Avrupa Hıristiyanları, Papa’nın kışkırtması ile bir araya gelip, Osmanlı topraklarına saldırınca, Kanuni Sultan Süleyman Han ordusuyla sefere çıktı.Ordu, ağır ağır hedefe doÄŸru ilerliyordu. Yol dar olduÄŸundan, ordu mecburen baÄŸların içinden geçiyordu. Hava çok sıcaktı. Asker susuzluktan kıvranıyordu.Çok güzel üzümleri bulunan bir baÄŸdan geçerken, askerin biri dayanamayıp, baÄŸdan bir salkım üzüm kopardı. Yiyerek biraz olsun susuzluÄŸunu giderdi. Sonra da, asma aÄŸacına, yediÄŸi üzümün çok üzerinde bir para baÄŸlayarak, yoluna devam etti.
Çok geçmeden mola verildi. Bu esnada, kan ter içinde bir köylünün koÅŸarak geldiÄŸi görüldü. Hıristiyan köylü ısrarla PadiÅŸah ile görüşmek istiyordu. Köylüyü Kanuni‘nin huzuruna götürdüler. Kanuni sordu:”Nedir bu halin, kan-ter içinde kalmışsın? Bir ÅŸikayetin mi var?” Köylü, “ Ben ÅŸikayet için deÄŸil, tebrik etmek için geldim. Askerleriniz baÄŸdan geçtikten sonra, asmanın dalında baÄŸlı bir çıkı gördüm. İçini açtığımda, para vardı. Dikkatli baktığımda, bir salkım üzümün koparıldığını gördüm. Anladım ki, koparılan üzümün parası olarak bırakılmış. Sizde böyle güzel ahlaklı asker olduÄŸu müddetçe sırtınız yere gelmez. Sizi tebrik ederim!”


