TE’DİB !!! : Edebiyat

TE’DİB !!!

Edebi Metinlerimizi ve Denemelerimizi Paylaşalım.

Yetkili: abu_hayat, Zulal, Berzah

  • Reklam

TE’DİB !!!

İleti semair » 14 Mar 2007, 14:59

Dinlemiyorlardı / tennenni tenenni tenni

Dinletemiyordum.

Bu yüzden cümleler noktaya ulaşamadan, tamama ermeden, anlamını bulmadan mahzun, mazlum, meksur kalıyordu. Başlasam şöyle:

“Bir güçlük karşısında bulunduÄŸumuzda

ya da yanıtı verilemeyen bir soru...” *

Gerisi gelmiyordu.

“Öyleyse” diyordum kendime, “ot toplayalım, at binelim, ok atalım; hatta halay çekelim.”



Kalın kış örtüleri altına gizlenip bağıran kaldırım taşları vardı, yüksekti; kurusun diye asılmış beyaz bir çarşaf rüzgar estikçe ucuyla dokunur gibi oluyordu.

Odam vardı, masam vardı. Adım, çadırım, medarım, nâr’ım, saded ile baÄŸlanmışlığım yokluk safında erimeye gitmiÅŸlerdi.

Ve zamanla ağırlaÅŸan adımlarım bana “vakit azalıyor” diyordu.



Susmalıydım.

Vakit azalıyordu.

Azalıyordu kelimelerim istemeden.

Hep istemeden azalttım her şeyimi.

Elimi uzatmalarımı, bakışlarımı yerden kaldırmalarımı, mektuplarımı, selamı sabahı, kendime cefayı, kendimle cedelleşmeyi...

Çok bakıp, az konuşmak üzerine düzenli çalışmalar gerçekleştirdim.

Böylece hiçkimse cümlelerimi kesmek zorunda kalmıyor, ben de onlara karşı içimde öfke kuleleri dikmiyordum.



Herkes konuÅŸuyor, ben susuyordum.

Anladım ki kimse susanları dinlemiyordu / vah

Kimse bakanları görmüyordu / ah

Kimse kendisinden başkasını anlatmıyordu / eyvah

Ben’ler altında kaldıklarını farketmeden kat üstüne kat ekleyip yükseltiyorlardı binalarını.

Görüyordum.



O şarkılar böyle zamanların birinde çıktı karşıma.

İçime damlayan her ÅŸeye sebep ÅŸarkılar: “Vakit tamam seni terkediyorum

Bu incecik bir veda havasıdır...”

Dünyanın küçüklüğünü çizdim toprağa,

dinledikçe melodiler aşağıda, yukarıda; yerde, tavanda:

“Mat niyom davno siminta

Pifar na idiyom bıla

Znada diyanka flumber

Pet miÅŸa...”



Aklımdan geçenler seslenen biri mi var diye çevrelerine bakınıyor, bir ninni yakalamış da kaçırmamak telaşı ile bir koşu tutturuyorlardı.

Geceydi.

Sıcak bir geceydi.

Uyku tutmuyor, uyanık kalınmıyordu.

Birgün eskiyeceğimi, büyüyeceğimi; eskimeden, büyümeden anlayamayacaktım.

Bana dek uzanan “uykudan önce gece masalları” kırıntılarından yakaladım bu düşünceyi.

Geceydi.

Sıcak bir geceydi.

Ülkenin kuzeyinde yanan ateşe bakıp basamakları saydım: Bir, iki, üç...

İkişer atlayalım hep beraber.

Daha hızlı, çok daha hızlı. Beton

basamaklarda yuvarlanır gibi mi?

Ya da basamaklara dokunur gibi mi?

Yok!

Bu basamaklar say say bitmeyecek

sanki.

Bir adam kahverengi montumdan çekiÅŸtirip “git” dedi.

Gideyim ben.

Gideyim de nereye?

Dünyanın neresine sığarım? Oraya gideyim: Aden Körfezi’nde bir gemi güvertesi

İnsan kalabalığı boğuyor sıcağı

Sıcakta tuz kokusu, yosun kokusu, bir de yağ kokusu

Demir tadında yiyecekler

Aden Körfezi’nde sığacak yer arayan

belki biraz uzun, belki biraz zayıf

omuzunda meşin çantalı ben...



Eksiliğimdendi bütün bu sıkıntılı zamanlar.

Eksi yanlarımın kesikleri ardından gelen bitmez bir seyahat arzusu.

Okumalara başlamam böyle oldu.

Önce “dava”yı okudum.

