Efendimiz Kabrinde Diridir


Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) hakkında bilinmesi gerekenler, hadîs-i şerifler ve onun mübârek hayâtı, ahlâkı..

Moderatörler: ucharfbesnokta, Ertugrul

Efendimiz Kabrinde Diridir

Mesajgönderen gulferi » 25 Eyl 2009, 19:36



Peygamberler bilmediğimiz bir hayat ile kabirlerinde diridirler. Evliya ve şehidler de diridiler. Diri olmaları sözde değildir. Tam olarak diridirler. İmran suresi 169. Ayet-i kerimesinde mealen; "Allahü teâlâ yolunda öldürülenleri ölü sanmayınız! Onlar, Rablerininin yanında diridirler. Rızıklandırılmaktadırlar" buyurdu.
Bu ayet-i kerime, şehidlerin diri olduklarını bildirmektedir. Şehidler, başka Müslümanlar gibidirler. Onlardan bir üstünleri yoktur. Peygamberler, şehidlerden elbet daha ileride ve daha üstündür. İslam alimlerine göre her peygamber, şehid olarak ölmüştür. Resulullah efendimiz son hastalağında; "Hayber'de yemiş olduğum yemeğin acısını her zaman duyardım" buyurdu. Bu hadis-i şerif, Resulullah efendimizin şehid olarak vefat ettiğini bildiriyor.
Bu sebeple, Efendimizin bütün şehidler gibi kabrinde diri olduğu buradan da anlaşılıyor. "Buhari" ve "Müslim" de bildirilen hadis-i şerifde; "Mirac gecesinde, Musa'nın (aleyhisselam) kabri yanından geçirildim. Mezarında, ayakta namaz kılıyordu" buyuruldu.
Başka bir hadis-i şerifde; "Allahü teâlâ, toprağın peygamberleri çürütmesini haram etmiştir" buyruldu. Bunun doğru olduğunu, alimler sözbirliği ile bildirmektedir. "Buhari" ve "Müslim"de; "Allahü teâlâ, Mirac gecesinde, bütün peygamberleri, Peygamberimize gönderdi. Onlara imam olup, iki rek'at namaz kıldılar" yazılıdır.
Namaz kılmak, rüku ve secde yapmakla olur. Bu haber, diri olarak, cesed ile, beden ile kıldıklarını gösteriyor. Musa aleyhisselamın kabrinde namaz kılması da, bunu göstermektedir. "Mişkat" kitabının son cildinde Mirac babının birinci faslı sonunda; Müslim'den alarak Ebu Hüreyre'nin bildirdiği hadis-i şerifde; Allahü teâlâ bana gösterdi. Musa (aleyhisselam) ayakta namaz kılıyordu, zayıf idi. Saçları dağınık ve sarkık değildi. Şen'e kabilesinden bir yiğit gibi idi. İsa (aleyhisselam), Urve bin Mes'ud Sekafi'ye benziyordu" buyruldu.
Şen'e Yemen'de bulunan iki kabilenin ismidir. Bu hadis-i şerifler, Peygamberlerin, Rableri yanında diri olduklarını göstermektedir. Onların cesedleri (bedenleri), ruhları gibi latif olmuştur. Kesif, katı değildir. Madde ve ruh aleminde görünebilirler.
Bunun için, peygamberler, ruhları ve bedenleri ile görünebilirler. Hadis-i şerifde, Musa ve İsa aleyhisselamın, namaz kıldıkları bildiriliyor. Namaz kılmak, çeşitli hareketler yapmaktır. Bu hareketler beden ile olur. Ruh ile olmaz. Musa aleyhisselamı, "Orta boylu, eti az, zayıf, saçları toplu gördü" buyurması; ruhunu değil, bedenini gördüğünü gösteriyor


