Tasavvufta Kutub, Kutbü'l-Aktab, Kutb-i İrşâd... : Tasavvûf

Tasavvufta Kutub, Kutbü'l-Aktab, Kutb-i İrşâd...

Tasavvûf Bölümü

Yetkili: Ertugrul, abu_hayat, Zulal, Berzah

Forum kuralları
Yazılarınızda mutlaka kaynak belirtiniz. Sadece site linkli kaynaklar kabul edilmemektedir. Konularınızın silinmesine sebep olabilir.
  • Reklam

Tasavvufta Kutub, Kutbü'l-Aktab, Kutb-i İrşâd...

İleti gulyaprak » 01 Mar 2007, 19:25

Kutub, lûgatte medâr yani değirmenin alt taşına yerleştirilen ve üst taşın dönmesini sağlayan demir anlamınadır.

Kutub’la alâkalı olarak İslâmî/tasavvufî kaynaklarda ÅŸu bilgilere rastlamaktayız:

Kutub; en büyük velî, her zaman âlemde Allah’ın nazar kıldığı tek kiÅŸi.
Kutub, bir tarîkatın en büyüğü, âlemde Allâh’ın irâdesini temsil eden evliyâullâh’ın, rütbe ve derece bakımından en yüksek olanı, Allah adına kâinatta tasarruf eden velî…

Kısacası kutub, Hâtemü’l-enbiyâ, Resûl-i kibriyâ Efendimizin (s.a.v.) vârisidir; “vâris-i resûl”.

Kutub âlemin ruhu, âlem de onun bedeni gibidir.

Her şey kutbun çevresinde ve onun sayesinde hareket eder, her şeyi o idare eder.

Peygamber Efendimizin (s.a.v.) zâhir ve bâtınana tamamiyle ve kemaliyle vâris olan kutba kutbu’l-aktâb (kutubların kutbu), kutbu’l-irşâd (rehber/kılavuz kutub)veya kutbu’l-ekber (en büyük kutub) denir. Her üç tabir de insanları-cinleri irÅŸad ve onların hidâyete ermelerine kılavuzluk etmekle vazifeli velî kiÅŸi (Allah dostu) manasınadır. Bu velînin yeryüzünden ArÅŸ’a kadar her ÅŸeyde tasarrufu vardır.(1)

Kutbun yanında (saÄŸ ve solunda) bulunan iki zâta “İmâmân (iki imamlar)”(2) , bunların mânevî meclisine “Dîvân-ı Sâlihîn (salihler meclisi)”, bu velîler topluluÄŸuna “ricâlullah (Allah adamları)” veya “ricâlü’l-gayb (gayb erenler)”(3) denilir. Kutub, bu meclisin başında yer alır.

Her hafta uygun görülen bir gecede “Dîvan-ı Sâlihîn” kurulur. EÄŸer dîvanı Resûlüllah Efendimiz (s.a.v.) teÅŸrîf ederse, meclisin reisi O’dur. TeÅŸrîf etmezlerse, vâris-i resûl olan zât yani kutub bu meclise baÅŸkanlık eder… Ve ahvâl-i âleme (dünyanın durumuna) ait kararlar alınır, hükümler verilir. Meydana gelen hâdiselerin/olayların çoÄŸu burada alınan hükümlere/kararlara baÄŸlıdır.

İmâm-ı Rabbânî Müceddid-i Elf-i Sânî Ahmed Fârûkî Serhendî (k.s.) hazretleri, yazdıkları bir mektupta, bu mevzuda bizlere şu bilgileri vermektedir(4):

«Kutb-i irşâd ile alâkalı mârifeti, Mebde’ ve Maad Risâlesi'nin 'ifade ve istifâde' (faydalı olma ve faydalanma) bâbında yazmıştım. Lâkin onun, bu makamla münâsebeti olduÄŸu ve burada da anlatılması faydalı olacağı için, bu mektupta da yer vermek münasip oldu. Binâenaleyh dikkat etmeli, ehemmiyetle üzerinde durmalıdır.

«Kemâlât-ı ferdiyeyi câmi bulunan (yani ilim, amel, ihlâs, hakîkat, mârifet ve güzel ahlâk bakımından ferdî bütün olgunluklara sahip olan) Kutb-i irşâd, cidden azîzü’l-vücuddur, pek muhterem bir zattır.

