Ak sakallı ihtiyar, son günlerinde yatağında baygın yatmaktaydı. Doktorlar:
– Bize düşeni yaptık, gerisi Allah’a kalmış, diyorlardı.
Baygın halde yattığı yatağından ansızın doğruldu. Heyecan ve telâşlı bir hâli vardı. Yumuk gözleriyle, belki de irâde dışı hareketler yapacaktı, öyle de oldu.
Nefes nefese feryat ediyordu:
– OÄŸlum Arif! Çabuk ibriÄŸi getir, abdest alacağım, baksana ezan okunuyor, cemaate yetiÅŸmeliyim... Bir–iki saniye sonra sanki oÄŸlu ibriÄŸi getirmiÅŸ, yumuk göz, zor aldığı nefesle hayâlen elini kolunu yıkamaya baÅŸlamıştı. Bu sırada abdestini almış, hattâ camiye girip safa da geçmiÅŸ, iÅŸte imamla birlikte ilk tekbirini de alıyordu:
– Allahü ekber!
Ne var ki, ÅŸuuraltına yerleÅŸmiÅŸ bu abdest alma, sonra da namaza baÅŸlama tekbiri, son cümlesi olmuÅŸ, böylece ömrünü “Allahü ekber” cümlesiyle tamamlamış, yatağına yığılmıştı!



