KURAN İLE KONUŞAN KADIN : Makaleler

KURAN İLE KONUŞAN KADIN

İslami İçerikli Makaleleri Paylaşabileceğiniz Alan

Yetkili: Zulal, Berzah, inci

  • Reklam

KURAN İLE KONUŞAN KADIN

İleti irena » 26 Åžub 2007, 19:01

Tebe-i Tâbiîn neslinden Abdullah ibn Mübarek hazretleri anlatıyor: Hacca gidiyordum. Irak-Suriye topraklarından geçerken yalnız bir kadına rastladım. Selâm verdim; selâmımı “Söz olarak Rahîm bir Rabden selâm sözüdür onların duyacağı” (Yâ-Sîn: 58) âyetiyle aldı.



“Buralarda ne yapıyorsun?” diye sordum. “Allah kimi yoldan çıkarmışsa, ona yol bulduracak yoktur” (A’râf: 186) âyetini okudu. Anladım ki, yolunu kaybetmiÅŸ.



Nereye gittiÄŸi soruma “Bir gece kulunu Mescid-i Haram’dan alıp Mescid-i Aksâ’ya götüren Allah’ı tesbih ederim” (İsrâ: 1) âyetiyle karşılık verdi. Anladım ki, geçtiÄŸimiz hacc mevsiminde haccını tamamlamış, Kudüs’e gidiyor.



“Ne zamandan beri böyle yolunu kaybettin?” dedim. “Tam üç gece (yani üç gündür)” (Meryem: 10) dedi.



Yiyecek verme teklifinde bulundum. “Sonra orucunuzu gün batıncaya kadar tamamlayın” (Bakara: 187) âyetini okudu.



“İyi de Ramazan’da deÄŸiliz” dedim. “Kim Allah için nafile bir hayır yaparsa, Allah her hayrın karşılığını verendir, her ÅŸeyi hakkıyla bilendir” (Bakara: 158) âyetiyle cevap verdi.



“Yolculukta oruç açılabilir” dedim. “Ama orucu tutarsanız, bu hakkınızda daha hayırlıdır” (Bakara: 184) âyetini okudu.



Niye benim gibi konuÅŸmadığını sordum. “AÄŸzından tek bir söz bile çıkmasın ki, yanında onu gözleyen ve o sözü kaydetmeye hazır bir gözcü bulunmamış olsun” (Qâf: 18) dedi.



“Kimlerdensin?” diye sordum. “Bu konuda bilgin yok (ailemi söylesem de tanımazsın). Sonra göz de, kalb de (görmeden, kesin bilgiye dayalı olmadan verdiÄŸin her hükümden) sorumludur” (İsrâ: 36) âyetiyle cevap verdi.



“Hata ettim, hakkını helâl et!” dedim. “Bugün size kınama yok. Allah, sizi bağışlasın” (Yusuf: 92) dedi.



Deveme bindirip kafilesine ulaÅŸtırma teklifinde bulundum. “Hayır adına ne iÅŸlerseniz Allah onu bilir” (Bakara: 215) âyetiyle mukabele etti.



Devemi yanına getirdim. Binecekken, “Mü’min erkeklere söyle, bakışlarını sakınsınlar” (Nûr: 30) âyetini okudu.



Gözlerimi çevirdim; binecekken deve ürküp kaçtı, bu arada elbisesi az yırtıldı. “Başınıza musibet olarak ne gelirse, bu bizzat iÅŸleyip, onu hak etmeniz sebebiyledir” (Şûrâ: 30) âyetini mırıldandı.



“Sabret, deveyi baÄŸlayayım!” dedim. “Bu hususta Süleyman’ı anlayışlı ve daha isabetli davranır kıldık” (Enbiyâ: 79) âyetini okuyarak, devemi yönlendirme konusunda benim daha baÅŸarılı olduÄŸumu kasdetti.



Deveye bindi ve “Bunu bize baÅŸ eÄŸdiren Allah’ı tesbih ederim; yoksa bunu biz baÅŸaramazdık. Ve sonunda şüphesiz Rabbimize döneceÄŸiz!” (Zuhruf: 13-14) âyetlerini okudu.



