Ta’dîl-i erkân; rükû ve secdede itmi’nândır; rükû ile secde arasındaki kıyâmı tamamlamak ve iki secde arasındaki oturmayı tam yapmaktır. Ta’dîl-i erkân; İmam-ı Ebû Yûsuf ve İmâm-ı Şâfiî Hazretleri’ne göre farz, İmâm-ı A’zam ile İmâm-ı Muhammed Hazretleri’ne göre ise vâcibdir.
Ta’dîl-i erkândan maksat; namazın kıyâm, rükû ve secde gibi her rüknünü sükûnetle yerine getirmek ve bu rükünleri yaparken her uzvun yatışıp hareket etmekten uzak olması, istikrâr bulmasıdır. Meselâ; rükûdan kalkınca, vücut dik ve sâkin olmalı; en az bir kere, Sübhânallâh diyecek kadar ayakta durup, ondan sonra secdeye varmalıdır. Bu ta'rif ve îzâhattan anlaşılan odur ki; ta’dîl-i erkân rükûda, secdelerde, kavmede ve celsede her âza hareketsiz olduktan sonra, Sübhanallah diyecek kadar durmaktır.
“Bir mü'min secde ve rükû’unu tam yaparak güzel bir ÅŸekilde namazını kılarsa, onun namazında bir güzellik ve nur olur. Ve o namazla melekler semâya yükselirler de, namaz, musallîye; “Beni muhâfaza ettiÄŸin gibi Hz. Allâh (c.c.) da seni muhâfaza etsin”, diye duâ eder. EÄŸer o mü'min namazını güzel kılmazsa, o namaz zulmânî olur. Ve melekler kerîh görerek onu semâya yükseltmezler. Bu namaz, namazı kılanın aleyhine beddua ederek, "Beni zayî ettiÄŸin gibi Hz. Allâh (c.c.) da seni zâyi’ etsin, der.
İmâm-ı Rabbânî (k.s.) Hazretleri, “İnsanları, ta’dîl-i erkâna ve âzâların itmi’nânına riâyet ederek namazlarını kılmaya delâlet etmek lâzımdır. İnsanların çoÄŸu bu devletten mahrumdurlar. Ve bu amel (ta’dîl-i erkân ile namazı edâ etmek), bi’lkülliye terk edilmiÅŸtir. Binâenaleyh bu ameli ihyâ etmek, İslâm'ın en mühim husûslarındandır.” buyurmaktadır


