Ben seni yazmaya mecbur muyum? : Şiirler

Ben seni yazmaya mecbur muyum?

Dini İçerikli Şiirlerinizi Paylaşabileceğiniz Alan

Yetkili: abu_hayat, Zulal, Berzah

  • Reklam

Ben seni yazmaya mecbur muyum?

İleti DeRyA » 12 Mar 2007, 18:33

Ben seni yazmaya mecbur muyum? Kalemime taht kuruÅŸunun sebebini izah edecek bir kelâma dahi muhtaç olduÄŸumu görmüyor musun? Bahara eren BoÄŸaz’ın erguvanları gibi geçici bir güzellik midir yoksa aÅŸk dediÄŸim? Ben hiç uslanmayacağım, belli… Her dem yolculuklara gebe takvimlerin emzirdiÄŸi bir bebek olmaktan kurtulamayacağım! Sen keyfine keyif katarken yarı ömrünün fevkinde, her sabah saçımın bir telinin daha beyazladığını seyrettiÄŸim aynalarda, cinnet ötesi dürtülerle kucaklayacağım benim olmayan manzaraları… Hem sen deÄŸil misin, kanatmaktan vazgeçmeyen, içimdeki müzmin yaraları?

Ben seni yazmaya mecbur muyum? Hasretlerin dokuz boÄŸum olduÄŸu bir mevzuya sürüklenirken fikrimin en gafil ânları, nice bin ÅŸairi kahra yâr etmemiÅŸ mi yâr bildiÄŸi cânânları? Sen yâr mısın gerçekten? Åžu gönül dediÄŸim virânenin her karışında var mısın? Yoksa! Yoksa varlığımın yokluÄŸa yeltendiÄŸi bu zeminde, özüme set çeken duvar mısın? Yarım olmanın adına hasret nâmını yakıştırmanın acısıdır belkide beni böyle söyleten! Belki, belkilerin bile boÅŸ laftan ibaret olduÄŸunun ispatıdır her satırım! Anladım! Kalbim gibi, aÅŸkım gibi, varlığım gibi… ÇiÄŸnenip geçilmiÅŸ meÄŸer hatırım!

Ben seni yazmaya mecbur muyum? Hem sen yazmaya deÄŸecek bir acıdan baÅŸka ne oldun ki bana? EvcilleÅŸtirdiÄŸim acıların huzurunda, seni semaya kalkan bir semazen gibi döne döne tasvir ediyor olmamın bana ne faydası var? Bir Berceste uzunluÄŸunda bir âh ile dolaÅŸtığım âlemin dar oluÅŸunu, gözyaÅŸlarımın aÅŸk ikliminde zavallılaÅŸan yüreciÄŸime misilsiz kâr oluÅŸunu, gülleri aÄŸlatan gülen gülün kem nazar ile soluÅŸunu mu yazarım sanırsın? Sanırsın da… Aldanırsın ey peri!

Ben seni yazmaya mecbur muyum? Bu sual perçinlendi dilimin ucuna… Devrilip giderken hüsran denilen dehlizlerin en korkuncuna, Åžeyh Galip’in yıllar öncesinden yaptığı bir izah ÅŸu an ki halimi tasvire yetip de arttı bile… Bu aÅŸk dedikleri… Var iken yok olmaya imrenmekmiÅŸ bile bile… Sözümün hamlığını, Åžeyh Galip’in terennümüyle kemâle eriÅŸtirmek ânı bu ân…

“Kevser-î âteÅŸ-nihâdın âdı aÅŸk
Dûzah-ı cennet-nümânın âdı aşk
Bir lûgat gördüm cünûn isminde ben
Anda hep cevr ü cefânın âdı aÅŸk”1

Ben seni yazmaya mecbur muyum? GidiÅŸinle bir serencâmın keder dolu nihâyeti baÅŸlarken göz bebeklerimde, aÄŸlamaktan daha fazlası gerekiyordu yangın yerine dönen gönlüme… AÅŸkın tarifsiz geometrisinde, bütün açı ortaylarını yitirmiÅŸ hayallerimin; buruk tesellilere dokunacak kadar ömrü de yoktu aslında… Yâr olaydın… Yâr olaydın! Âh deli gönlüm ihtiyâr olaydın da tek bahtiyâr olaydın. Bir nefes alıp vermede bir saadete ereydin de, sonra ansızın solaydın!