İmam-ı Beyheki buyurdu ki: "Peygamber mezara konduktan sonra, ruhları bedenlerine geri verilir. Biz onları göremeyiz. Melekler gibi, görünmez olurlar. Yalnız Allahü teâlânın keramet olarak ihsan ettiği seçilmiş kimseler görebilir." İmam-ı Süyuti'de böyle bildirmiştir.
Çok kimse, selamlara, kabr-i seadetten cevap verildiğini, çok zaman işitmişlerdir. Başka kibirlerden de, selamlara cevap verildiği çok işitilmiştir.
Hadis-i şerifte de; "Bana selam verilince, Allahü teâlâ ruhumu geri gönderir, ona cevap veririm" buyruldu.
İmam-ı Süyuti hazretleri buyurdu ki: "Resuullah, Cemal-i ilahiyi görmeğe dalmıştır. Bedendeki duyguları unutmuştur. Bir müslüman selam verince, mübarek ruhu, bu halden ayrılıp, beden duygularını alır. Dünyada, böyle olanlar da az değildir. Bir dünya işi veya ahıret işi aşırı düşünülürken, insan, yanında konuşulanı duymaz. Cemal-i ilahiye dalan kimse bir sesi işitebilir mi?"
Kadı İyad hazretleri "Şifa" da Süleyman bin Sühaym'dan rivayetinde; "Bir gece rüyada Fahr-i Kainat efendimizi gördüm; "Ya Resulallah! Gelip sana selam veren kimselerin selamını bilir misiniz?" dedim. "Evet bilirim ve onların selamını alıp cevap veririm" buyurdu.
Peygamberlerin, mezarlarında diri olduğunu bildiren hadis-i şerifler o kadar çoktur ki, birbirlerini kuvvetlendirmektedirler. Mesela, "Kabrimin yanında, benim için okunan salevatı işitirim. Uzak yerlerde okunanlar bana bildirilir" buyrulmuştur.
Bu hadis-i şerifi, Ebu Bekr bin Ebi Şeybe bildirmiştir. Bu ve bunun gibi hadis-i şerifler, altı büyük hadis imamının kitaplarında vardır.
Abdullah bin Abbas hazretlerinden İbn-i Ebi'd-dünya'nın haber verdiği hadis-i şerifde; "Bir kimse, bir tanıdığıının kabrine uğrayıp selam verse, meyyit onu tanır ve cevap verir. Tanımadığı meyyite selam verirse, meyyit sevinir ve cevap verir" buyuruldu.
Resulullah, dünyanın her yerinde, aynı zamanda salat ve selam edenlerin her birine ayrı ayrı nasıl cevap verir diye sorulursa, öğle vakti güneşin, bir anda binlerce şehre ışık salması gibidir, diye cevap verilir.

--------------------------------------------------------------------------------

Resulullah efendimiz; "Ben öldükten sonra, diri iken olduğu gibi anlarım" buyruldu. Başka bir hadis-i şerifde; "Peygambeler, kabirlerinde diri olup namaz kılarlar" buyruldu.
İbrahim bin Bişar hazretleri; "Hac ettikten sonra, kabr-i saadeti ziyaret için Medine'ye gittim. Hücre-i seadet önünde selam verdim. Vealeykesselam cevabını işittim" buyurmuştur.
Evliyanın büyüklerinden Seyyid Ahmed Rifai hazretlerinin ve bir çok velilerin Resulullah'a verdikleri, selamın cevabını işittikleri ve Ahmed Rıfai'nin, Resulullah'ın mübarek elini öpmekle şereflenmiş olduğu, çok sağlam kitpalarda yazılıdır.
İmam-ı Süyuti, kitabında; "Yüksek derecedeki veliler, peygamberleri ölmemiş gibi görürler. Peygamber efendimizin Musa aleyhisselamı mezarında diri olarak görmesi, bir mucize idi. Evliyanın da böyle görmeleri keramettir. Keramete inanmamak, cahillikten ileri gelir" buyurmaktadır.
İbn-i Hibban, İbn-i Mace ve Ebu Davud'un bildirdikleri hadis-i şerifde; "Cuma günleri bana çok salevat okuyunuz! Bunlar, bana bildirilir" buyruldu. "Öldükten sonra da bildirilir mi?" denildikde;
"Toprak, peygamberlerin vücudunu çürütmez. Bir mü'min bana salevat okuyunca, bir melek bana haber vererek, ümmetinden falan oğlu filan, sana selam söyledi ve dua etti der" buyurdu.
Resulullah efendimiz diri iken, Eshabına, Allahü teâlânın bir rahmeti, büyük nimeti olduğu gibi, vefatından sonra da bütün ümmeti için büyük nimettir. İyiliklere sebeptir.
Bekir bin Abdullah Müzeni'nin rivayet ettiği hadis-i şerifde; Resul-i ekrem; "Hayatım sizin için hayırlıdır. Bana anlatırsınız. Ben de size anlatırım. Öldükten sonra vefatım da sizin için hayırlı olur. Amelleriniz bana gösterilir. İyi işlerinizi gördüğüm zaman, Allahü teâlâya hamd ederim. Kötü işlerinizi gördüğüm zaman, sizin için af ve magfiret dilerim" buyurdu.
Kasım bin Abbas hazretleri, Resulullah efendimizin defin hizmetiyle şerefleniyordu. Kabirdeki hizmet bitince en son o çıktı. Dedi ki:
"Resulullah'ın mübarek yüzünü en on gören benim. Kabrinde mübarek dudakları kıpırdıyordu. Üzerine eğilip kulak verdim. "Ya Rabbi! Ümmetim!.. Ya Rabbi! Ümmetim!.." diyordu.

--------------------------------------------------------------------------------
Rahmetinden Bir Damla Bizede Ayır YaRAB...
gulferi
Forum Sorumlusu
Forum Sorumlusu
 
Mesajlar: 2326
Kayıt: 20 Eki 2007, 23:00
Konum: GAZİANTEP

Reklam

Dön Peygamberimiz Hz. Muhammed ( s.a.v )

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 0 misafir