Delikanlı adamın görüşü keskindir. Bütün renkleri en ince tonlarına kadar görür, hem hoş görür, hem derinlemesine görür. Bilir ki güneştendir her renk; farklı da olsa, aykırı da dursa, kendince, kendi halince bir ışık sunar renkler.
Öyle doğuştan renk körlüğüne mahkûm olmuş garipler gibi, her şeyi ille de kendi gördüğü renk içine tıkıştırmaya çalışmak delikanlıya yakışmaz. Yeryüzünde Rum bebeklerin mavi gözleri de, Kürt bebeklerin sarı saçları da, Türk bebeklerin ak elleri de sevilesidir. Kızılderili oturan boğa da, sarı tenli Hiro da, kara tenli Uko da, soluk benizli Rachel de rahmet güneşine aynı mesafede durmaktadır, şefkat ırmağının yatağında yıkanmaktadır.
Delikanlı adam sınır tanımaz. Yeryüzünün her köşesine adım atmaya hakkı olduÄŸunu bilir. Yurtiçi de yurtdışı da aynı derecede “cennet”tir. Vatanını politikacıların çizdiÄŸi çizgiye göre deÄŸil, kalbinin aÅŸk kanatlarını açıp açamamasına göre, düşüncelerini bir kelebek gibi özgürce uçurup uçuramadığına bakarak belirler. Bilir ki, Peygamber’in arkadaÅŸları Mekke’de, hem Kâbe’nin yanı başında oldukları halde, hem de Hz. Peygamber’in [asm] dizi dibinde yaÅŸadıkları halde, gerektiÄŸinde Müslüman olmayan ancak adil bir kralın yönettiÄŸi HabeÅŸistan’ı vatan eyleyebildiler. Yok öyle huysuz ihtiyarlar gibi, zaten Allah’ın mülkünde olan ülkelerin taşına toprağına küsmeler, göğünü yermeler, güneÅŸini beÄŸenmemeler...
Delikanlı adamın kalbi dupdurudur, dipdiridir. AÅŸkını mala mülke göre ayar etmez. Sevgisini ırkına, kanına, memleketine göre taksim etmez. Muhabbetlerini çıkarların, yaranmaların, yalakalıkların terazisinde tartmaya kalkmaz. Sevdi mi adam gibi sever; “adam”a muhabbet eder, “insan”ı sever. Tenin sığlığına sığıştırmaya çalışmaz aÅŸkını. Gövdenin kuytularına düşürmez muhabbetini. Suretlerin tuzağına kaptırıp ucuzlatmaz sevgisini. Kadının kiÅŸiliÄŸini diÅŸiliÄŸine indirmez. DiÅŸiliÄŸi beden parçalarına bölüştüren sözde güzelliklere razı olmaz. Fazlasını ister; azla yetinmez. Hazlarını tene yapıştıranların eksilerek h/az alacağını bilir. KiÅŸilik bekler sevdiÄŸinden, kiÅŸilikli sever. Teninin deÄŸdiÄŸi yere ruhuyla akın eder. Kalıbını koyduÄŸu yerde kalbiyle de var olur.
Delikanlı adamın sevinçleri de hüzünleri de büyük olur. Kalbini duvarların berisine, sınırların gerisine hapsetmez. Kapının dışındakilerle de ilgilidir. Sınırların ötesindekilerle de nefes alıp verir. Sadece yakını görüp uzakları vurdumduymazlığın, ilgisizliÄŸin, sevgisizliÄŸin körlüğüne itmek yakışmaz delikanlıya. Hayallerinin uzandığı yere kadar uzanır ülkesi. Özlemlerinin yükseldiÄŸi her zirveye umutlarının bayrağını asar. BaÄŸdat’a düşen bombaları Bursa’ya düşmüş gibi dert edinir. Bosna’nın yetimleriyle aÄŸlar. Necef’in ÅŸehitleriyle teselli bulur. Beyrut’ta uykuları füze çığlıklarıyla delik deÅŸik edilen bebelerin ateÅŸli alnında gezdirir ellerini.
Kendini doÄŸduÄŸu yere göre tanımlamak delikanlılığın defterinde yazmaz. Başını toprağından yukarı kaldırır. Bakışlarını herkesi ve her yeri görmek için yukarıda tutar. HemÅŸerilerinin yanında bir baÅŸka sevindirik olur olmasına -ki bunda ayıplanacak bir ÅŸey de yoktur. Ancak, asıl yurdunu büyük büyük büyük... babasının yurdu bilir. Adem’in [as] gözlerini hayata açtığı yeri, yani Cennet’i, yani sonsuzluÄŸu, yani ebed ülkesini asıl yurdu bilir. Kendini kendine “Cennetli” diye tanıtır da, “Cennetlik” olmak için yapılacakların ince hesaplarıyla incelir, yücelir. Eninde sonunda yurduna döneceÄŸini bilir. Bilir de, elini asıl yurduna yakışır iÅŸlerde tutar, dilini asıl vatanında sonsuzca çınlamaya deÄŸer sözlere vurur.
Delikanlı adam sözünün arkasında durur. Haramı helâli bilir. Haramı kendisine kuru bir yasakmış gibi sunanlara aldırış etmez. Harama el uzatmamayı, yalana tenezzül etmemeyi, boÅŸ sözlerle oyalanmamayı, sınırlarından öte sarkmamayı Rabbine verdiÄŸi sözün hatırı sayar. Helalle yetinirken, kendine ait olmayana el uzatmamayı ilke edinirken, sıradan bir kısıtlanmışlık duygusuyla, istemeye istemeye deÄŸil, angarya yükleniyormuşçasına hiç deÄŸil; verdiÄŸi söze ve söz verdiÄŸi Zat’a hürmeti gereÄŸi seve seve, koÅŸa koÅŸa, coÅŸa coÅŸa yaÅŸar...
Senai Demirci




