“ERKEĞİN CENNETİ EVİDİR


İslam'da Aile hayatı, Ailedeki Bireylerin Sorumlulukları, Çocuk Eğitimi, Evlilik Ve Nikah, Toplum Aile İlişkisi Üzerinde Tartışabileceğimiz Forumumuz..

Moderatörler: Ertugrul, ucharfbesnokta

“ERKEĞİN CENNETİ EVİDİR

Mesajgönderen Zulal » 14 Mar 2008, 18:42



“ERKEĞİN CENNETİ EVİDİR”
Bedenî değişiklik ile başlayan büluğ çağı, ictimaî değişikliğin ve dinî vazife ve mükellefiyetlerin de başladığı zamandır. İslâm hukukuna göre, büluğ ile kişi kendine, başkalarına ve Allah Teâlâ’ya karşı mes’ul hâle gelir. Ve bazı vazifeler yerine getirmekle mükellef olur. Bu bakımdan, geçmişte belli bir yaş sınırıyla bazı haklar ve vazifeler verilmekte ve bunlar kişiye değişmekte idi. Evlilik, bir ergin kişinin hayatındaki en önemli vâkıa olarak değerlendirilmektedir. İslâm hukuku, evliliği, sıhhatli bir nesil yetiştirilmesinin ve dolayısiyle sağlıklı bir cemiyete sahip olabilmenin tek yolu olarak görür.
Müslüman-Türk âile hayatının temelinde Peygamber Efendimiz(s.a.v.)’in, “Erkeğin cenneti evidir”sözü yatmaktadır. Kumar, içki, fuhuş ve her türlü ahlâksızlığın yasak olduğu Osmanlı cemiyetinde ev ve âile esastı. Hatta pek çok mesîre (gezinti) yerleri âileler için teşekkül ettirilmişti.
Akrabalık bağları karşılıklı mes’uliyet ve mükellefiyetler gerektirir. Ecdâdımız akrabalarına günlük ictimaî hayatta, müsafirlikte, düğün ve cenaze gibi hallerde, zor durumlarda her türlü yardımı yaparlar, hiçbir fedâkarlıktan geri durmazlar. Gerek âile ve gerekse cemiyet hayatında, küçükler büyüklere saygı, büyüklerde küçüklere sevgiyi cennete giden bir yol, rızâ-i ilâhiye kavuşturacak bir vesîle olarak kabul ederler... Yaşlılar her zaman âile bakılmışlardır.
Ecdâdımız âileye ve âile fertlerine karşı mes’uliyet, mükellefiyet v vazifelerini yerine getirmede destek olabilmesi için, iki büyük müessese kurmuşlardır.
1-Maddî destek kaynağı olan VAKIFLAR,
2- Mânevî destek kaynağı olan DEGÂHLAR...
Bu müesseseler, ecdâdımız Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde en yüksek seviyede tatbikata geçirilmiş ve cemiyetin pek çok yükünü üstlenmişlerdi. Binlerce vakıf insanlara ırk, din, renk, milliyet, cinsiyet ve sınıf ayırımı yapmadan hizmet vermişlerdir. Sadece Allah rızası için... Dergahlar ise, Allâh’ın veli kullarının riyâset ve nezâretinde bir çeşit tesânüd (sosyal dayanışma), mânevi huzur ve ferahlama merkezleriydi. Dergahlar kan bağı üzerine değil de Allah aşkı ve rızâsı üzerine kurulmuş müesseselerdi.
Hulâsa, cemiyetin sağlıklı ve güçlü olması, ancak âilelerin sağlıklı ve güçlü olmalarıyla mümkündür. Bu bakımdan âilenin birliğine, bütünlüğüne ve âile fertlerinin maddî ve mânevî yönden iyi olmalarına ehemmiyet vermeliyiz. Âile; karşılıklı itimat, doğruluk, dürüstlük, mes’ûliyet, bağışlama, sabır, musâmaha, şefkat, sevgi ve saygı esasları üzerine binâ edilir. Bu güzel hasletleri hiçbir zaman gözardı etmemeliyiz.
Zulal
Forum Sorumlusu
Forum Sorumlusu
 
Mesajlar: 777
Kayıt: 24 Şub 2007, 00:00

Reklam

Mesajgönderen gulyuzlum » 14 Mar 2008, 22:11

Âile; karşılıklı itimat, doğruluk, dürüstlük, mes’ûliyet, bağışlama, sabır, musâmaha, şefkat, sevgi ve saygı esasları üzerine binâ edilir. Bu güzel hasletleri hiçbir zaman gözardı etmemeliyiz.RABBİM hepimize versin bu hasletleri.çok güzel bir mevzuya değinmişsiniz elinize sağlık.
Yolun düşer, Medine’yi münevvereye uğrarsan  Var Yeşil Ravza’yı gör seher yeli.  Yüzüm, imkânım yok, beni sorarsan  Yakar ciğerimi, kor seher yeli..
gulyuzlum
Özel Üye
Özel Üye
 
Mesajlar: 637
Kayıt: 17 Oca 2008, 00:00


Dön İslam'da Aile Hayatı

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 0 misafir