“Haydi!” diye deveyi hızlandırdım. “Yürüyüşünde (ve davranışlarında) vakur ol ve sesini yükseltme. Seslerin en çirkini, (bağıran) eÅŸeÄŸin sesidir!” (Lokman: 19) mukabelesinde bulundu.



Yürürken ÅŸiir okumaya baÅŸladım. “Kur’an’dan kolayınıza geleni okuyun!” (Müzzemmil: 20) dedi.



“Åžiir okumak haram deÄŸil ki!” dedim. “Bu hususu ancak gerçek idrak ve basiret sahipleri düşünüp anlar!” (Bakara: 269) cevabını verdi.



Bir süre gittik; sonra evli olup olmadığını sordum. “Ey iman edenler! Cevabı verildiÄŸinde sizi üzecek meselelerden sormayın!” (Mâide: 101) âyetini okudu.



Derken kafilesine ulaÅŸtık ve “Kafile içinde kimsen var mı?” dedim. “Mal ve evlât dünya hayatının süsüdür!” (Kehf: 46) dedi.



Anladım ki, evlâdı var. İsimlerini sordum. “Allah İbrahim’i dost edindi; Allah Musa ile konuÅŸtu; Ey Yahya, Kitab’a kuvvetle tutun!” (Nisâ: 125, 164; Meryem: 12) âyetlerini okudu.



“Ey İbrahim, ey Musa, ey İsa!” diye kafileye seslendim. Nur yüzlü üç genç “Buyur!” diye çıkageldi. Onlara para verip, “Bununla içinizden birini ÅŸehre yollayın! Yemeklerin helâl ve temiz olanına baksın ve size bir yiyecek getirsin. Dikkatli davransın!” (Kehf: 19) dedi.



Yiyecek gelince bana, “GeçmiÅŸ günlerinizde yaptıklarınızın karşılığında ÅŸimdi afiyetle yiyip için!” (Hâqqa: 24) dedi.



Çocuklara, “Annenizin bu durumunu bana söylemezseniz bu yemekten yemem!” dedim. “Annemiz” dediler, “AÄŸzından Cenab-ı Allah’ın gazabını çekecek yanlış bir söz çıkar korkusuyla 40 yıldır böyle sadece Kur’an’la konuÅŸur.”



İbn Mübarek, bu hadiseyi Kur’an’da her ÅŸeyin bulunduÄŸuna delil olarak anlatırdı.





zaman gazetesi
Kullanıcı avatarı
irena
Özel Üye
Özel Üye
 
İleti: 173
Kayıt: 26 Şub 2007, 00:00
Konum: dersaadet

İleti hakandidinir » 02 May 2007, 15:34

DEĞERLİ KARDEŞİM PAYLAŞIMIN İÇİN TEŞEKKÜR EDERİM
BİRÇOK DEFA OKUDUĞUM VE DİNLEDİĞİM HALDE ANIMSAMAK BİLE GÜZEL OLDU
KURAN_I KERİMİ YAŞAMAK BÖYLE BİR ŞEY OLSA GEREK NE DERDİN VARSA ONA TERCUMAN OLSUN NE İSTİYORSAN DİLE GETİRSİN
RABBİM KENDİNİ KURANA ADAMIŞ OLANLARIN ŞEFAATLERİNE CÜMLEMİZİ NAİL ETSİN
YÜCE RABBİME EMANET OL
Kullanıcı avatarı
hakandidinir
Özel Üye
Özel Üye
 
İleti: 2675
Kayıt: 10 Oca 2007, 00:00

Re:

İleti TuAnA » 02 May 2007, 15:48

AMİN İNŞALLAH ÇOK GÜZEL VE ANLAMI BÜYÜK Bİ YAZIYDI PAYLAŞIM İÇİN SAĞOL
Zindandan Dışarı Giden Tek Yol; RüYa
Kullanıcı avatarı
TuAnA
Özel Üye
Özel Üye
 
İleti: 1173
Kayıt: 06 Şub 2007, 00:00
Konum: SULTANAHMET


  • Benzer Konular
    Cevaplar
    Gösterim
    Yazar

  • Reklam

Makaleler

Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyenler: Kayıtlı kullanıcı yok ve 0 misafir