Mekke’nin fethi ve hevazin zaferinden sonra, Arap Yarımadası’ndaki bütün kabilelerde İslam’a girme temayülü belirdi. Çünkü Araplar öteden beri “ Kabe’nin komÅŸulari koruyuculari ve bakicilari” diye kureyÅŸ’e itibar gösteriyorlardı. Halbuki kureyÅŸ, artık istiklalini kaybetmiÅŸ, İslam ordusu karşısında yenilgiye uÄŸramış ve Mekke yönetimi Müslümanların eline geçmiÅŸti. Taif civarında da hevazin ve diÄŸer kabileler maÄŸlup edilmiÅŸti. Medine’ deki İslam yönetimi de bu geliÅŸmeler baÄŸlı olarak güçlenmiÅŸti. İşte bundan sonra Kur’an-ı Kerim’in ifadesiyle, fevc fevc, akın akın Arap kabileleri İslam girmek üzere harekete geçtiler. Gelen heyetlerle medine dolup taÅŸmaya baÅŸladı.
Hz. Peygamber ( s.a.s.) onları devlet misafirhanelerinde ağırlıyordu. Bazı heyetler, Müslüman zenginlerin müsait evlerinde misafir edilirlerdi. Heyetler kalabalık ise ayrı ayrı evlere taksim edilirlerdi, ihtiyaçları e sahiblerince karşılanırdı. Ev sahibi, misafirleri ağırlıyacak mali imkana sahip deÄŸilse masrafları devlet hazinesinden karşılanırdı. Hz. Peygamber ( s.a.s.) heyetleri genellikle mescid’de kabul eder, oradan misafir edilecekleri yerlere gönderirdi.
Hz. Peygamber ( s.a.s.) heyetlere öğretmen görevlendirirdi öğretmenler, taÅŸralımisafirlere ana hatları ile islam2ı öğretirlerdi. İçlerinde kabiliyetli birini de imamlığa hazırlarlardı. Bir nevi hızlandırılmış bir eÄŸitimden geçen misafirler, daha sonra peygamberimiz ( s.a.s.) tarafından imtihan edilirlerdi. BaÅŸarılı oldukarı takdirde onları, kendi memleketlerine; “” Öğrrendiklerinizi döndüğünüzde kendi kabilenizin fertlerine öğretin” diyerek uÄŸurlardı. İslami konularda kendini en iyi yetiÅŸtirmiÅŸ ve Kur2an’dan ezberi olan birini imama tayin ederdi. Cahiliye devrinde iken reis olanı islam dönemindede reis tayin ederdi.
Peygamberimiz ( s.a.s.) taşralıları, memleketlerine uğurlarken onlara yeni elbiseler giydirir, bahşişler ve hediyeler verirdi; kendiside onlarla görüşürken en güzel elbiselerini giyinirdi.
Bütün faliyetler esnasında peygamber efendimiz ( s.a.s.) taÅŸradan gelen bu insanların her çeÅŸit kabalıklarına sabır ve hoÅŸ görü ile karşılar, onlara daime kolaylık gösterirdi. Ancak misafirler arasında islamiyet’e saldırıda bulunanlar olursa Peygamberimiz ( s.a.s.) onları derhal susturur ve gereken cevabı verirdi. İyi niyetle tartışmaya gelenlere de sonuna kadar sabırlı tartışmayı sürdürürdü.
Mesela; Amir b. Tufeyl ile Erbed b. Kays İslam’a saldırıda bulunmuÅŸlar ve anında karşılığını en sert ÅŸekilde almışlar. Necran Hristiyan heyeti ile Peygamberimiz ( s.a.s) sabırla tartışmış ve hatta onlara mübaheleye ( yani kim haksız ise Allah’ın laneti ona olsun demeye ) bile giriÅŸmek istemiÅŸse de hristiyan papazlar “ Muhammed haklı ise bu, aleyhimize olur” diyerek mübahaleyi kabul etmemeiÅŸlerdi Peygamberimiz Benu temim heyetinin arzusu üzerine onlarin ÅŸair ve hatiplerinin islam ÅŸair ve hatipleriyle yariÅŸmasina izin vermiÅŸti.


