TEVEKKÜL : İslami Bilgi ve Kaynaklar

TEVEKKÜL

İslâmla ilgili bilmek istediklerimiz, dînimizin güzellikleri, Rabbimizin emir ve yasakları...

Yetkili: Ertugrul, abu_hayat, Zulal, Berzah, ucharfbesnokta

Forum kuralları
Yazılarınızda mutlaka kaynak belirtiniz. Sadece site linkli kaynaklar kabul edilmemektedir. Konularınızın silinmesine sebep olabilir.
  • Reklam

TEVEKKÜL

İleti Zulal » 20 May 2007, 13:56

BİRİNCİ BÖLÜM

TevekküFün Fazileti

Ayetler

Eğer mü'min iseniz Allah'a tevekkül ediniz.

(Mâide/23)

Tevekkül edenler, Allah'a dayansinlar.

(İbrahim/12)

Kim Allah'a tevekkül ederse, Allah ona kâfidir.

(Talâk/3)

Çünkü Allah, kendine dayanip güvenenleri sever.

(Alu İmran/159)

Allah o makam sahibini sever. Onun sahibi Allah'in zimmetindedir. O ne büyük makamdir. Allah'in kendisine kâfi olup, sevip koruduğu kimse, muhakkak büyük bir zaferi elde etmiştir; zira mahbub, azap vermez, uzaklaştirmaz ve mahrum birakmaz.

Allah, kuluna kâfi değil mi? (Zümer/36)

Bu bakimdan Allah'tan başkasina güvenen tevekkülü terke-dendir. Böyle bir kimse bu ayeti yalanlayanin ta kendisidir. Çünkü bu ayet, hakki söyletmek hususunda bir suâldir.

İnsanin üzerinden, henüz kendisinin anilan birşey olmadiği uzun bir süre gecmedi mi?

(İnsan/l)

Kim Allah'a tevekkül ederse muhakkak Allah Aziz ve Hakim Air,

(Enfâl/49)

604 İhya-i Ulûm'id-Din

'Aziz'dir'; kendisine siğmani zelil ve cenabina iltica edeni zayi etmez. 'Hakim'dir'; tedbirine tevekkül eden bir kimsenin tedbirinde kusur etmez.

Allah'tan baÅŸka taptiklariniz size rizik veremezler. Siz rizki Allah'in yaninda arayin, O'na ibadet edin!

(Ankebût/17)

Oysa göklerin ve yerin hazineleri Allah'indir. Fakat münafiklar anlamazlar.

(Münâfikûn/7)

Bütün işleri O idare eder. O'nun izni olmadan hic kimse şafâat edemez.

(Yunus/3)

Kur'an'da Tevhid'den her ne zikredilmişse o, Allah'tan başkasindan ilgiyi kesip Vâhid ve Kahhâr olan Allah'a tevekkül etmeye cağirmaktadir.

Hadisler

Hz. Peygamber (s.a) İbn Mes'ud'un rivayet ettiği bir haberde şöyle buyurmuştur:



Mahşerde bana bütün ümmetler gösterildi. Ümmetimi dağ ve ovalari doldurduğu halde gördüm. Onlarin cokluğu ve görünüşleri hayretimi cekti. Bana denildi ki:

- Razi oldun mu?

- Evet! Razi oldum.

- Bunlarla beraber yetmiÅŸ bin kiÅŸi vardir ki cennete hesap vermeden gireceklerdir.

Ashâb Hz. Peygamberfe şöyle sordu:

Kitab'ut-Tevhid ve't-Tevekkül/L Bölüm 605

- Onlar kimlerdir ey Allah'in Rasûlü!

- O kimseler dağlanmazlar, kuşlari ucurmak suretiyle uğur tutmazlar ve başkasindan muska istemezler. Ancak rable-rine tevekkül ederler.

Hz. Peygamber bunlari söyledikten sonra Ukkaşe b. Mihsan el-Esedi ayağa kalkarak dedi: 'Ey Allah'in Rasûlü! Allah'tan beni onlardan kilmasini dile!' Bunun üzerine Hz. Peygamber şöyle buyurdu: 'Ey Allahim! Ukkaşe'yi onlardan kil!' Bu sözünden sonra başka bir sahâbi ayağa kalkti ve 'Ey Allah'in Rasûlü! Allah'in beni de onlardan kilmasini dile' dedi. Hz. Peygamber (s.a) 'Ukkaşe bu hususta seni gecti'1 buyurdu.

