ruzgar » 21 Oca 2007, 23:23
Sana da, daha önceki kitabı doğrulamak ve onu korumak üzere Kitab'ı (Kur'an'ı) gönderdik. Artık aralarında Allah'ın indirdiği ile hükmet; sana gelen hakkı/gerçeği bırakıp da onların hevâlarına/arzularına uyma. (Ey ümmetler!) Her birinize bir şeriat ve bir yol verdik. Allah dileseydi sizleri bir tek ümmet yapardı; fakat size verdiğinde (Şeriatler ve yolda sizi deneyip imtihan etmek için (böyle yaptı). Öyleyse hayırda/iyi işlerde birbirinizle yarışın. Hepinizin dönüşü Allah'adır. Artık size, üzerinde ayrılığa
düştüğünüz şeyleri (n gerçek tarafını) O haber verecektir." (5/Mâide, 48)
Aralarında Allah'ın indirdiği ile hükmet ve onların hevâlarına/arzularına uyma. Allah'ın sana indirdiği hükümlerin bir kısmında seni saptırmamalarına dikkat et. Eğer (hükümden) yüzçevirirlerse bil ki (bununla) Allah ancak, günahlarının bir kısmını onların başına belâ etmek ister. İnsanların birçoğu da zâten fâsıktır/yoldan çıkmışlardır." (5/Mâide, 49)
Åžeriat; Sözlükte, insanı bir ırmaÄŸa, su içilecek bir kaynaÄŸa ulaÅŸtıran yol anlamına gelir. Din ıstılahında ise İlâhî emir ve yasaklar toplamı demektir. Âyet, hadis ve icmâa dayanan İlâhî kanun anlamındadır. Din, dinin amele iliÅŸkin hükümlerinin bütünü için kullanılır. Dinin dışa yansıyan görüntüsü ve dünya ile ilgili hükümlerinin tamamına ÅŸeriat denilir. Åžerîatla eÅŸ anlamlı olan "ÅŸer'” kelimesi yalnız "İslâm ÅŸerîatı" anlamında kullanılırken, ÅŸerîat kelimesi diÄŸer kanunlar için de kullanılabilir. "Mûsâ'nın ÅŸerîatı", "Zerdüşt ÅŸerîatı" gibi. Åžer' kelimesinin çoÄŸulu kullanılmaz. Åžerîat'ın çoÄŸulu "ÅŸerâyi'”dir. Åžerîat'ın eÅŸ anlamlısı olan "Åžir'a" da sözlükte; yol, mezhep, metot, âdet, benzer, tek, suya giden yol, anlamlarına gelir. Ancak ÅŸerîat sözcüğü diÄŸerlerine göre daha çok şöhret kazanmış, bütün emir ve yasakları ve diÄŸer hükümleriyle "İslâm dini" karşılığında kullanılmıştır. Buna göre, İslâm ÅŸerîatı denildiÄŸi zaman daima, Allah'ın Hz. Muhammed (s.a.s.) aracılığı ile insanlara gönderdiÄŸi İslâm dini ve onun özellikle amele iliÅŸkin hükümleri anlaşılır. Şâri'; Åžeriât koyan, teÅŸrî' ise; Åžerîat koymak, kanun çıkarmak demektir. Kelimenin terim anlamı Mekke'de inen ÅŸu âyette görülür: "Sonra seni bu iÅŸte apaçık bir ÅŸeriat sahibi kıldık. Sen ona uy. Hakkı bilmeyenlerin heva ve heveslerine uyma" (45/Câsiye, 18). Yine Mekke'de inen ÅŸu âyette İslâm'ın önceki ÅŸerîatların devamı olduÄŸu belirtilir. "Allah dini doÄŸru tutmanız ve onda ayrılığa düşmemeniz hususunda Nuh'a tavsiye ettiÄŸi, sana vahyettiÄŸimiz, İbrahim'e, Musa'ya ve İsa'ya tavsiyede bulunduÄŸumuz dinle ilgili hususları size ÅŸerîat olarak koydu.” (42/Şûrâ, 13). Yine, aynı sûrede inançtan yoksun olanlara hitâben; "Yoksa onların, Allah'ın izin vermediÄŸi hususlarda kendileri için dinden ÅŸerîat koyan ortakları mı var?" (42/Şûrâ, 21) buyurulmuÅŸtur.
Bu âyetlerden anlaşıldığı gibi ÅŸerîat ve eÅŸ anlamlısı olan kelimeler Allah'ın insanlar için koyduÄŸu bütün hükümleri kapsamaktadır. Bu hükümleri vazedenin bizzat Allah olması itibarıyla O'na "Şâri-i Hâkim" veya "Şâri-i Mübîn" denildiÄŸi gibi, aynı isimler Hz. Peygamber için de kullanılır. Çünkü o da bir peygamber olarak, yeni hükümler koymuÅŸ veya Kur'an'ın hükümlerini tamamlayıcı esaslar getirmiÅŸtir. Bu yüzden Hz. Muhammed de "Şâri” dir. Ancak O'nun koyduÄŸu hükümler vahyin kontrolü altındadır. O'ndan vahye aykırı bir söz, fiil veya takrir zuhur ederse, Allah bunu düzeltir. Yanlış olan veya deÄŸiÅŸmesi gereken hükmün yerini vahiy alır. Kur'an'da şöyle buyurulur: "O, kendi arzu ve hevâsından konuÅŸmaz. Onun her konuÅŸtuÄŸu, Allah tarafından vahyedilen bir vahiyden baÅŸka bir ÅŸey deÄŸildir." (53/Necm, 3, 4)