ORUÇ HAKKINDA : Oruç Hakkında Bilinmesi Gerekenler

ORUÇ HAKKINDA

Oruç Hakkında Gerekli Bilgiler

Yetkili: Zulal, Berzah

  • Reklam

ORUÇ HAKKINDA

İleti TuAnA » 13 Eyl 2007, 08:59

ORUÇ BİR TEDAVİ METODU TELAKKİ EDİLEBİLİR Mİ?
Oruçlu insanın tıbbî yönden incelenmediğini yukarıda ifade etmiştik. Bu konuda bilgilerimiz noksandır. Ancak bugün orucun başka şişmanlık, damar sertliği, tansiyon yüksekliği gibi hastalıklarda bir tedavi metodu hatta bu hastalıkları önleyici olarak telakki edilebileceği söylenebilir. Zira bu hastalıklar çok yemeye bağlı olarak ortaya çıkıyor. İslâm Peygamberi (s.a.) bir Hadis-i Şeriflerinde “çok yiyip içenin kalbi yorulur” buyurmuşlardır. Bu Hadis-i Şerif çok yiyip içenleri, yukarıda ifade ettiğimiz şişmanlık, kalb ve damar hastalıkları ve tansiyon yüksekliği gibi hastalıklara yakalanabileceğini ifade ediyor. Bugün hekimler bu tip kimselere zayıflama kürleri ve bazı ilaçlar tavsiye ederler. Halbuki bu kimseler oruç tutmuş olsalardı sağlıklı olurlardı. Bir Hadis-i Şerifte İslâm Peygamberi (s.a.) “Oruç tutunuz sıhhat bulursunuz” buyurmuşlardır. Görülüyor ki oruç adı geçen hastalıklara karşı koruyucu bir tesir gösterdiği kadar bir tedavi aracı da olabiliyor.

KİMLER ORUÇ TUTMAMALI

İslâm dini hastalık, yolculuk ve kadınlarda belirli mazeretler (adet, gebelik, emzirme) haricinde sağlıklı kimselerin oruç tutmasını emrediyor. Önce hastalık halini tarif etmek gerekiyor.
Hastalık, insanın hayatî fonksiyonlarının muntazam şekilde seyir etmemesi veya etraftan gelen uyarılara cevap verilmeme hali olarak tarif edilebilir. Hastalık, oldukça ciddi ve tedavi gerektiren bir durum olabileceği gibi basit bir rahatsızlık da olabilir. Bu ayırımı yapmayı yani oruç tutup tutmaması gereken kimseleri ayırmayı İslâm “Tabib-i Müslim-i Hazık, Müslüman Mütehassıs Hekim”e bırakmıştır. Tabiatıyle rastgele bir kimseye danışarak oruç tutmamak Allah katında o şahsa manevî mesuliyet yükler;
Oruç tutmamayı gerektiren hastalıklar şöyle özetlenebilir:
1- Tedavisi gayrikabil ya da ciddi bir hastalık sebebiyle bir ameliyat geçirmiş ve mutlaka beslenmesi gereken hastalıklar... Bu gruba tüm kanserli ve önemli ameliyat geçirmiş hastalar dahil edilebilir.
2- Devamlı ilaç kullanmayı gerektiren ağır kalb, böbrek, karaciğer hastaları, ağır şeker hastalığı olan kimseler.
3- Şiddetli ağrılı hastalıkları sebebiyle ilaç kullanması gereken kimseler, ülser hastalığı ve diğer sancılı hastalıkları olan şahıslar.
4- Mevcut bir hastalığın oruç sebebiyle daha ağırlaşabileceği ya da sıhhatin bozulacağından endişe edilen hastalıklar, tüberküloz ve diğer ateşli hastalıklar gibi.
5- Akıl hastaları mükellef olmadıklarından, çok düşkün ihtiyarlar fidye vermek suretiyle oruç tutmazlar.
Yukardaki dört guruba giren hastalıkların son ikisi hastalıkları iyileşince doktora danışarak oruç tutabilirler; ilk iki guruba giren hastalar hayatları boyu çok defa oruç tutamayacaklardır. Bunların da fidye vermeleri gerekir.


ORUÇ VE BAZI TIBBÎ KONULAR

Orucun bozulmasından prensip, vücuda bir şeyin (ilaç, gıda v.s.) dahil olmasıdır. Bu açıdan bakılırsa aşağıdaki tıbbî hususların orucu bozacağı düşünülebilir:
– Göze, buruna ilaç damlatmak
– Gargara yaparken boğaza su kaçırmak
– Macunla dişleri fırçalamak
– Aşı yaptırmak
– Cilt altı, adale içine ve damara yapılan injeksiyonlar
– Damara serum zerki ve kan nakli
– Makat içine ya da kadınlarda hazneye tatbik edilen merhemler, fitiller
– Vücudun herhangi bir yerindeki yaraya yapılan pansumanlar
– Makat ya da kadınlarda hazne yolu ile yapılan doktor muayeneleri
– Makat yolu ile yapılan lavman ya da hazne yolu ile yapılan lavajlar
– Mesaneye sonda konulması
– Denizde ağız ve burundan boğaza su kaçması.
Orucu bozabilecek bu konular hakkında hüküm verecek kimselere bilgi vermek ve vücudun dahiline girildiğini belirtmek maksadı ile yazılmıştır. Yukardaki işlemleri yaptıracak kimseler şayet hasta iseler zaten oruç tutmazlar. Ama bunların mutlaka yapılması gerekiyorsa iftar ya da sahur vakitlerinde tatbik edilmesi daha ihtiyatlı bir hareket olur. Bununla beraber;
– Misvak kullanmak
– Sürme çekmek
– Sıcakta başa su dökmek veya banyo yapmak
– Kan aldırmak
– İstemeyerek kusmak
– Ağız ve buruna su çekmek
– İhtilâm olmak gibi hususların orucu bozmadığı kabul edilir
.