“… Bu cevherin (çok kıymetli ve muhterem zâtın) misli-benzeri, uzun zamanlar ve birçok asırlardan sonra zuhûr eder, ortaya çıkar. Onun nûrunun zuhûru, zulmanî âlemi (karanlıklar içerisindeki âlemi) tenvîr eder, aydınlatır. Hidâyetinin nûru ve irşâdı bütün âleme şâmildir, hepsini kuÅŸatır. Muhît-i ArÅŸ’tan merkez-i ferÅŸe kadar (ArÅŸ-ı a’lâ’dan yeryüzünün merkezine kadar) kime rüşd, hidâyet, îman ve mârifet hâsıl olursa, ancak onun tarîkıyla/kanalıyla hâsıl olur, bunlar ondan alınır. Bu devlet, onun tavassutu/aracılığı olmaksızın, kimseye müyesser olmaz, kolay elde edilemez. Onun nûru, bütün âlemi bahr-i muhît (büyük bir okyanus) gibi ihâta etmiÅŸ, kuÅŸatmıştır. Ve bu deryâ, sanki donmuÅŸ gibidir, aslâ hareket etmez.

«Bir tâlip ona ihlâsla teveccüh eder/yönelir, veya o bir tâlibe teveccühte bulunursa; teveccüh vaktinde, tâlibin kalbine sanki bir pencere açılır. Ve bu yolla bu deryâdan, teveccühü ve ihlâsı kadar, kana kana istifade eder.

«Kezâ, kim Allâh’ı zikre teveccüh eder (yönelir); ve fakat, –asla inkâr ettiÄŸi için deÄŸil de bilmediÄŸi için– o kutba teveccüh etmezse, bu istifade ona da hâsıl olur. Lâkin, ona teveccüh etmesi sûretinde daha ziyade olur. Ama kim onu inkâr eder veya o kutub ondan rahatsız olursa, Allah’ı zikirle meÅŸgul olsa bile, rüşd ve hidâyetin hakîkatinden mahrum olur. Bu inkâr ve eziyeti, feyz yoluna set olur… Bu Kutb-i azîmüşşân (şânı çok yüce olan kutub); ona faydalı olmamaya, onun faydalanmasına mâni olmaya ve zararına niyet etmemiÅŸ olsa dahi, onda hidâyetin hakîkati yoktur… Belki onda, irşâdın sadece sûreti vardır. Mânâdan boÅŸ olan sûretin ise, faydası azdır. Bu kutba ihlâsla muhabbeti onlarlar, Allah’ı zikirden ve anlatılan teveccühten boÅŸ olsalar bile, sadece bu samîmi muhabbetleri vâsıtasiyle, onlara rüşd ve hidâyet nûru ulaşır…

«Şiir meali: “Kulak verenlere defalarca seslendim, anlattım / Zekî olanlara bu kadarı yeter; bununla iktifâ ediyorum.»
***
Yazıya, yüce kutbun hususiyetlerinden birini anlatan bir kıssa ile nihayet vermek istiyorum.
Nakşî yolu müceddidîn kolunun 5’inci halkası Ebû Yezîd-i Tayfûri’l-Bestâmî kuddise sırruh (H. 188/M. 803–H. 261/M. 874) devrinde, âbit-zâhit, ârif-fâzıl, keramet ve keÅŸif sahibi pekçok veli yaşıyordu. Bununla beraber “asrın kutbu” ümmî bir demirciydi. Bunu bilen Bâyezid hazretleri onu ziyarete gitti.

Demirci her zamanki gibi örsün başında demir dövüyordu. Bâyezid hazretleri selâm verdi. Demirci selâmını büyük bir sevinçle aldı, ellerine sarıldı ve ondan dua istedi. Bâyezid hazretleri tebessüm ederek:

- Asıl ben sizin duanıza muhtacım. Ellerinizden öpeyim de siz bana dua buyurun, dedi.

- Ben kim, sizin gibi bir âlime dua kim, diye cevap verdi demirci ÅŸakınlıkla… Hem ben size dua etsem de benim içimdeki dert hafiflemeyecek.

- Sizin derdiniz nedir? Söylerseniz belki bir çare bulunur.

Demirci hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı. Göz Yaşları arasında:

- Yarın kıyamet gününde insanların hâli ne olacak? Sürekli bunu düşünmekten, buna yanmaktan kendimi alamıyorum, dedi.

Bu sözleri duyunca Bâyezid-i Bestami hazretleri de aÄŸlamaya baÅŸladı. O anda hâtıftan bir ses duydu: “Ey Bâyezid! Bu demirci ‘nefsim!’ diyenlerden deÄŸil, ‘ümmetim!’ diyenlerdendir” deniliyordu. Böylece Kutubluk makamının niçin böyle bir zata verildiÄŸini anlamış oluyordu.

- Ey kardeşim, dedi, insanlar azap çekerse bundan sana ne?

- Ey üstâz! Cehennemliklerin bütün azabını bana verseler ve onları bağışlasalar ben derdimden kurtulur, saadete ererim.
***
Evet bu gibi zatlar, “ümmetim, ümmetim!..” diyen iki cihan serveri Efendimiz (s.a.v.) gibi insanlığın hidayetine kilitlenmiÅŸ er kiÅŸilerdir. Onlar Sevgili Peygamberimizin zâhir ve bâtınına hakkıyla ve kemâliyle vâristirler. Mevlam ÅŸefaatlerinden mahrum bırakmasın.

DİPNOTLAR
(1) Tehânevi, Muhammed b. Ali, Keşşâf-ı Istılât-ı Fünûn, Hind, 1862, İst., 1318, 2, 1268; İbn Arabi, Füsûs, 39; Kâşâni, Abdurrezzak, Istılâhâtu’s-Sûfiyye, Kahire, 1981.
(2) Tasavvuf ıstılahında “imâmân” denilen bu iki zattan biri kutbun sağında, diÄŸeri solunda bulunur. SaÄŸdaki melekût, soldaki mülk âlemine bakar. Soldakinin rütbesi daha yüksek olduÄŸu için, kutbun halifesi de odur. (Kâşânî, Abdurrezzak, a.g.e.)
(3) Ricâlullah, Ricâlü’l-gayb: Recül kelime olarak adam, merd ve kiÅŸi manasınadır. Tasavvuf dilinde ise, ister erkek ister kadın olsun, Hakk’ın dostluÄŸunu kazanmış, ruhen yücelmiÅŸ kâmil ve faziletli kiÅŸi demektir. Bu manada kadın veliler de bu tabirin içinde yer alırlar. Ricâlullah, Ricâlü’l-gayb; ehlullah, evliyaullah, Allah adamları, Hak erenler, gayb erenler anlamındadır. (Mu’cemü’s-Sûfiyye, Beyrut, 1981; Bursevi, İsmail Hakkı, Faslu’l-Hitâb, 399, 346)
(4) el-Mektûbat, İmâm-ı Rabbâni, İstanbul, 1963, 1, 260.

YAZAN HALİS ECE
Kullanıcı avatarı
gulyaprak
İslamiYasam Genel Sorumlusu
İslamiYasam Genel Sorumlusu
 
İleti: 937
Kayıt: 08 Kas 2006, 00:00

Re: Tasavvufta Kutub, Kutbü'l-Aktab, Kutb-i İrşâd...

İleti menzilli55 » 12 May 2007, 09:57

Allah cc Razı olsun.Allahım bizleri onların izinden ayırmasın inaşallah...
Kullanıcı avatarı
menzilli55
Yeni Üye
Yeni Üye
 
İleti: 3
Kayıt: 11 May 2007, 23:00

Re: Tasavvufta Kutub, Kutbü'l-Aktab, Kutb-i İrşâd...

İleti hakandidinir » 26 Haz 2007, 08:16

RABBİM YAR VE YARDIMCIN OLSUN KARDEŞİM
RABBİNİ SEVENLER NE GÜZEL OLUR O SEVGİYLE YÜZLERİ GÖZLERİ PARLAR PİR NUR OLUR

BİR DE RABBİMİZİN SEVGİLİLERİ VARKİ ONLAR TÜM CİHANA SULTAN OLUR

RAHMANA EMANET OLUNUZ
Kullanıcı avatarı
hakandidinir
Özel Üye
Özel Üye
 
İleti: 2675
Kayıt: 10 Oca 2007, 00:00



  • Reklam

Tasavvûf

Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyenler: Kayıtlı kullanıcı yok ve 0 misafir