Çıkmaz Sokağın Başında


Yaşanmış gerçek olayları burada paylaşabilirsiniz.

Moderatörler: Ertugrul, ucharfbesnokta

Çıkmaz Sokağın Başında

Mesajgönderen Zulal » 02 Şub 2008, 21:14



İçki şişesi, bana hep babamı hatırlatır ve içkiye olan kinimi depreştirir. Geceleri geç saatlere kadar pencerenin önüne oturup sokağın başında babamın görünmesini beklerdim. ‘”Nasıl olursa olsun yeter ki o gelsin “derdim içimden. Korkardım. O şişenin, babamı bizden tamamen koparmasından korkardım.

Düşünür müydü? Bizleri,annemi yani eskiden onun tek varlığı olan ailesini.. Halen bilemiyorum; Neydi bu kadar çok etkileyen onu?

Bu acıma hissi daha sonra nefrete dönüştü. Nefret ettim babamdan. Eskiden hayran olduğum babamdan şimdi nefret ediyordum. Nasıl ödeyecekti annemin gözyaşlarını?

Günler çok yavaş geçiyordu bizim için. Hep aynı şey oluyordu. Sessizce yemek yerdik Sofra hazırlanırken annem hep bitmek tükenmek bilmeyen bir sabırla babamı bekler, bizim de beklememizi söylerdi Hiç kötü düşünmemizi istemezdi. “O sizin babanız; mutlaka geri gelecek, yaptığı şeyin ne kadar kötü birşey olduğunu anlayacak” derdi Zavallı annem. Bize küçükken nasıl bir aile ortamında yetiştiğini o günleri ne kadar çok özlediğini anlatırdı.. Önceleri gizlemeye çalışırdı gözyaşlarını, sonra sabahlara kadar ağlardı.

Köprü altlarında sabahladığını duyardık babamın. Bazen komşular getirirdi onu eve; ispirto şişesiyle.

Bir gün okuldan eve geldiğimde, babamı oturma odasında buldum İnanamamıştım. Annem kardeşimle beni bir kenara çekip artık babamızın yanımızdan ayrılmayacağını söyledi. Babam bizi yanına çağırdı. Bizi çok özlediğini ve konuşmak istediğini söyledi Kardeşim hasret kaldığı kollara hemen koştu. Ben ne yapacağımı şaşırmıştım. Bir robot gibi yanına gittim. Elini sıktım. Yüzüne bakmamıştım. Sonradan kardeşim onun da bana bakamadığını söyledi. Elleri kaskatıydı. Özlemiş miydi, buz gibi şişelerden sonra çocuklarının ellerini, özlemiş miydi?

Sonraki gün de evdeydi babam. Ondan sonraki gün de. Değişen birşey olmamıştı hayatımızda. O hiç odasından çıkmıyordu. Bir gün günlerdir duymadıgım bir sesle uyandım. Dışarı çıktığımda annemi ağlarken gördüm. Birşey sormak istemedim, ama babamın yattığı odadan hiç çıkmaması, odaya taşınan ilaçlar, bazı şeyleri anlamama yardımcı olmuştu.

Ertesi gün bir doktor geldi evimize. Babamla uzun süre konuştular. Kardeşim babamın yanına girebiliyordu. Beni hiç sormamıştı zaten. “Utanıyor mu?” diye düşündüm. Kardeşim bir gün babamın ellerinin şiştiğini söyledi.“Acı çekiyor” dedi.Gerçekten acı çekiyor muydu? Sıra onda mıydı?

Annem daha sonra günlerini hep hastanede geçirdi Babamı hastaneye yatırmışlardı. Tam bir ay sonra eve geleceğini öğrenmiştim. “Bu kez” diyordum. “Bu kez sarılacağım babama, öpeceğim ellerini doya doya.”

Sonunda geldi babam eve. Gördüğüm manzara karşısında ağlamaya başlamıştım. Sarılıp öpeceğim o eller yoktu artık. İçki ve sigara neticesi kangrene dönüşen ellerini kesmişlerdi babamın. Daha sonra da öldü babam.

Günlerce kendimi suçladım. Ne de olsa o benim babamdı. Babamı bizden koparan içkiden sadece nefret değil aynı zamanda ona kin duyuyordum. Nasıl parçalamıştı sıcacık yuvamızı.
Bizi yakmıştı. Ama yalnız değildik; başkası da bu afetin kıyılarına yürüyordu. Bir şeyler yapılmalıydı. Artık sessiz kalamazdım. Konuşacak, ifrit yüzünü anlatacak çirkinliğini duyuracaktım. O an söz verdim; içkiye giden yolların başında duracak, kollarımı açacak, “bu yol çıkmaz sokak” diyecek ve insanları daha güzel olana sevk edeceğim.
Zulal
Forum Sorumlusu
Forum Sorumlusu
 
Mesajlar: 777
Kayıt: 24 Şub 2007, 00:00

Reklam

Mesajgönderen gulyuzlum » 03 Şub 2008, 20:22

RABBİM CÜMLE ÜMMETİ MUHAMMEDE HİDAYET NASİB EYLESİN.
Yolun düşer, Medine’yi münevvereye uğrarsan  Var Yeşil Ravza’yı gör seher yeli.  Yüzüm, imkânım yok, beni sorarsan  Yakar ciğerimi, kor seher yeli..
gulyuzlum
Özel Üye
Özel Üye
 
Mesajlar: 637
Kayıt: 17 Oca 2008, 00:00


Dön Sırlar Dünyası

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 0 misafir