ORUÇ NASIL TUTULMALI?

Bir çoğumuz oruç tutmayı bilmiyor ya da pekçok hatalar işliyoruz. Evvela mutlaka sahura kalkıp hafif daha doğrusu kahvaltı şeklinde bir şeyler yemeli. Sahur oruçlu için bir beslenme vakti olarak seçilmiştir. Sahurda yemek yiyen kimse hemen yatağa girmemeli. İmsaktan sonra evinde, daha makbulu camide sabah namazını kılıp öyle yatmalıdır. Zira sahurda yemeği müteakip hemen yatanlar sabahleyin uyanınca kendilerini bir hoş ve midelerinin üzerinde bir ağırlık hissederler. Bu orucun sebep olduğu bir hal değildir; başka günler de yemekten sonra yatan kimseler bunu müşahede ederler.
Oruçlu gündüz sadece midesini boş bırakan kimse olmamalıdır. Eline, diline ve diğer azalarına da oruç tutturarak kâmil manada oruç tutmalıdır. Oruçlu insanın işini hafifletmesi gerekmez. Aksine günlük mesaisini daha verimli olarak yapabilir. Ancak işi çok ağır olanlar biraz hafifletmelidir.
İftar sofrasında da hatalar işlenmektedir. Sigara tiryakileri sigaraya, bazıları bardak bardak suya kanmaya çalışır; bazıları da mükellef sofralarda üç öğünlük yemek yerler.
İftarda yapılması gerekenler:
Oruç “iftariye” adı verilen peynir, reçel vs. ile açıldıktan sonra akşam namazını kılmak, daha sonra hafif bir yemek şeklinde tutulmalıdır. Aslında “iftariye” olarak yenilen gıdaların bir iftar yemeği olabileceği düşünülebilir. Bu yapılabiliriz daha sıhhatli olmak mümkündür; ama mutlaka yemek yeniyor. Hakikatte yemek konusunda İslâm’ın Yüce Peygamberi (s.a.) buyuruyor ki:
“Sofradan doymadan, daha yemeye iştahınız varken kalkınız. Bir insana kuvvetini devam ettirmek için pek az yemek yeter. Eğer fazla yemesi gerekiyorsa midesinin üçte birini yemeğe, üçte birini suya, üçte birini de nefes almaya ayırmalıdır”
Bu tavsiyenin sadece diğer günler için değil, Ramazan günleri için de geçerli olduğu söylenebilir. Tabiatiyle yemekten sonra kılınacak teravih namazı hem yenilen gıdaların hazmı hem de hareketlilik aynı zamanda bir ibadet olmaktadır. Ancak bu ölçüler içinde oruç tutulduğu takdirde oruç, gayesine ulaşmış olabilir.
Zindandan Dışarı Giden Tek Yol; RüYa
Kullanıcı avatarı
TuAnA
Özel Üye
Özel Üye
 
İleti: 1173
Kayıt: 06 Şub 2007, 00:00
Konum: SULTANAHMET

Re: ORUÇ HAKKINDA

İleti SIRR » 13 Eyl 2007, 10:54

Allah razı olsun Tuana kardeşim bu faydalı bilgileri bizimle paylaştığın için.Rabbim oruçlarımızı gayesiyle eda etmeyi nasibetsin.AMİN
Aynı yalınlıkla ölmek isterim Kırda bir çiçek gibi, sakin, gösteriÅŸsiz....Mum yerine yıldızlar parlasın üstümde Yeryüzü uzansın altımda sessiz.......(Jose Marti)
Kullanıcı avatarı
SIRR
Özel Üye
Özel Üye
 
İleti: 911
Kayıt: 04 Eyl 2007, 23:00
Konum: Uzak mescidin yüreğinden..

Re: ORUÇ HAKKINDA

İleti TuAnA » 13 Eyl 2007, 12:53

AMİN KARDEŞİM ALLAH CÜMLEMİZDEN RAZI OLUR İNŞALLAH
Zindandan Dışarı Giden Tek Yol; RüYa
Kullanıcı avatarı
TuAnA
Özel Üye
Özel Üye
 
İleti: 1173
Kayıt: 06 Şub 2007, 00:00
Konum: SULTANAHMET

Re: ORUÇ HAKKINDA

İleti Berzah » 14 Eyl 2007, 16:22

verdiğin bu faydalı bilgilerle bilenlere bildiklerini,bilmeyenlere bilmediklerini hatırlattığın için Allah razı olsun tuanacım :wink:
Kur'an, yaşantıya asılarak şeytanı savar.Duvara asılarak değil !
Berzah
Forum Sorumlusu
Forum Sorumlusu
 
İleti: 1053
Kayıt: 12 Kas 2006, 00:00
Konum: YaÄŸmurun memleketinden...



  • Reklam

Oruç Hakkında Bilinmesi Gerekenler

Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyenler: Kayıtlı kullanıcı yok ve 0 misafir