Allâhu Teâlâ Mekândan Münezzehtir : Fıkıh ve Akaîd

Allâhu Teâlâ Mekândan Münezzehtir

İslam Fıkıh ve Akaid Bölümü

Yetkili: Ertugrul, abu_hayat, Zulal, Berzah, ucharfbesnokta

Forum kuralları
Yazılarınızda mutlaka kaynak belirtiniz. Sadece site linkli kaynaklar kabul edilmemektedir. Konularınızın silinmesine sebep olabilir.
  • Reklam

Allâhu Teâlâ Mekândan Münezzehtir

İleti alsunna » 04 Åžub 2007, 00:18

Allâhu Teâlâ Mekândan Münezzehtir


Allâhu Teâlâ’yı mekândan münezzeh olarak bilmek Ehl-i Sünnet’ Vel-Cemaat’in akidesidir

Allâhu Teâlâ şöyle buyuruyor:

لَيْسَ كَمِثْلِه شَىْءٌ وَهُوَ السَّميعُ الْبَصيرُ
(Eş-şurâ suresi, 11. âyet)

Manası: Allâh’ın benzeri hiç bir ÅŸey yoktur

Allâhu Teâlâ şöyle buyuruyor:

وَلَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُوًا اَحَدٌ
(El-İhlas suresi, 4 âyet)
Manası: Allâh’ın hiç bir yönden benzeri yoktur

Allâhu Teâlâ şöyle buyuruyor:
فَلاَ تَضْرِبُوا للهِ الأمْثَال
(En-nahl suresi, 74. âyet)
Manası: Allâh hakkında misaller vermeyiniz yani O’nu yaratılmışlara benzetmeyininz.

Allâhu Teâlâ şöyle buyuruyor:

وَلِلّهِ الْمَثَلُ الاَعْلى
(En-nahl suresi, 60. âyet)
Manası: Allâh’ın vasıflanması diÄŸerlerinin vasıflanması gibi deÄŸildir.

Rasûlullâh sallallâhu âleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:
“Allâh, kendisinden baÅŸka bir ÅŸey yokken vardı...“
Bu demektir ki ezelde (baÅŸlangıçsızlıkta) Allâh’tan baÅŸka hiç bir ÅŸey yoktu. Ne zaman, ne de mekân ne insan ne de melek ne hayvan ne de cin ne gök ne de yeryüzü.

Rasûlullâh sallallâhu âleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:
“Ya Allâh sen zahirsin senin üstünde bir ÅŸey yok ve sen bâtınsın senin altında bir ÅŸey yoktur“
Beyhakî demiÅŸtir ki, dostlarımız bu Hadisi delîl göstererek: “Üstünde ve altında bir ÅŸey bulunmayan mekansız olarak vardır“ demiÅŸlerdir.
Büyük imâm Âbdul-Kâhir bin Tahir Et-Temîmî El-baÄŸdâdî “El-farku beynel-fırak“(Fırkalar arasındakı farklar) adlı kıtabında şöyle demiÅŸtir: “Onlar (âlimler) O’nu (Allâh’ı) mekân kuÅŸatmadığına ve O’na zaman cereyân etmediÄŸine dâir icmâ etmiÅŸlerdir.“

Rasûlullâh’ı amcasının oÄŸlu Alî radıyallâhu anhu Allâh hakkında şöyle der:
كَانَ اللَّه وَلاَ مَكَان وَهُوَ الآنَ عَلَى مَا عَلَيْهِ كَانَ
( رَوَاهُ أَبُو مَنْصُورٍ الْبَغْدَادِي)
“Allâh mekân yokken vardı, O ÅŸimdi de olduÄŸu gibidir.“ Bunu Ebû Mansûr El-BaÄŸdâdî rivayet etmiÅŸtir.

