BİR NEFES
MuhteÅŸem lakabıyla tanınan Osmanlı PadiÅŸahı Kanuni Sultan Süleyman, Muhibbî imzasıyla ÅŸiirler yazan önemli bir ÅŸairdi aynı zamanda. Divan sahibi Kanunî’nin halk arasında adeta atasözüne dönüşmüş bir beyti var:
“Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi
Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi.”
Osmanlı gibi bir devletin başında oylan bir padişaha bu beyti söyleten gerçek:Sağlık. her şeyin başı oylan sağlık.
Halkın devlete, makama,rütbeye verdiği değerin, sağlığın yanında nne derece önemsizleştiğini iki mısraya sığdırır şair padişah.
İnsanın hayatında önem verdiÄŸi pek çok deÄŸer var.Para, makam, mevki, konut, meslek…Para bu deÄŸerlerin çoklukla önünde gelir.Para isteÄŸi kimi insanlarda bir hırsa dönüşür. İnsanı yöneten bir efendi olur para.İnsansa bir köle.Bu durumda bütün insanî deÄŸerler anlamını yitirebilir. İnsan, bir makineye , bir canavara dönüşebilir. Para insanın yaÅŸaması için gerekli bir araç olmaktan çıkar, eÅŸrefi mahluk olan insanı bir eÅŸya konumuna indirebilir.
Paranın bu saltanatı ne zamana kadar sürer?Para her şeyi , her işi halledebilir mi?Her kapıyı açabilir mi?
Sözün gelişi, bu sorular genellikle olumlu bir biçimde cevaplanır:Evet!
Ne zaman bir hastalık,bir ölüm kapımızı çalar, işte o zaman insan paranın ne olduğunu, ne ifade ettiğini, işlevini anlar. Artık paranın sağlık karşısında hiçbir değeri yoktur.
Sevgili Peygamberimiz bizlere ölümü sıkça anmamızı öğütler. Hasta ziyaretleri inancımız açısından önemli bir görevdir bizim için. Ziyaret etmek, hatır sormak, gönül almak tavsiye edilmiş bizlere.
Hasta ziyaretleri bizlere saÄŸlığın nemini en çarpıcı bir biçimde yansıtır.Hasta yataklarında acılarıyla , sıkıntılarıyla dolu bir yığın insan. Bu insanların yakınları…Hastalıkların, acıların , sıkıntıların bitmesi için neler vermezler?
“SaÄŸlığın deÄŸeri kaybedilince anlaşılır.”derler. SaÄŸlığın kıymeti kaybedilmeden bilinmeli.Onu kaybettikten sonra bulmak ne kadar zor…
Sağlığın önemini kim inkâr edebilir? Herkes için ortak kanaat: Her şeyin başı sağlık.
Meselâ, bir kazada gözünü kaybeden bir hasta görebilmek için neler vermez?
Aklının hepsini değil küçük bir bölümünü, hafızasını kim ne kadar bir ücretle kiraya verir, satar?
Yaratıcımızın bize armağan olarak hiçbir ücret ödemememize rağmen sunduğu organlarımızın, nimetlerin bedelini kim ödeyebilir?Bu nimetleri bedeli ödense dahi onları para karşılığında almak mümkün mü?
Dünyada bir nefes sıhhat kadar deÄŸerli ne olabilir, diyor Kanunî.Devlet, makam, mal, mülk nedir ki…
Bir nefes alıp vermenin dahi ne derece hayatî olduÄŸunu düşünelim. Nefes alabilmek ne büyük bir nimet! Hastanelerde nefes alamayan bu nedenle makineye baÄŸlanan, oksijen tüpleriyle hayatını sürdürmeye çalışan insanlar “bir nefes sıhhat” karşılığında neler vermezler?
Yaratıcımız, yaÅŸamamız için gerekli olan havayı armaÄŸan etmiÅŸ bizlere. Ya gerekli olan bu havayı almak için bir bedel ödemek zorunda olsaydık! En hayatî ihtiyacımız ücretsiz…
Nefes alıp vererek hayatımızı devam ettirebiliyoruz. Nefesi aldık, ya veremezsek! Almak kadar vermek de ne derece önemli değil mi?
Dünyalar dolusu malı, mülkü, parası olmasına raÄŸmen hastalığı nedeniyle mutsuz nice insanlar var.Her ÅŸeyleri olmasına raÄŸmen kaybettikleri saÄŸlıklarını bulmak için “her ÅŸeyler”ini verebilecek insanlar…
Hastane köşelerinde tedavi için sıra bekleyenler, derman umanlar, Allah’tan ÅŸifa dileyenler. Ya Şâfî diyerek dua edenler. Bedenî ve ruhî hastalıklarına çare bulmaya, mutlu olmaya çalışan insanlar…
Bütün bunlar Yüce Allah’a binlerce teÅŸekkür ekmemiz gereÄŸini hatırlatıyor bizlere.
Sağlıklı mıyız?Binlerce şükür. Hasta mıyız? Dua ediyoruz Yaratıcıya. O, dualarımıza icabet edecek, inanıyoruz buna.
Hayat, sevinç ve mutlulukla, acı ve sıkıntılarla iç içe. Pek çok dert ve sıkıntımız olabilir. Maddî imkânsızlıklar, problemler…
Bunlardan hiç biri, sağlık kadar önem arz etmiyor.Bunu unutmayalım.
Bir nefes sıhhatin değerini bilelim.
Şükredenlerden olalım. Çünkü Allah, şükredenleri sever.
Rıfkı Kaymaz