Yine Hz. Peygamber (s.a) şöyle buyurmuştur:

Eğer sizler gereği gibi Allah'a tevekkül etseniz, muhakkak kuşlarin rizkini verdiği gibi, sizin rizkinizi da verir. Kuş sabahleyin ac cikar, akşam tok olarak yuvasina döner!2

Kim her şeyden yüz cevirip Allah Teâlâ'ya yönelirse, Allah Teâlâ her sahada ona kâfi gelir ve ummadiği bir yerden onun rizkini verir. Kim dünyaya yönelirse Allah Teâlâ onu dünyaya havale eder.3

İnsanlarin en zengini olmak kimin hoşuna giderse o, Allah'in nezdindeki şeye elindekinden daha fazla güvenmelidir.4

Hz. Peygamber aile efradinin başina bir sikinti geldiğinde şöyle buyururdu:

Namaza kalkin! Çünkü rabbim bana bunu emretti: 'Ailene namazi emret, kendin de ona devam et! Biz senden rizik istemiyoruz. Seni biz besliyoruz. Güzel âkibet takvâ sahipleri-nindir'.

(Tâhâ/132)

1) Müslim, Buhâri

2) Tirmizi, Hâkim

3) Taberâni

4) Hâkim, Beyhâki

606 İhya-i Ulûm'id-Din

Kim başkasindan muska talep eder veya dağlanirsa o, tevekkül etmemiştir.5

Rivayet ediliyor ki: ibrahim (a.s) mancinikla ateşe atildiği zaman Cebrail yaklaşip 'Bir ihtiyacin var mi?' diye sorunca, İbrahim (a.s) 'Sana hicbir ihtiyacim yoktur' dedi. Bu sözünü daha önce Hasbinallahu ve nVmel vekil (Allah bana kâfidir ve O ne güzel vekildir) sözünü yerine getirmek icin haykirdi; zira İbrahim (a.s) ateşe atilmak üzere tutulduğunda böyle demişti. Bu nedenle Allah Teâlâ şu ayeti indirdi:

Ve cok vefakâr İbrahim'in...

(Necm/37)

Allah Teâlâ, Hz. Davud'a (a.s) vahyederek şöyle buyurmuştur: 'Ey Dâvûd! Herhangi bir kulum halktan yüz cevirip bana siğinirsa, o kuluma gökler ve yer ehli hile yapmak istese bile ona mutlaka bir cikiş yolu ihsan ederim!'

Ashab'in ve Alimlerin Sözleri

Tabiinden Said b. Cübeyr şöyle anlatiyor: 'Bir defa beni akrep isirdi. Bundan ötürü annem muska yapmam icin bana yemin verdirdi. Bunun üzerine ben de isirilmamiş elimi muskaciya uzattim'.

Ve (hicbir zaman) ölmeyen (Allah'a) tevekkül et ve O'nu överek tesbih et. Kullarinin günahlarini O'nun bilmesi yeter.

(Furkan/58)

İbrahim b. Ahmed el-Havvas bu ayeti sonuna kadar okuduktan sonra dedi ki: 'Bu ayetten sonra bir kul icin, Allah'tan başka hic kimseye siğinmasi uygun değildir'.

Uyku âleminde bir âlime denildi ki: 'Kim Allah'a güvenirse o, kuvvetini veya nafakasini korumuş olur!'

Bir âlim şöyle demiştir: 'Senin icin Allah'in zimmetinde bulunan rizik, sana farz kilman amelden seni alikoymasin ki o zaman ahiretin zayi olur. Dünyadan da ancak Allah'in sana takdir ettiğini elde edersin'.

5) Taberâni, Tirmizi, Nesâi ve İbn Mâce

Kitab'ut-Tevhid ve't-Tevekkül/I. Bölüm 607

Yahya b. Muaz şöyle demiştir: 'Talep etmeksizin kulun rizik elde etmesinde, rizkin kulu talep etmekle görevli olduğuna dair acik bir delil vardir!'

ibrahim b. Edhem dedi ki: "Bir rahibe şöyle sordum: 'Nereden yiyorsun?' Bana 'Bunun ilmi bende değildir. Fakat bana nereden yedirildiğini rabbimden sor' diye cevap verdi".

Harem b. Hayyam6 Veysel Karani'ye şöyle sordu: 'Nerde olmami emredersin?' Veysel Karani, Şam'a işaret etti. Harem 'Orada gecim nasildir?' deyince Veysel 'Şu kalplere yaziklar olsun! Onlarin icine şüphe düşmüştür. Nasihat olanlara fayda vermez' dedi.

Bazilari şöyle demiştir: 'Ne zaman ki Allah'a, vekil olmak yönünden razi olursan, her hayra giden yolu elde edersin'..

