Tâbiînden Bilâl bin Sa‘d (v. 130 h, 748 m.) hazretleri hayırlı dostu şöyle târif ediyor:
“Karşılaştığında sana hep âhiretini hatırlatan dostun, her defasında avucunun içine bir altın koyan dostundan hayırlıdır. Zira altının faydası, sadece dünyanadır. Ama zühd ve takvânın faydası, ebedî hayatına da uzanmaktadır.”
Takvâ sahibi hayırlı dostu böyle târif ve tavsif ediyor tâbiînin bu büyük âlimi.
Yine bir gün, bazı günahların küçüklüğünden, basitliğinden söz edip onları mühimsemez bir tavır alan birisine günah mevzuunda şunları söylüyor:
“Sen günahın küçüklüğüne değil; günah, kendisine karşı işlenen zâtın büyüklüğüne bak!”
Evet, işlenen günahın-isyânın-kötülüğün basitliğine-küçüklüğüne değil, kime karşı işlendiğine bak ve Rabb’inden kork! Küçük de olsa her türlü günahtan kaçınmaya gayret et.
Günah mevzuunda başka îkazları da var Bilâl bin Sa‘d (k.s.) hazretlerinin. Diyor ki:
“Sakın günahları i‘lân ve ifşâ etmeyin. Zira duyulmayan günahlar daima dönülmeye namzet günahlardır. Şayet onu i‘lân eder de etrafa duyurursanız, artık günah sahibi yüzsüzleşir, nedâmet ve tevbe gereği duymaz hâle gelir, yaptığı işin yanlış olmadığını iddiâ edip kendini müdâfaa etmeye başlar. Artık tevbe değil, müdâfaa durumu bahis mevzuu olur. İnsanları günahlarından dönme yerine, onları müdâfaa durumunda bırakmamak için sakın yanlışlarını yüzlerine vurmayın, i‘lan ve ifşâda bulunmayın. Onlara hep hakkı, sabrı, güzel ahlâkı tavsiye edin. Kendilerine, sevdiğiniz bir dost olarak baktığınızı bildirin.”





