Şükretmesini Bilene


Dini Hikayeler

Moderatörler: ucharfbesnokta, Ertugrul

Şükretmesini Bilene

Mesajgönderen inci » 31 Oca 2010, 18:09



Bağdat'ı kıtlık kırıp geçiriyordu.
Herkesten önce de hamallar açlık çekiyordu.
İçinde ekmek piştiği, sokağa kadar yayılan kokudan belli olan bir evin kapısından seslendi hamalın biri:

- Allah rızası için birazcık ekmek. Günlerdir lokma girmedi ağzımdan.

Tandırın başındaki kadın taze ekmekleri kızına uzattı.

"Ver şu adama" dedi.

Kızcağız ekmekleri güzelce katlayıp verdi aç hamala.
Hamalın sevincine sınır yoktu.
Evine doğru hızlandı.
Kim bilir kaç günlük açlığını giderecekti?
Tam bu sırada karşıdan gelen birinin sert ikazı durdurdu onu:

- Çabuk söyle, bu ekmeği hangi evden aldın?

Geriye bakıp eliyle işaret etti:

- İşte şu evden.

Adam kızgın şekilde salladı başını:
- Yanılmamışım, böyle zamanda başka kimin evinden alınabilir ekmek? diyerek eve doğru ilerledi.
...
Kapıyı açar açmaz da sordu:

- Kim verdi ekmeği hamala?

Hanım korkudan kızını gösterdi.
Güya kızına acır, bir şey yapmaz diye düşünmüştü.
Halbuki adamın şükürsüzlük ve cimrilik içine işlemişti.
Elindeki sopayı hızla havaya kaldırdı, kızının ekmek veren eline öyle bir indirdi ki bilek zedelenip burkuldu, el çarpık kaldı.
Söyleniyordu kendi kendine:

- Ben herkese ekmek versem bu evde ekmek kalır mı? diye.

Halbuki nimet şükür isterdi.
Şükürsüzlük nimetin gitmesine sebepti.
Nitekim bu şükürsüzlüğün akibeti de öyle olacaktı.
Olmaya başladı bile.
Kısa zamanda işleri bozuldu, çarşının en işlek yerindeki dükkanını satması da onun bozulan işlerini.
Bir ara o hale geldi ki, evine ekmek alamaz duruma bile düştü.
Nitekim bir akşam eve gelmiş, kızcağızına da acı sözü söylemişti;

- Artık benden ümidinizi kesin. Çünkü bu akşam ekmek alacak kadar da olsa elime para geçmedi. Çarşıya in, ekmek parası iste.
...
Kızcağız çarşıya inmiş, utana sıkıla sattıkları dükkanın karşısına geçerek bir tanıdık görürüm diye beklemeye başlamıştı.
Kendisini gören dükkandaki adam hemen yanına gelerek:

- Sen masum birine benziyorsun, ne bekliyorsun burada? diye sormuştu. O da anlatmıştı gerçek durumu:

- Ekmek alacak paramız kalmadı, bir tanıdıktan ekmek parası istemek üzere bekliyorum burada.

Hemen elini cebine attı adam.
Hatırı sayılır bir miktar parayı uzatarak "Al" dedi.

"Bununla istediğin kadar ekmek alabilirsin. Ben de nimetin şükrünü eda etmiş olurum böylece."
...
Kızcağız elinin birini arkasına saklamış,
ötekiyle parayı alırken adamın dikkatin çekti bu saklayış;

- Elinde bir yara bere varsa tedavi ettireyim, niçin saklıyorsun? Allah bana nimet verdi, şükrünü eda etmek için iyilik yapmam gerek, dedi.

Kızcağız önce açıklamak istememişse de adamın ısrarı üzerine anlattı elinin durumunu:

- Ben bir yoksula ekmek vermiştim.

Babam yolda rastlayıp sormuş, o da evi gösterip 'İşte oradan aldım' demiş, bizi haber vermiş.
Babam eve gelince elindeki sopayla ekmek veren elime öylesine bir darbe indirdi ki, elim böylece çarpık kaldı.
Göstermekten utanır oldum.
Bu yüzden de evde kaldım.
...
Bu açıklamayı dinleyen adam bağırmaya başlar:

- Komşular!