Allah Teâlâ'dan güzel edep talep ederiz.
Kullanıcı avatarı
Zulal
Forum Sorumlusu
Forum Sorumlusu
 
İleti: 779
Kayıt: 24 Şub 2007, 00:00

İleti gulyaprak » 20 May 2007, 13:59

Tevekkül'ün Esasi Olan Tevhid'in Hakikati
Tevekkül, imanin kapilarmdandir. İmanin kapilari ancak ilim, hâl ve amelle düzene girer. Böylece tevekkül, esas olan ilim, meyve olan amel ve tevekkül ismiyle kastolunan bir hâl meydana getirir. Bu bakimdan esas olan ilmin beyaniyla meseleye başlayalim. Bu ilim, lisanin esasinda iman diye adlandirilan ilim­dir; zira iman tasdik (doğrulama) demektir. Kalple olan her tasdik ilimdir. Kuvvet bulduğu zaman adi yakin olur. Fakat yakinin kapilari coktur. Biz, üzerine tevekkülü bina* edeceğimiz yakine muhtaciz. O da La ilâhe illallahü vahdehû lâ şerikeleh (Allah'tan başka mabud yok! Allah birdir. O'nun ortaği yoktur) sözünün ter­cümesi olan Tevhidedir. Lehül-Mülk (Mülk ancak O'nundur) sö­zünün tercümesi ve tefsiri nisbetinde kudrete imandir. O cömertlik ve hikmet ki ona velehül-hamd (hamd ancak O'nadir) sözü delâlet eder. Bu bakimdan kim 'Lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerike leh. Lehül-mülkü ve lehül-hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadir' (Allah'tan başka ilah yoktur. O tek, bir Allah'tir. Ortaği yoktur.

6) İbn Abdilberr Ashâb 'in kücüklerinden olduğunu söylemiş, İbn Ebi Hatim ise bu zâti Tabiin'in sekiz zahidi arasinda saymiştir.




608 ihya-i Ulûm'id-Din

Mülk ancak O'nundur. Hamd ancak O'na mahsustur. O her şeye hakkiyla kadirdir) dese, tevekkülün esasi olan iman bu kimse icin tamamlanir. Benim gayem; bu sözün mânâsinin söyleyenin kal­binden ayrilmayan bir vasif ve ona hâkim olan bir nitelik olduğunda, tevekkülün esasi olan imanin onun icin tamamla­nacağini anlatmaktir.
Tevhidle gelince, o esastir. Onun hakkinda söz cok uzar. O, mükâşefe ilimlerdendir. Fakat mükâşefe ilimlerinin bir kismi, haller vasitasiyla amellere bağlidir. Muamele ilmi de ancak on­larla tamamlanir, Bu bakimdan biz, ancak muameleye bağli bulu­nan miktardan bahsedebiliriz. Tevhid, sahili bulunmayan engin bir denizdir.
Tevhid'in dört mertebesi vardir. Tevhid öze, özün özüne, kabuğa, kabuğun kabuğuna bürünür. Kavramaktan zayif olan zi­hinlere yaklaştirmak icin, biz buna kabuğunda bulunan cevizden bir misal verelim: Cevizin iki kabuğu ve özü vardir. Özünün de yaği vardir ki o, özün özü olur.
Tevhid'in birinci mertebesi, insanin diliyle Lâ ilâhe illâllah, kalbi gafil veya inkâr edici olmadan- demesidir. Münafiklarin Tevhid'i gibi...
Tevhid'in ikinci mertebesi, lafzin mânâsini kalben tasdik et­mektir. Nitekim bütün müslümanlar bunu tasdik ederler. Bu ise halk tabakasinin inancidir.
Tevhid'in ücüncü mertebesi, hak nurunun vasitasi ve keşif yo­luyla, o mânâyi müşahede etmektir. Bu makam, Allah'in der­gâhina yaklaştirilan mukarreblerin makamidir. Bunun mânâsi: Bircok şeyi müşahede ettiği halde onlarin cokluklarina rağmen, kahhar ve bir olan Allah'tan sâdir olduklarini bilmek demektir.
Tevhid'in dördüncü mertebesi, varlikta birden başkasini gör­memektir. Bu ise siddiklarin müşahedesidir. Sûfiler buna el-fenâ fit-Tevhid (Tevhid'de fâni olmak) adini verirler. Çünkü şahis, bir­den başkasini görmemek hasebiyle, nefsini dahi görmez. Tevhidle müstağrak olduğundan dolayi, nefsini görmediğinden, Tevhid hu­susunda nefsinden de fâni olur. Yani hem nefsini görmekten, hem de halkin görmesinden yok olur.
Kullanıcı avatarı
gulyaprak
İslamiYasam Genel Sorumlusu
İslamiYasam Genel Sorumlusu
 
İleti: 937
Kayıt: 08 Kas 2006, 00:00


  • Benzer Konular
    Cevaplar
    Gösterim
    Yazar

  • Reklam

İslami Bilgi ve Kaynaklar

Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyenler: Kayıtlı kullanıcı yok ve 0 misafir