Bu kapıya baş koyanın eli boş dönmez
Yaşlı bir mecusi uzlete çekilmişti. Kimseyle görüşmüyor, dışarı çıkmıyordu. Tüm zamanını putuna hizmet ve kullukla geçiriyordu.
Bir kaç yıl sonra bir şeye ihtiyacı oldu. Ne yapayım, ne edeyim derken put'a koştu. Önünde eğildi, secde etti yakardı:
"Bana ancak sen yardım edebilirsin, mahvoldum, bittim, öldüm" yalvardı, yakardı, fakat değişen bir şey olmadı, işi yoluna girmedi, derdine derman bulamadı. Kendisi üzerine konan sineği kovamayan cansız bir taş parçası, nasıl yardım edebilirdi ki insana?
Mecusi çılgına döndü bunun üzerine; bunca zamandır tapıyorum sana! diye bağırdı, "en çok yardıma muhtaç olduğum zamanda işe yaramıyorsun. Elinden bir şey gelmiyor. Seni bırakacak Kainatn yaratıcısına yöneleceğim artık..."
Henüz putun karşısındayken, Allah, mecusinin kalbindeki yönelimi gerçekleştirdi. Gerçeği öğrenme yolunda bir hayli ilerlemiş olan bir Alim, mecusinin yaşadığı değişime hayret etti, kendi aklınca şöyle diyordu:
"Putun önünde kendinde geçmiş ve Allah'ı tanımazken Cenab-ı Hak isteğine erdirdi onu."
Zihninden bunlar geçiyorken, adam bir ses duydu:
"yaşlı putun önünde çok yakardı o" diyordu, lakin isteği olmadı, bizim dergahımızda arzusu gerçekleşmeseydi, sanem'le SAMED arasında ne fark kalırdı.?
Ey dost!
İnsanlar puttan daha güçsüzdür, yüreğini SAMED'e bağla.
Bu kapıya baş koyanın eli boş dönmez.
Ey Rabbim!
Elimiz boş, lakin yüreğimiz umutla geldik huzuruna.
Bizi bağışla.....


