İLMİN KALDIRILMASI
“Resûlüllâh (s.a.v.) buyurdular ki:
“Allâh ilmi (verdikten sonra), insanların (kalbinden) söküp almaz. Fakat, ulemâyı (rûhunu) kabzetmek sûretiyle alır. Ulemâ kabzedilir, öyle ki, tek bir âlim kalmaz.
Halk da câhilleri kendine reis yapar. Bunlara meseleler sorulur, onlar da ilme dayanmaksızın (kendi reyleriyle) fetvâ verirler, böylece hem kendilerini hem de baÅŸkalarını dalâlete atarlar.” (K-3)
VERÂ
Hasan Basrî (r.h.) “Zerre kadar verâ’, bin miskal oruç ve namazdan hayırlıdır.” dedi. Allâhü Teâlâ, Mûsâ (a.s.)’a: “Mukarriblerin bana yaklaÅŸması verâ’ ile olur.” diye vahyetmiÅŸtir. Bir gramlık hakkı sâhibine vermek, Allâhü Teâlâ katında, altı yüz kabûl edilmiÅŸ hacdan, bazıları da kabul edilmiÅŸ yetmiÅŸ hacdan üstündür demiÅŸlerdir. Ebû Hüreyre (r.a):
“Kıyâmet günü Allâhü Teâlâ’nın celîsleri, onunla sohbet edenler zühd ve verâ sâhibleridir.” buyurdu.
Zühd, dünyâya ve dünyâ nimetlerine ve dünyâyı isteyenlere kıymet vermemektir. Takvâ, haramlardan ve mekruhlardan sakınmaktır. Verâ’ ise şüphelileri de terketmektir.
Abdullâh İbn-i Mübârek (r.h.) “Haramdan bir kuruÅŸu sâhibine vermek, sadaka olarak verilen bin kuruÅŸtan kıymetlidir.” buyurmuÅŸtur.
Abdullâh İbn-i Mübârek’in Åžam’da hadîs-i ÅŸerîf yazarken, kalemi kırılmış ve kullandıktan sonra sâhibine vermek üzere bir kalem almış, hadîs-i ÅŸerîf yazma iÅŸi bittikten sonra, kalemin ödünç olduÄŸunu unutarak Merv’e dönmüştü. Orada kalemi görünce, kullanmak için aldığını, iÅŸi bitince sâhibine vereceÄŸini hatırlamış ve Åžam’a dönüp kalemi sâhibine

