HERŞEY ZAMAN VE ZEMİNİNDE GÜZELDİR
Herşey yerinde hoş, yerinde güzeldir. Meselâ gülünecek yerde insanın bir ölçü dahilinde gülmesi hoştur; ama lâubâliliğin ifâdesi olan kahkahayla gülmek hoş değildiIslamiYasam.Comr. Çünkü böyle bir gülüş, kalbi karartan hatta öldüren gülmelerdir. Mü’minin gülmesi tebessümdür. Tebessüm, onun temiz bir fıtratının ifadesidir.
Bununla beraber bazan dalgın, bazan süzgün-sâf-nûrâni, bazan da somurtkan veya sinirli olabiliriz. Ama her hâlükârda en güzeli, mütebessim olabilmektir. Tabiî her şey yerinde güzeldir.
Sahâbe-i kiramdan Câbir bin Semûre (r.a) Allah Resûlü (s.a.v.)’nün gülmesini anlatırken, “Nebî (s.a.v.), rahatsız edici ölçüye varan bir aşırılıkta gülmezdi. Onun gülmesi tebessümdü. Her tebessüm edişinde, dişleri inci tanesi gibi görünürdü.” der. Abdullah bin Hâris hazretleri de Resûl-i Ekrem (s.a.v.) Efendimiz’in güleryüzlülüğünü, “Allah Resûlü’nden daha çok tebessüm eden kimse görmedim” diyerek anlatırlar.
Resûlüllah Efendimiz (s.a.v.)bazan da yanındakileri güldürmek, tebessüm ettirmek için şaka yapardı. Ancak, “Ben de şaka yaparım ama, sadece doğruyu söylerim” buyurarak şakadaki ölçüyü hatırlatırlardı.
Görüldüğü gibi dinimiz, ölçü çerçevesinde kalınmak şartıyla mizah ve şakalaşmaya da müsaade edip yer verir. Zaten hep asık surat, hep ciddiyet içerisinde bir hayat yaşanmaz-çekilmez olur zamanla. İnsanı ferahlatan, tebessüm ettiren şakalar hem dinlendirir, hem de insanlar arasında muhabbet ve sevginin artmasına vesîlesine olur. İşte Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’i tebessüm ettiren ve onun engin müsâmahasını bizlere anlatan bir hâdise...
Râbia bin Asuran (r.a.) anlatıyor:
“Resûlüllah’a bir bedevî geldi. Devesini avluya çökertip mescide girdi. Ashabdan birisi ensârdan Nuayman bin Amr’a “Şu deveyi boğazlasan da yesek. Ete hasret kaldık. Allah Resûlü bunun bedelini öder”dedi. Nuayman deveyi kesti. Bedevî dışarı çıkıp hayvanını görünce, “Va başıma gelenlere yâ Muhammed!”dedi. Allah Resûlü çıkarak, “Bunu kim yaptı” diye sordu. “Nuayman” dediler.Allah Resûlü Nuayman’ı araştırıp sordu. Onu Zübeyr bin Abdülmuttalib’in kızı Dubaa’nın evinde buldu. Nuayman, evde bir çukura saklanmış, üzerine de hurma kabukları ve hurma yaprakları örtmüştü.
Bir adam Nuayman’ın bulunduğu yeri işâret ederek yüksek sesle, “Onu göremiyorum yâ Resûlallah”dedi. Eliyle bulunduğu yeri işâret etti. Allah Resûlü onu bulunduğu yerden çıkardı. Üzerine düşen hurma yaprakları ile Nuayman’ın yüzünün rengi değişmişti. Allah Resûlü, “Bunu yapmana sebep nedir?”diye sorunca Nuayman, “Yâ Resûlallah, bazıları bunu benim aklıma düşürerek yaptılar” dedi. Allah Resûlü, Nuayman’ın yüzünü okşadı, gülmeye başladı, daha sonra bedevînin devesini de ödedi.”(el-İsâbe, 3/570)
İşte Asr-ı Saâdette şaka ve tebessüm ve engin musâmahasıyla bütün zamanlara ışık tutan peygamberler Peygamber’inin şakaya karşı takındığı tavır...
Evet insan yeri geldiğinde gülmesini de güldürmesini de bilecek. Ancak, her şeyde olduğu gibi buradan da ölçüyü kaçırmayacak... Hep îtidâl üzere olacak ki, Cenâb-ı Hakk’ın rızâsı dışında bir şey yapmış olmasın.