Renklerin gayba uzandığı demlerde, yok olmak istidâdında aÄŸlayan karanfillerin kızıl arzularında, bir ÅŸal misali döküldü omuzlarımdan hicrânın şûh yükü… Ümmi satırlarımın yalvarışlarını duymayacak kadar uzakları mesken tutan huma kuÅŸuna intizarım var benim… İntizardan öte itirazım var benim…

AÅŸk… Åžiirlerimden sürgün ettiÄŸim son imge… Temalarım tutarsızlaşırken kalemimin ucunda, ebruları kesafetiyle boÄŸan renk oldun âh…! Åžimdi her heyecanım günah… Surda gedik açan her gülle, senin elinden çıktı bilesin… Bilesin eÅŸkıya tasavvuruyla avuçlanan her goncada sana âh etmekteyim… Sen tükenmeyi ne bilirsin…? Ben usul usul bitmekteyim…!

Menziller turkuaz kanatlı turnalara yol verir sanma… Sorma bana… Söylesem de inanma! Ben aynalarda seyrettiÄŸim benle, aynaların billur meçhuliyetine yelken açtım bundan gayrı… Bil ki kalmadı, hayır isterken yitirdiklerimin hayrı…! Yeter…! Tırnaklarını çek yüreÄŸimin üzerinden… Dudakların bükülüp durmasın dimağımın köşesinde… Nefesini katma esen rüzgara… DaÄŸlara haykırma bana söyleyemediklerini… Git başımdan heyula ! Destursuz gelme böyle her gece… Gecenin suskunluÄŸunu kabulden sayma sakın… Bana senin yokluÄŸun senden daha yakın… Adı zûl ÅŸimdi… Her dem tattığım firâkın…

Ben seni yazmaya mecbur muyum? Kalem ve kağıt… Ellerimde dalga dalga kabaran bir ağıt! Ya gel, bu hüznü, efkâra esir düşmüş ÅŸahikalardan dağıt! Ya da kara toprağın baÄŸrına uzansın bir defa daha bir garip yiÄŸit… Åžiirle düğümlenen sözün, yazıyı da kördüğüm etmesi yadırganmaz. İşte o düğümün yeridir ÅŸimdi:

Yarını düşünmekten bugüne kanmaz oldum!
Bülbüllüğüm rivâyet, güle aldanmaz oldum…

İlkbaharın neşesi sıyrıldı sözlerimden,
Lâlelere darıldım, aÅŸka inanmaz oldum…

İntikam alır şimdi, aynalar gözlerimden,
Nicedir sabahları ÅŸevkle uyanmaz oldum…

Yolların nasibi yok, titreyen dizlerimden,
Åžikâyetim var benim, kahra dayanmaz oldum…

Bitip tükendim Yâ Rab, ümitle yanmaz oldum!
Saadet hırkasını giyip soyunmaz oldum…
EY SEVGİLİ! Åžimdilik aÅŸk bana, güzellik sana nasib olmuÅŸ, bilmiÅŸ ol ki bunlar bize ِdünç verilmiÅŸtir. Yoksa ne o güzellik senindir, ne de bu aÅŸk benim  
Kullanıcı avatarı
DeRyA
Tecrübeli Üye
Tecrübeli Üye
 
İleti: 80
Kayıt: 06 Mar 2007, 00:00
Konum: İmanın dogdugu yerden...

İleti gulyaprak » 13 Mar 2007, 13:40

yine duygu yüklü bir şiir ve yazı bulmuşssun canım benim ya gercekten harika paylaşımın icin sagolasın gülüm
Kullanıcı avatarı
gulyaprak
İslamiYasam Genel Sorumlusu
İslamiYasam Genel Sorumlusu
 
İleti: 937
Kayıt: 08 Kas 2006, 00:00

İleti DeRyA » 13 Mar 2007, 13:51

saol gülüm ya beyenmene sevindim
EY SEVGİLİ! Åžimdilik aÅŸk bana, güzellik sana nasib olmuÅŸ, bilmiÅŸ ol ki bunlar bize ِdünç verilmiÅŸtir. Yoksa ne o güzellik senindir, ne de bu aÅŸk benim  
Kullanıcı avatarı
DeRyA
Tecrübeli Üye
Tecrübeli Üye
 
İleti: 80
Kayıt: 06 Mar 2007, 00:00
Konum: İmanın dogdugu yerden...


  • Benzer Konular
    Cevaplar
    Gösterim
    Yazar

  • Reklam

Åžiirler

Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyenler: Kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir