GÖREV VE SORUMLULUK
İnsan, yaratılmışların en ÅŸereflisi ve en deÄŸerlisi. Yaratıcı, ona bin bir çeÅŸit nimet armaÄŸan etmiÅŸ. Dünyayı ona mekân olarak yaratmış. GüneÅŸ, Ay, gökyüzü, yıldızlar, daÄŸlar, baÄŸlar, hava, su, her ÅŸey onun hizmetine sunulmuÅŸ. Görmeye göz, duymaya kulak, hissetmeye yürek, konuÅŸmaya dil… Düşünme, hayal, üretme, yazma, her ÅŸey onun için… İnsan, bu özellikleriyle eÅŸrefi mahluk makamına çıkarken, bu üstünlüğün gereÄŸi önemli görev ve sorumluluklar da yüklenmiÅŸ.
Kendisini, kendisini yaratanı tanıma, kul olduğunun bilincine varma, hayatı insana yakışan bir tavırla anlama, kendisi için sunulan ilahî emir ve yasakları hayatına hakim kılma gibi görev ve sorumlulukları yerine getirmesi için dünya denilen bir mekâna misafir edilmiş. Hayat, onun için bir sınav süreci kılınmış.
Her insan, hayat denilen bu sınavı baÅŸarıyla vermek durumunda. Sınav soruları ana hatlarıyla belli. Kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerim, Sevgili Peygamberimiz bu sınavı kazanmada bizler için kılavuz, rehber. Hayat, bu kılavuzlar ışığında doÄŸru bir biçimde okunuyor, yorumlanabiliyor. İlk emir “Yaratan Rabbinin adıyla oku!” hayatı doÄŸru okumanın ÅŸartı. İnsan hayatı okuyabildiÄŸi, anlayabildiÄŸi kadarıyla bir deÄŸer ifade eder.
Düşündüğü, görev ve sorumluluklarını yerine getirebildiği ölçüde diğer varlıklardan ayrılır.
İnsanı diğer varlıklardan ayıran en önemli özellik; düşünebilmesi, doğruyu yanlışı fark, düşündüklerini ise ifade edebilmesidir.Düşünebilen, yorumlayabilen insan, kendisine sunulan görev ve sorumlukların farkındadır. Canlı olmalarına rağmen bitki ve hayvanların görev ve sorumlulukla yükümlü olmadıklarını bilir. Bu nedenle insanî değerlerle yücelmeye çalışır.
Görev ve sorumluluk, iç içe daireler halinde genişler. İnsan, öncelikle kendisine karşı yapması gereken görev ve sorumluluklarla yükümlüdür. O, ruh ve beden sağlığına dikkat etmesi, kendisini tanıması, kendisiyle barışık olması, iyi bir insan olarak yaşaması gerektiğini bilir. Kulluk
bilinciyle yaratıcısına karşı görev ve sorumluluklarını yerine getirir.Evine, ailesine, karşı görev ve sorumluluklarla bu daire genişler. Topluma karşı üstlendiği görevlerle, taşıdığı sorumlulukları yerine getirmekle olgunluğa erişir.
Günümüz insanı görev ve sorumluluklarını ne derece yerine getiriyor?
Bu soru her yaÅŸ ve her meslek grubunda aÅŸağı yukarı şöyle cevaplandırılıyor:” Görev ve sorumluluk açısından günümüz insanı beklenen noktada deÄŸil. Görev ve sorumluluklar yerine getirilmiyor.”
Herkes bir başkasını suçluyor, eleştiriyor. Vatandaş yöneticilerinden, anne baba çocuklarından, amirler memurlarından bu anlamda şikâyetçi. Kimse, kendisini görev ve sorumlulukları açısından sorgulamıyor.Görev ve sorumluluk açısından karnemiz zayıf.
Çocuklarımız, bu konuda yeterince yetiÅŸtirilemiyor, ya her dediÄŸi yapılarak şımartılıyor, ya da çoklukla azarlanıp suçlanıyor. “Kendine güven duygusu”, “görev ve sorumluluk bilinci” bu nedenle saÄŸlıklı bir biçimde verilemiyor. Evler, aile bireylerinin her birinin görev ve sorumluluklarını yerine getirdiÄŸi; huzurlu, mutlu bir yuva olmaktan çıkıyor çoÄŸu zaman. Bireylerin kendi baÅŸlarına buyruk, bencilce yaÅŸamalarını nedeniyle pek çok sıkıntı ve problemlerle iç içe kalıyor. Görev ve sorumluluk bilinci elbette küçük yaÅŸlarda kazanılır. Yalnızca öğretilerek ve anlatılarak deÄŸil, örnek olunarak güzel bir alışkanlığa dönüştürülebilir.
İnsan, her yaş, her makam ve her yerde görev ve sorumluluklarını yerine getirip getirmediğini sorguladıkça hayatının bir anlam kazandığını fark eder.Görev ve sorumluluk açısından başkalarını değil, kendimizi değerlendirmeliyiz. Bu konuda hangi noktadayız?
Bize verilen ya da üstlendiğimiz görevleri ne ölçüde yerine getiriyoruz?
Bize görev ve sorumluluklarımızı hatırlatanlara nasıl tepki gösteriyoruz?
Bu sorulara vereceğimiz cevapları düşünelim öncelikle.Büyük, örnek insanlar toplumda görev ve sorumluluklarını yerine getiren insanlardır. Büyük zaferlerin, buluşların, eserlerin üzerinde onların imzaları vardır. Büyük acıların felaketlerin arkasında ise görev ve sorumlulukların ihmali yatmaktadır.
Görev ve sorumlulukta küçük dediğimiz ihmallerin de faturası büyük olur. Görevini ihmal eden bir doktor hastasını nasıl tedavi eder? Öğrencilik görevini yerine getirmeyen bir öğrenci nasıl başarılı olur? Düşman saldırısına karşı görevini yerine getirmeyen bir komutan, ordusunun mağlubiyetini hangi gerekçelerle izah edebilir?Uhud Savaşında Sevgili Peygamberimizin görevlendirdiği okçuların yerlerini terk etmesi ne büyük acılara sebep olmuştur!Görevi ihmal bir hata, bir suçtur.
Sorumluluklarımızı yerine getirmemek de…
Görev ve sorumluluk anlayışımızı, bu konudaki hassasiyetimizi yeniden gözden geçirmek, eksikliklerimizi tamamlamak, işe önce bu sorumluluktan başlamak, kendimizi bu konuda onarmak durumundayız.
İnsan olma, insana düşen görevleri yerine getirme konusunda sorumluluklarımızı unutmayalım.
Rıfkı Kaymaz


