Resûlüllah (s.a.v.) EfeNdİmİz’İn İffetİ
Resûlüllah (s.a.v.) Efendimiz, peygamberlikten önce de kavminin, kötülüklerden ve insanları alçaltan huylardan en çok uzak bulunanı idi. Hz. Ali (r.a.)’nin rivâyetine göre, Peygamber-i zîşân (s.a.v.) Efendimiz şöyle buyurmuşlardır:
“Câhiliyet devri insanlarının işledikleri bir şeyi, ben de işlemeğe iki defa teşebbüs etmiş idiysem de, Allah Teâlâ benimle işlemek istediğim şey arasına girip (bir mânia koyup), beni ondan alıkoydu. Bundan sonra Hz. Allah beni, peygamberlikle şereflendirinceye kadar hiçbir kötülüğe teşebbüs etmedim.
Teşebbüs ettiğim şeye gelince; bir gece Mekke’nin yukarı taraflarında, Kureyş’ten bir gençle birlikte, kendi koyunlarımızı otlatıyordum. Ben ona, “Eğer koyunlarıma bakarsan, ben de diğer gençler gibi Mekke’ye gidip, gece masalları toplantılarına katılayım” dedim. Arkadaşım, “Olur, istediğini yap” dedi.
Ben, bu arzumu yerine getirmek üzere yola çıktım. Mekke’nin evlerinden ilk evin yanına geldiğim zaman, defler ve düdüklerle ıslık çalındığını işittim. “Nedir bu?” diye sordum. “Filanın oğlu filan, filanın kızı filanca ile evleniyor” dediler. Hemen oturup onlara bakmağa başladım. Derken, Allah Teâlâ kulaklarımı tıkadı, uyuyakaldım. Beni ancak güneşin sıcaklığı uyandırabildi! Dönüp arkadaşımın yanına geldim. Arkadaşım, “Ne yaptın?” diye sordu. “Hiçbir şey yapamadım” dedim. Sonra da başımdan geçeni anlattım. Bir başka gece, yine arkadaşıma aynı şekilde ricada bulundum. O da, “Olur, dilediğini yap” dedi. Yola çıkıp Mekke’ye geldiğimde, şu geçen gece Mekke’ye girdiğim zaman işittiğimin aynını işittim ve hemen oraya çöküp bakmaya başladım. Derken, Allah Teâlâ kulaklarımı tıkadı. Vallâhi, beni ancak güneşin sıcaklığı uyandırabildi. Uyanınca arkadaşımın yanına döndüm. Başımdan geçeni ona anlattım.
Bundan sonra, Allah Teâlâ beni peygamberlikle şereflendirinceye kadar hiçbir kötülüğe teşebbüs etmedim. (Taberî Tefsiri, 2/196)
Evet, Resûlüllah (s.a.v.) Efendimiz peygamberliğinden önceki hayatında böyle hatalı davranışlardan korunduğu gibi, peygamberliği esnasında da korunmuş ve bütün insanların, hata ve günah olan işlerden en uzak olanı idi. (İmam Mâlik rh, Muvatta’, 2/903)
Bu mevzûda son sözü İmâm-ı A‘zam Ebû Hanîfe (rh.) hazretlerine bırakalım. O büyük zât, Peygamberimiz (s.a.v.) hakkında diyor ki:
“Ne küçük, ne de büyük hiçbir günah işlememiştir.” (Fıkh-ı Ekber, s. 15)