Yine Alî radıyallâhu anhu Allâh hakkında şöyle diyor:

إِنَّ اللَّه خَلَقَ الْعَرْشَ إِظْهَاراً لِقُدْرَتِهِ وَلَمْ يَتَّخِذْهُ مَكَاناً لِذَاتِهِ
( رَوَاهُ أَبُو مَنْصُورٍ الْبَغْدَادِي)
“Muhakkak ki Allâh arşı kudretinin büyüklüğünü göstermek için yaratmıştır ve onu kendi zâtı için mekân edinmemiÅŸtir.“ Bunu Ebû Mansûr El-BaÄŸdâdî rivâyet etmıştır.

El-kuşayrî, risâlesinde hazret-i Cafer Es-Sâdığın şöyle dediğini rivâyet eder:
"مَنْ زَعَمَ أَنَّ اللَّهَ فِي شَيْءٍ أَوْ عَلَى شَيْءٍ أَوْ مِنْ شَيْءٍ فَقَدْ أَشْرَكَ إِذْ لَوْ كَانَ فِي شَيْءٍ لَكَانَ مَحَصُورًا وَلَوْ كَانَ عَلَى شَيْءٍ لَكَانَ مَحْمُولاً وَلَوْ كَانَ مِنْ شَيْءٍ لَكَانَ مًحْدَثًا أَيْ مَخْلُوقًا
(رَوَاهَ الْقُشَيْرِي )
“Kim Allâh’ın bir ÅŸeyde veya bir ÅŸeyin üzerinde bulunduÄŸunu veya bir ÅŸeyden olduÄŸunu iddia ederse müşrik olmuÅŸ olur. Çünkü bir ÅŸeyde bulunsaydı kuÅŸatılmış olurdu. Åžayet bir ÅŸeyin üzerinde bulunsaydı taşınmış olurdu ve ÅŸayet bir ÅŸeyden olsaydı sonradan olmuÅŸ olurdu.“ yani yaratılmış olurdu.
Kendisine İmâmus-seccâd (çok secde eden imâm) diye lakap verilen hazret-i Alî’nin oÄŸlu Huseyn’in oÄŸlu Alî Zeynul-âbîdîn Sahife-i seccadiyyesinde Allâh hakkında şöyle diyor:

أَنْتَ اللَّه سُبْحَانَكَ لاَيَحْوِيكَ مَكَانٌ
( رَوَاهُ الإِمَام الزَّبِيدِي فيِ الإِتْحَاف)
“Seni noksan sıfatlardan tenzîh ederim seni mekân kuÅŸatmaz.“ Bunu Ez-Zebîdî İthâf adlı kitabında rivayet etmiÅŸtir.

Yine Zeynul-âbîdîn Allâh hakkında şöyle diyor:

"لَسْتَ بِمَحْدُودٍ فَتُحَدُّ
رَوَاهُ الإِمَام الزَّبِيدِي فِي الإِتْحَاف
“Sen sınırlı deÄŸilsin ki sınırlandırılasın.“
Bunu Ez-Zebîdî İthâf adlı kitabında rivayet etmiştir

Yine Zeynul-abîdîn Allâh hakkında şöyle diyor:
"لاَ تُحَسُّ وَلاَ تُمَسُّ وَلاَ تُجَسُّ
( رَوَاهُ الإِمَام الزَّبِيدِي فِي الإِتْحَاف)
“His edilmessin, ellenmessin ve dokunulmassın.“
Bunu Ez-Zebîdî İthâf adlı kitabında rivayet etmiştir.
Åžeyh Ahmed Er-Rifâî radıyallâhu anhu tenzîh hususunda şöyle der: “Allâh’ı tanımanın son derecesi O’nun Mekânsız ve keyfiyetsiz olarak var olduÄŸunu kesin bilmektir.“
Hanbelî alimlerinden olan İmâm İbnil-Cevzî “MüdhiÅŸ“ adlı kıtabında şöyle der: Misaller ancak benzerleri olana verilir. Nasıl O’nun (Allâh’ın) hakkında nasıldır denilebilir onun hakkında keyfiyet muhâl (imkânsız) olduÄŸu hâlde. Vehimler O’nu hayâl edemez ve akıllar O’nu kavrayamaz.

Bundan baÅŸka ÅŸunları da der: “ O’na (Allâh’a) keyfiyet veren O’nu tanımamıştır, O’nun hakkında misaller veren O’nu tevhîd etmiÅŸ deÄŸildir ve O’nu (yaratılmışlara) benzeten O’na ibadet etmiÅŸ deÄŸildir. Benzetici a’şâdır ateist ise kördür. “
Fetava-i Hindiyye adlı kitabta aynen şöyle geçer: “Allâhu Teâlâ’ya mekân’ı isnat eden kâfir olur.“

Ehli Sünnet Vel Cemaat’inin İnançta iki imâmlarından biri olan Ebul-Hasen El-Eşârî radıyallâhu anhu “En-Nevâdir“ adlı kitabında şöyle demiÅŸtir:
Kim Allâh’ın cisim olduÄŸuna inanırsa o Rabbini tanımış deÄŸil ve muhakkak ki O’na inanmış da deÄŸildir.“
Åžeyh Abdul-Äžanî En-Nablusî “Elfethur-rabbânî“ adlı kıtabında şöyle der: “Kim Allâh’ın gökleri veya yeryüzünü doldurduÄŸuna veya arşın üstünde oturan bir cisim olduÄŸuna inanırsa o kendisinin müslüman olduÄŸunu iddia etse bile, kâfirdir.“

Selef ile halef alimleri Allâh hakkında O’nun bir yönde bulunduÄŸuna inananın kâfir olduÄŸuna dâir ittifâk etmiÅŸlerdir El-Hâfız El-Irâkî’nin bildirdiÄŸi gibi. Bunu Ebû Hânîfe, Mâlik, Åžafiî, Ebul-Hasen El-Eşârî ve Ebû Bekir El-Bâkillânî de söylemiÅŸtir. Bu Alimlerin bunu söylediklerini Molla Alî El-Kârî “El-MuÅŸkat“ adlı kıtabın açıklamasında zikretmiÅŸtir.

Bu inanç milyonlarca muslümanın yani Hicâz, Endonesya, Malezya, Hindistan, Bangladeş, Pakistan, Türkiye, arap Fas, şâm diyârları (Filistin, Süriye, Lübnan, Ürdün ) Mısır, Irak Sudan, Afrika, Dağistan, Şişan, Buhâra, Cürcan, Semerkant, ve bundan başka ülkelerdeki müslümanların inancıdır.

Selef: İlk üç asırlarda olanlardır. Yani Rasûlullâh sallallâhu âleyhi ve sellem’ın, ondan sonra gelenlerin ve onlardan sonra gelenlerin bulundukları asırlarda yaÅŸayanlardır.
Kullanıcı avatarı
alsunna
Yeni Üye
Yeni Üye
 
İleti: 2
Kayıt: 29 Oca 2007, 00:00

İleti Ertugrul » 25 Åžub 2007, 12:53

'' Lâ tüdrikühül ebsâr vehüve yüdrikül ebsâr '' Gözler Allahı (c.c) göremez,lakin o herkesi görür.(karanlık gecede kara taşın üzerinde yürüyen kara karıncayı görür ve ayak seslerini işitir) Bu ayeti kerimede Vacibül vucud tealanın mekandan tenzihine delalet ediyor.
Tende kudret nerden olsun nimet-i cân ÅŸükrüne,Bin dilim olsa yetiÅŸmez bir dilim nân ÅŸükrüne..ertugrul@islamiyasam.com
Kullanıcı avatarı
Ertugrul
Forum Sorumlusu
Forum Sorumlusu
 
İleti: 926
Kayıt: 12 Şub 2007, 00:00
Konum: İstanbul



  • Reklam

Fıkıh ve Akaîd

Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyenler: Kayıtlı kullanıcı yok ve 0 misafir

cron