Ardından “sevda”yı...

Sonra “tin”, “kin” ve “korku”...

Okudukça saklananlar, kaybolanlar, tamamlanmamışlar beni daha kolay buluyordu.

Okumalar bana büyük okumalar yapmam gerektiğini anlatmayı başardığında çevremde kitaplardan duvarlar örüldü.

Okudum.

“Zaman”ı, “kalan”ı, “ışıkta boÄŸulan”ı, “zorda kaçan”ı...

Okudum.

“Bir daha aÅŸk yok”ları. “Kendini unut”ları. “Geceleri insan ne yapar”ları. “Unut”ları. “Sus”ları.

Okudum.

Uyanmaya başladı tüm unutulanlar.

“Çift hörgüçlü develer geziniyor çayırlarda” dedim.

Sesim çıkmadı.

Yeniden söz yeteneği kazanmalıydım.

Kapı önünde duran Prezevalski atlara yaptım ilk konuşmalarımı.

Onlara “nereden geldim?” baÅŸlıklı bir metin okudum önce.

Sessizce dinlediler.

“MiÅŸ’li geçmiÅŸ zaman’lı cümleler” hakkında en radikal fikirlerimi anlattım.

Tüm muhalif fikirlere kapalı olduğumu, en geleneksel yaşam biçimlerinde gizli kalmış anların saklanarak değerlendirildiğini, kızların şapka takıp yüksek topuklu çizme giymeyi uyumlu zannederken bu tarzı niye sevdiklerini bilemediklerini de ekledim sözlerime.

Birbirinden kopuk ve ilgisizdi konularım.



ihaneti boynumda bağlı yağlı ilmek

hükmünü kendin ver, çek ipi

tut saçlarımdan

der-i aÅŸk

derd-i ser

muhal ender muhal çizgiler atıyorum tenime

hükmünü ver, çek ipi

tut saçlarımdan



Akşam olmuş, söz sarf etmek ağır gelmişti.

Yorgun, bitkin, halsiz düşmüştüm.

Birkaç tablet uyku içmeliydim.

En sık yaptığımdı uzun zamandır / uyumak

Bir kaçış, bir saklanış, bir korunma şekli, bir zamanı tüketme yolu, hatta bir tedavi yöntemi...

Uyudum.

Gerçekler beni bulamasın diye.

“Yanılmak insanidir” ** diye

Aklım gezmelere takılmasın diye.

İstememek, beklememek, hayâl etmemek, özlememek için...

Uyudum, uyurken bende olan ne varsa uyuttum, buluşma noktalarını uyuyanların uğrak yerlerinden seçtim. Halim hâl değildi, zevalim de zeval...



J. M. Suther’e göre iki çeÅŸit dağılma vardı.

Dağılanlardan biri de bendim.

Her parçam başka başka yerlere sıçramıştı. Ya melankoliktim

Ya da bunamış...

Fuzulî’ce “Leylî sözü söyle yoksa hâmûş!” gezinmelerimde parça toplama giriÅŸimim bir sonbahara denk düştü.

Gobi’den altın kumlarımı, Åžah-ı Merdân’dan berrak damlalarımı, Medeo’dan ulviyyetime dair hislerimi yakaladım. 73 ile baÅŸladım. İki hece’ye takıldım. Raksım da oldu, hayranlığım da; hoÅŸendam, hiç endam, hep endam vakitler dizdim satırlara; hoÅŸhal, hiç hâl, hep hâl örtülerin altına gizlendim. Anlayana çok idi söz:

yıl 19..., ay 03, gün 14...

Rûk ile tanış oldum, Ays ile hoş beş

Fâz aralandı bitim günlerinde

Esû, Hay, Fettû işlendi sahilde bir yere

geriye say on gün şimdiden

kuzeyden geçiş başlayacak az güneye

az güney

çok güney

anlatmak istemiyorum sana ve seninle olanlara ... ... ...

ne yazdım ne yaptım ne yaktım

avucundaki dumanı savur

büyük sözler sarfet

ben onları havada yakalarım

şimdi çilek mevsimi ve kiraz

sepetimde çilek ve kiraz

aklımda hep çilek ve hep kiraz

te’dib etmeli bu nefsi

aÅŸk ile naz

aşkın ile naz
Kullanıcı avatarı
semair
Yeni Üye
Yeni Üye
 
İleti: 21
Kayıt: 13 Mar 2007, 00:00

  • Benzer Konular
    Cevaplar
    Gösterim
    Yazar

  • Reklam

Edebiyat

Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyenler: Kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir