Ashab-ı güzin'in (radıyallahü anhüma) çocukları oynarken Hazret-i Ebu Bekir'in oğlu, Hazret-i Ömer'in oğluna :
- Ey uzun fikirlinin oÄŸlu! diye hitab etti.
Hazret-i Ömer'in (radıyallahü anh) oğlu, ağlayarak babasına geldi.
- Hazret-i Ebu Bekir'in (radıyallahü anh) oğlu bana böyle böyle söyledi, dedi. Hazreti Ömer (radıyallahü anh) da üzüldü. Çocuk bu sözü kendisi düşünemez, muhakkak büyüklerinden duymuştur, diyerek Resulullah'ın (sallallahü aleyhi ve sellem) huzuruna vardı.Mes'eleyi anlattı. Resulullah, Hazret-i Ebu Bekir'i çağırttı. Hazret-i Ebu Bekir, huzura geldi. Server-i alem:
- Ya Ebu Bekir! Gece yatarken ne düşünüyorsun? diye sordular.
- Ya Resulullah! Bir nefes verdiğim zaman acaba onu alacakmıyım, yoksa alamıyacakmıyım veya nefes almışsam o nefesi verebilecek miyim? diye düşünürüm, dedi. Resul-i Ekrem:
- (Hazret-i Ömer'e) Sen ne düşünürsün? diye sordular. Hazret-i Ömer:
- Sabaha çıkacak mıyım? diye düşünürüm, cevabını verdi. Server-i alem (sallallahü aleyhi ve sellem) Hazret-i Ömer'e:
- Ya Ömer! Sen söyle! Ebu Bekir'in mi fikri, düşüncesi uzundur, yoksa senin fikrin mi? buyurdular. Hazret-i Ömer, Hazret-i Ebu Bekir'e nazaran uzun düşünceli olduğunu kabul etti.
Her ne kadar Hazret-i Ömer (radıyallahü anh) sabaha çıkma fikri, nefes alıp verme fikrine göre ise de, bizim gibilerin fikrine göre çok kısa düşünüştür. Bizim yaşımız büyüdükçe emelimiz kısalır, azalır. Tul-i emelden (uzağı düşünmekten) ve amel-i kasirden( iyi işlerimizin az olmasından) Allahü Teala'ya sığınırız.
Kaynak: Dört Büyük Halife - Bedir Yayınevi



