdular. Sokaklarda bütün halk: “Rasulullah geldi, Rasulullah!” diye haykırıyordu.

Rasulullah Aleyhisselam, Ebu Eyyub Halid r.a. Hazretleri’nin iki katlı evinin alt katına yerleşmişti. Üst katta bulunan Ebu Eyyub ve zevcesi ise bundan huzursuz oldular. Onun üst kata çıkmasını teklif ettiler. Allah Rasulü s.a.v. ise, alt katın kendileri için daha uygun olduğunu belirttiler. Bir ara üst kattaki su testisi kırılıp suyu dökülüverdi. Aşağıya damlamasın diye tek yorganlarını bastırarak akıntıyı engellediler. “Biz Rasulullah’ın başı üstünde yürüyoruz, olmaz böyle!” diye düşünen Ebu Eyyub’un sabahleyin ısrarlı talebi üzerine, Peygamber Aleyhisselam üst kata çıkıp yerleşti, üsttekiler de alt kata indi. Rasulullah Aleyhisselam, kendi evleri yapılıncaya kadar yedi ay burada kalmışlardı.

Uyûnû’l-Eser, 1/313-315; İnsânü’l-Uyûn, 2/244-246; İbn Hişâm, 2/108-109, 112.

Bir Evin Hikâyesi

Eski Yemen hükümdarlarından olan Tübba, 400 kadar bilginle Medine’ye gelmişti. “Tübba” o zaman Yemen hükümdarlarının ortak adıydı. Bu Tübbaın asıl adı ise Tübbân Es’ad Ebu Kerib imiş. Yanındaki bilginler Medine’ye yerleşmeye karar vermişler. Tübba sebebini sorunca ona demişler ki: “Kitaplarımızda Muhammed isminde bir peygamberin ortaya çıkacağını ve şehre yerleşeceğini görüyoruz. Bu sebeple buraya yerleşiyoruz ki, belki onunla buluşuruz.” Bunu duyan Tübba onlara oturacakları birer ev yaptırmış, onları evlendirmiş ve yanlarına bolca mal bırakmış.

Hadis ve tarih alimi İbn Asâkir’in verdiği bilgiye göre şöyle bir de mektup yazmış: “Ey Muhammed! Ben sana ve Allah’ın sana indirdiği kitaba inandım. Eğer sana erişemezsem kıyamette bana şefaat eyle, beni unutma. Ben senin ümmetindenim, senin ve baban İbrahim’in dini üzerindeyim.” Bir de şöyle mısralar eklemiş: “Ben Ahmed’in Allah’ın elçisi olduğuna şeksiz şüphesiz inandım. Ömrüm yetişseydi onun zamanına, ona vezir olurdum.”

Tübba mektubunu altınla mühürleyerek, alimlerin büyüğüne teslim etmiş. Ayrıca Peygamber Aleyhisselam’ın Medine’ye gelişinde oturması için özel bir ev yaptırmış. Bu hadise Rasul-i Ekrem’in doğumundan yedi yüz yıl (veya bin yıl) önce yaşanmıştı. Bu mektup nesilden nesile saklanarak, hicret günlerine kadar gelmişti. Yapılan ev de, sonunda o alimin neslinden gelen Ebu Eyyub r.a. Hazretlerine intikal etmiş ve Rasulullah’ın misafirhanesi olmuştu.

Allah Rasulü s.a.v.’in Mekke’den yola çıktığı duyulunca, Medine’de Tübba’ın mektubunu saklayanlar, Ebu Leyla isimli güvenilir biriyle onu kendisine göndermişler. Rasulullah s.a.v. yolda adamı görünce: “Sen Ebu Leyla’sın değil mi? Sende Tübba’ın mektubu var!” demiş. Adam, şaşkınca düşünceye dalmış ve: “Sen kimsin? Yüzünde sihirbazlık alameti de görmüyorum.” deyince Rasulullah Aleyhisselam: “Ben Muhammed’im, mektubu bana ver.” demiş.

