ErtelenmiÅŸ hayatlarla dolu bomboÅŸ bir mazi.
Belki geç kalmasaydın bir sabah güneşinden önce,
Şafak karanlığı yırtarken kocaman bir tebessümle,
Bir güne başlayabilirdik beraberce.
Hayat bu değildi aslında böyle tek düze,
Günün her hangi bir saatinde öylesine,
Nedenler niçinler olmadan yanımda buluverseydim,
Hani öylesine hayata yalnızca aşk için mola verseydim.
Her şey bir yere kadardı ama o bir yer hep çok uzaktaydı.
Belki sözün sonu belki bir daha ertelenemeyen an.
Aslında bir öğleden sonra nefes nefese bir koşturmada,
Bir kenarında hayatın ve sıcacık ellerinle benimle,
Beklide bir akşamın hüznünde sessizce gözlerimde,
Ne bileyim yalnızca bize ait olan bir yerlerde.
Gecenin bir yarısında uykun kaçtığında,
Düşünmeden uyandırmalıydın beni.
Serinin koyu siyah sessizliÄŸinde bir fincan,
Demin muhabbet kıvamında tütmeliydik.
Bir fincanda, beraberce demlenmeliydik.
KeÅŸke, keÅŸke ertelemeseydik.
KeÅŸke!
Şimdi ertelenemeyen andayız,
Bir yanda sessiz, soluksuz, tenhadayız.
Nasılda terlerdi alnım hâlbuki.
Şimdi terlemelerden bile uzaktayız.
Keşke keskin köşelerine takılmasaydık hayatın.
Bir su gibi asude akıverseydik.
Ta ki hayat meylinin kıyısına,
Bir yamaçtan aşağı çaglarken,
Bu son düzlükte durulsaydık.
Ama.
Unutulmasaydık.
Keşke bir anda. Unutulmasaydık.
Belki biz unuttuk unutan mazi deÄŸil.
Keşke maziyi hiç ertelemeden yaşasaydık.
HAKAN DİDİNİR