Çabuk buraya gelin, ben hayalimdeki altın kalpli kızı buldum, hayat arkadaşım işte karşımda, siz de şahit olun...
diyerek başlar anlatmaya:

- Ekmeği isteyen fakir bendim.

Ben o gün aç bir hamaldım.
Demek ki elinin çarpık kalmasına ben sebep olmuşum.
Hem sebep olayım hem de seni bu halinle baş başa bırakayım.
Buna Allah razı olmaz.
Seni görünce içimden bir sevgi selinin koptuğunu anladım,
bana ekmek veren kıza ne kadar da benziyor diye düşünmüştüm.
Yanılmamışım.
Baban şükürsüzlük ettiğinden Allah onun dükkanını elinden alıp bana nasip eyledi.
Şimdi ise imtihan sırası bana geldi, ben de aynı şükürsüzlüğe düşmek istemem.
Haydi gel, nikahımızı yaptırıp birlikte babanı sıkıntıdan kurtaralım.
Yola koyulurlar, ekmek veren eli sakatlayan şükürsüz babaya doğru...

"Şükrederseniz çoğaltırım, etmezseniz elinizden alır şükredene veririm. Şükürsüze de azabım şiddetli olur..." (Kur'an-ı Kerim, 14/7)
 Bizim yolumuz, incinmemek ve incitmemek yoludur!..
inci
Forum Sorumlusu
Forum Sorumlusu
 
Mesajlar: 1056
Kayıt: 29 May 2008, 23:00

Reklam

Mesajgönderen Br0ke » 31 Oca 2010, 18:24

Allah 'a, aldığımız bir nefes için bile yüzyıllarca secde etmeliyiz. O herşeye kâdirdir, kadîmdir. Ne mutlu bize ki elhamdülillah müslümanız, ne yazık ki diğer insanlığa Allah 'ın varlığından bihaber...
ATATURK ; O, yüce bir dağa benzer. Eteğinde yaşayanlar bu yüceliği fark edemezler. Bu dağın azametini kavrayabilmek için, Ona çok uzaklardan bakmak gerekir. Claude FARRER / Fransız Edibi
Br0ke
Tecrübeli Üye
Tecrübeli Üye
 
Mesajlar: 29
Kayıt: 01 Oca 2010, 00:00

Mesajgönderen Br0ke » 31 Oca 2010, 18:26

Afedersin ama kullandığın avatar bana başka bir şeyi anımsatıyor. Öyle bir şey kullanmıyorsundur umarım. Daha önce bağımlısı olduğum bir şeydi, elhamdülillah bıraktım, ancak onu avatarında görünce söylemeden geçmek istemedim.
ATATURK ; O, yüce bir dağa benzer. Eteğinde yaşayanlar bu yüceliği fark edemezler. Bu dağın azametini kavrayabilmek için, Ona çok uzaklardan bakmak gerekir. Claude FARRER / Fransız Edibi
Br0ke
Tecrübeli Üye
Tecrübeli Üye
 
Mesajlar: 29
Kayıt: 01 Oca 2010, 00:00

Mesajgönderen inci » 31 Oca 2010, 19:29

Açıkçası bahsettiğiniz şeyi anlayamadım, ne olduğu konusunda da fikrim yok. Ama yanlış anlaşılmaya müsait birşeyse de değiştiririm. Çok teşekkür ederim uyarınız için.

Yorumunuz için de ayrıca teşekkür ediyorum, okuyan gözlerinize sağlık. Müslüman olup, Allah'ı tanımak bile şükürden aciz bırakır bizi. Ne mutlu bize ki Rabbim seçilmiş kullarından eylemiş. İnşaAllah bizlerde layıkıyla kulluk yapabiliriz. Selam ve dua ile...
 Bizim yolumuz, incinmemek ve incitmemek yoludur!..
inci
Forum Sorumlusu
Forum Sorumlusu
 
Mesajlar: 1056
Kayıt: 29 May 2008, 23:00


Dön Dini Hikayeler

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 0 misafir