Açılan mektubu yol arkadaşı Hazreti Ebubekir r.a. okuyuverince, Rasul-i Ekrem üç defa: “Merhaba salih kardeş Tübba!” buyurmuşlar, Ebu Leyla’dan da Medine’ye dönmesini istemişler. Ebu Leyla’dan Rasulullah’ın geliş müjdesini alan Medine halkı ona bahşişler vermiş. Allah Rasulü s.a.v. “Tübba’a kötü söylemeyin, çünkü o müslüman olmuştu.” buyurmuşlardır.

İbn Asâkir: Tarîhu Medîneti Dimaşk (Beyrut, 1995), 11/12-14; es-Semhûdi: Vefâü’l-Vefâ (Beyrut, 1984), 1/188-189; el-Aynî: Umdetü’l-Karî (Beyrut, 1998), 3/430-31; İbn Kuteybe: el Maârif (Mısır, 1992), s. 681.

İbn Selâm Müslüman Olunca

Abdullah b. Selâm, Medine yahudilerinin büyüklerinden ve alimlerindendi. Gelmesi beklenen son peygamber hakkında bilgisi vardı. Bir gün bahçesinde hurma toplarken, beklenen zâtın Medine’ye geldiğini duydu ve onu görmek için halkın arasına karışarak yanına gitti. Rasulullah Aleyhisselam’ın yüzünü görünce, onun yalancı bir yüz olmadığını anladı. Abdullah b. Selâm, ancak peygamber olanın cevaplayabileceğine inandığı üç önemli soruyu Rasulullah’a sordu ve ondan kendisini tatmin eden doğru cevaplar aldı. Bunun üzerine dedi ki:

– Ben şehadet ederim ki Allah’tan başka ilâh yoktur, şüphesiz ki sen Allah’ın Rasulü’sün. Ey Allah Rasulü! Yahudiler insanı hayrette bırakacak derecede yalan söyleyip iftira eden bir kavimdir. Eğer sen beni onlardan sormadan önce benim müslüman olduğumu öğrenirlerse, senin huzurunda bana akla gelmeyen iftiralarda bulunurlar. Sen beni bir odaya gizledikten sonra, onlar arasındaki durumumu kendilerine sor. Müslüman olduğumu bilmelerinden önce, bakalım sana ne haber verecekler!

Peygamber Aleyhisselam onu bir tarafta sakladıktan sonra, yahudileri yanına çağırdı ve onlara şöyle dedi:

– Kendisinden başka ilâh olmayan Allah’a yemin ederim ki, siz benim Allah’ın Rasulü olduğumu biliyorsunuz. Benim size hak ve hakikati getirdiğimi de elbette bilirsiniz. Artık müslüman olunuz!

Yahudiler hiç oralı olmadılar, “Biz bunu bilmiyoruz” dediler. Rasulullah Aleyhisselam sordu: “İçinizde Abdullah b. Selâm nasıl adamdır? Onu nasıl bilirsiniz?” “Bizim efendimizdir, bizim bilginimizdir, bizim hayırlımızdır” dediler. “İbn Selâm müslüman olursa ne dersiniz? Siz de müslüman olur musunuz?” “Asla o müslüman olmaz! Allah onu böyle bir şeyden korusun” dediler.

O sırada Rasulullah s.a.v.’in seslenmesiyle İbn Selâm ortaya çıkıverdi.

– Bre yahudiler, Allah’tan korkun! Vallahi siz de kesin biliyorsunuz ki, o Allah’ın Rasulüdür, elçisidir. Onun ismini ve sıfatını da Tevrat’ta bulmuşsunuzdur. Ben şahitlik ederim ki Allah’tan başka tanrı yok ve Muhammed Allah’ın Rasulüdür, deyince şaşkın yahudiler, hemen lafı çevirdiler:

– Bu bizim en şerlimizdir, bu bizim en cahilimizdir, dediler. Abdullah b. Selâm da: “Ya Rasulullah, demiştim ya, onlar pek yalancı ve iftiracı bir topluluktur.” dedi.

Et-Tabakatü’l-Kebîr, 5/377-382; İbn Hişâm: es-Sîre, 2/130
yuksel
Özel Üye
Özel Üye
 
Mesajlar: 360
Kayıt: 27 Oca 2008, 00:00
Konum: bodrum

Reklam

Dön Peygamberimiz Hz. Muhammed ( s.a.v )

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir