Kurban ibadetinin fazilet ve keyfiyyeti (Hutbe)


İslami bilgilerin verildiği Hutbeler ve Vaazlar

Moderatörler: Ertugrul, ucharfbesnokta

Kurban ibadetinin fazilet ve keyfiyyeti (Hutbe)

Mesajgönderen ucharfbesnokta » 13 Kas 2009, 08:29



Ey şeref-i İman ile müşerref olan ehl-i İman,
Hutbemiz, KURBAN İBÂDETİNİN FAZÎLET VE KEYFİYETİ hakkındadır.
Kurban, lûgat itibâriyle yakın olmak, yaklaşmak manâsınadır.
Şer-i şerîf ıstılâhında ise; Rabbımızın rızâsına yakınlık kazanmak için, muayyen hayvanların kesilmesi ile îfâ olunan malî bir ibâdettir.
Zirâ Cenâb-ı Hakk, Kevser süresinin ikinci âyetinde “Rabbın için namaz kıl, kurban kes” buyurmaktadır. Ayet-i Kerimede geçen v enhar kelimesi emirdir. Vücûp (yani farzıyyeti) icap eder. Fakat bu kelimenin “kurban kesme” üzerine delaletinde şüphe olduğu için kurban kesmek  “vacip” olarak kalmıştır.
Peygamber Efendimiz bir hadis-i şeriflerinde: “Kimin mâli imkânları müsait olur da kurban kesmezse, sakın bizim namazgâhımıza yaklaşmasın” buyurmuşlardır.
Bu niyyetler ile ifâ edilen kurban ibadetinin dünyevi ve uhrevi birçok fâidesi vardır.. Bu hususta
Peygamber Efendimiz: “Kim gönül hoşluğu ile, (Allah’tan) sevap umarak, kurban keserse, (o kurban) o kimse için, ateşten (koruyan) bir perde olur.” Buyurmaktadırlar.
Hz Ali (ra)’dan  şöyle rivayet olunmuştur ki: “Bir kimse evinden kurbanlık almak için çıksa, o kimsenin her adımı için on sevap yazılır, on günahı silinir ve o kimseye on derece verilir. Almak için konuştuğu zaman o kimsenin sözleri tesbih olur. O kurbanın parasını verdiğinde, her bir dirhem için yedi yüz hasene yazılır. Kurban yatırılıp kesilince, kesildiği yerden yedi kat yere varıncaya kadar ne varsa hepsi o kimse için istiğfar ederler. Kanı aktığı zaman Rabbülâlemiyn her damlasından on melek halk eder. O melekler kıyamete kadar o kimse için istiğfar eder.  Verdiği etin her lokması için Hak Teâlâ İsmâil (as)’ın evlatlarından bir köle azad etmiş sevabını verir.”
Muhterem Mü’minler!
Bu derece mühim bir ibadet olan kurban vecîbesini  eksiksiz olarak fıkhi ölçüler çerçevesinde ifâ edebilmek için bu hususla alâkalı fıkhî hükümleri bilmek ve ona göre hareket etmek icap etmektedir.
Kurban, akıllı, bâliğ, müslüman, hür, mukîm, kurban kesecek kadar zengin her erkek ve kadına vaciptir.
Zenginlik ölçüsü ise, asli ihtiyaçlarından fazla olarak 20 miskal yani 82 gr altın veya  bu miktarda paraya yahut ticaret malına sahip olmaktır. Ancak bu nisapta nema (üreme) ve bir yılı doldurma şartı yoktur. Bayram günlerinden birinde zengin olana kurban vacip olur. Burada şu hususu da hatırlatmakta fâide vardır. Kurban, “kudreti mümekkine” (yani kendisine lazım olanı yapmaya muktedir olabilecek kudret) ile vacip olur. Kurban vacip olduktan sonra zengin olma vasfı kaybedilse de, bu vacip kişi üzerinden sakıt olmaz ve ifası lazım gelir.
Kurban; koyun, keçi, sığır, manda ve deveden olur. Keçinin bir yaşında, koyunun bir yaşını doldurmuş veya 6 aylık olup, bir yaşındaki gibi gösterişli olması şarttır. Deve en az beş yaşını, sığır ve mandanın ise en az iki yaşını bitirmiş olması icap eder. İcab eden yaşı doldurmamış, herhangi bir uzvu noksan olan veya sakatlığı olup kurban olmasına mani bir durumu olan hayvanlar asla alınmamalıdır.
En fazîletli olan kişinin kendi kurbanını, kendisinin kesmesidir. Gücü yetmiyorsa vekâlet verip kestirebilir. Ancak vekîlini ta’yin ederken son derece dikkat etmeli, inancı ve itikadı sahih olan ve kurban kesmenin usûlünü bilen kimselere vekâlet verilmelidir.
Bir kişi, yalnız başına kurban kesebileceği gibi, sığır, manda ve devede 7 kişilik ortaklığa da katılabilir. Ancak Ortakların hepsi nâfile bile olsa, mutlaka kurban ve ibâdet niyeti ile kesime ortak olan müslüman ve itikadında şüphe olmayan kimselerden olmalıdır. Ortaklardan biri ibadet için değil de et niyyeti ile kesmiş olsa diğerlerinin kurbanını da ifsâd eder.
Yine tek başına kesmek üzere aldığı kurbanı tek başına kesmesi lazımdır. Sonradan ortak almak mekruhtur. Ortaklardan aldığı parayı tasadduk etmesi en güzelidir. Ayrıca kurban niyyeti ile alınan bir hayvan satılıp, yerine başkası alınamaz. Onun mutlaka kurban olarak kesilmesi icap eder. Kurbanın hiç bir şeyi satılamaz. Ya kurban sahibi kullanmalıdır, veya tasadduk etmelidir. Tasadduk edilecek yerler ise herkesin malumudur.
Ortakların dikkat edeceği diğer bir husus da etlerin tartılarak eşit bir miktarda paylaştırılmasıdır.
Muhterem Mü’minler!
Yukarıda fazîletini ve keyfiyyetini kısaca îzah etmeye çalıştığımız kurban ibâdeti ile alâkalı hususlarda, meselenin ehemmiyetini müdrik, şuurlu her mü’mine düşen vazîfe; maddi ve manevi hayatımız için çok büyük ehemmiyet arz eden kurbanı; mümkün olduğu nisbette kesmemenin değil, kesmenin yollarını aramaktır. Bu vecibeyi yerine getirmek için imkanlarımızı zorlamak icab eder.
Büyük Allah dostları, Evliyâullâh; bu hususta çok ihtiyatlı hareket etmişler ve insanlara işin ehemmiyetini beyân etmişlerdir.
Hattâ Silsile-i Sadat'tan Ebu'l Faruk Hazretleri: de, talebelerine ve etrâfındakilere; Eğer bir kimse bir sene içerisinde borcunu ödeyebilecek durumda ise, borç para alıp yinede bu kurban ibâdetini ifâ etmesinin daha güzel olacağını ehemmiyetle tavsiye buyurmuşlardır.
Yine Silsile-i Sadat'tan Ebu'l Faruk Hazretleri:   “Kurban kesmek gadab-ı ilâhîyi söndürür, Rızâ-i ilâhîyi celbeder. Kurban çok kesilen bir memlekette harb olmaz. Eğer bir insan hali vakti yerinde olup da kurban kesmezse, Hz Allah(cc)  kurbandan akacak kanı onun ya kendinden veya çoluk-çocuğundan akıtır. Şu sözümü isterseniz defterinize not edin. Sağ olurda bir daha ki sene gelirsem sorarım anlatırsınız. Doktorlar bıçaklarını bilemiş, ameliyat masası başında kurban kesmeyen insanları bekliyor. Kurbanda umûmî bir maslahat ve mutlak bir menfaat vardır. Kurban bayramında afv-ı umûmî tecellî eder” buyurmuşlardır.
( islamiyasam.com - ücharfbeşnokta )
Bin tane mazeret, bir tane başarıya denk değildir… Tarih yazılırken okunmaz, yazıldıktan sonra okunur...
ucharfbesnokta
Forum Sorumlusu
Forum Sorumlusu
 
Mesajlar: 427
Kayıt: 11 Kas 2008, 00:00
Konum: http://alicinan.wordpress.com/

Reklam

Mesajgönderen gulferi » 13 Kas 2009, 20:02

Emeğine sağlık hocam gerçekten çok güzel bir yazı. İnşALLAH bu ibadetide hakkıyla eda edenlerden oluruz..selametle hocam.
Rahmetinden Bir Damla Bizede Ayır YaRAB...
gulferi
Forum Sorumlusu
Forum Sorumlusu
 
Mesajlar: 2326
Kayıt: 20 Eki 2007, 23:00
Konum: GAZİANTEP

Mesajgönderen melek_75 » 14 Kas 2009, 00:53

ALLAHrazı olsun hocam cahilliğimden dolayı kusura bakmayın
benim bir sorum olacak eşim kurban kesiyor bizlerde arefe gününden başlayarak teşrik tekbirlerini kılıyoruz ALLAH kabul etsin inşALLAH kurban kesipte teşrik tekbirlerini getirmeyenlerde var etrafımızda
teşrik tekbiri farzmı hocam
evde bulunan herkes kılması gerekirmi
bide iki yada üç gün tekbir getirip bırakmak varmı
benim bildiğim kadarı ile evde herkes getirebilir kurban kime nasip olacağı sırat köprüsünün üzerinden kimi geçireceği belli olmaz derdi annem
Hocam bu sene nasip olursa eşim çalışacak vekaletini bana verecek bunun için de ayrı dua yada yapmamız gereken varmı rica etsem açıklarmısınız
ALLAH a emanet olun inşALLAH
melek_75
Özel Üye
Özel Üye
 
Mesajlar: 469
Kayıt: 08 Ağu 2009, 23:00

Mesajgönderen ucharfbesnokta » 14 Kas 2009, 17:35

Eşiniz kesiyor...İmkanınız varsa sizde kesin hatta çocuklarınıza da kesin sebebine gelince, yazımızın son tarafı dikkata şayan'dır

Teşrik tekbiri hakkında kısacık malümat (İni müsait vakitte geniş olarak ele alalım) formumuzda

Teşrık tekbiri, teşrık günlerinde alınan tekbir demektir. Mükellef olan her Müslüman’a vâciptir. Teşrık tekbirleri hakkında Kur’an-ı Kerim’de, “Belli günlerde Allâh’ı zikrediniz” (el-Bakara, 2/184) buyrulmuştur.

Zilhiccenin 9’uncu günü arefedir. Arefe günü sabah namazından başlayarak beşinci günün –ki, zilhiccenin 13’üncü, bayramın dördüncü günü– ikindi namazına kadar her farzın arkasından “Allâhü ekber, Allâhü ekber. Lâ ilâhe illallâhü vallâhü ekber. Allâhü ekber ve lillâhi’l-hamd” denilerek tekbir alınır. Toplam 23 vakit eder.

Tekbir getirirken ara verilmemelidir. Sol tarafa selâm verildikten sonra, daha yerinden kalkmadan, mescidden çıkmadan ve dünya kelâmı konuşmadan tekbir getirmek lâzımdır.


Teşrık tekbirini almakta; münferid (namazını yalnız kılan), imam, cemaat, mukim, müsâfir, kadın, erkek, herkes aynıdır. Namazın başından imama yetişemeyen kimse de, lâhık gibi yetişemediği rek’atleri kaza edip selâm verdikten sonra bu tekbiri alır. Şayet tekbiri imamla birlikte alıp, sonra namazdan yetişemediği kısmı kazaya kalksa, namazı bozulmaz.



evde bulunan herkes kılması gerekirmi (neyi kılcak anlamdım)

Diğer soruların cevabı tamam heralda konumuzun içinde...
Bin tane mazeret, bir tane başarıya denk değildir… Tarih yazılırken okunmaz, yazıldıktan sonra okunur...
ucharfbesnokta
Forum Sorumlusu
Forum Sorumlusu
 
Mesajlar: 427
Kayıt: 11 Kas 2008, 00:00
Konum: http://alicinan.wordpress.com/

Mesajgönderen melek_75 » 14 Kas 2009, 23:17

ALLAH RAZI OLSUN HOCAM
melek_75
Özel Üye
Özel Üye
 
Mesajlar: 469
Kayıt: 08 Ağu 2009, 23:00


Dön Hutbeler ve Vaazlar

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir