bir annenin ölümü


Diger Forum Konularımız

Moderatörler: Ertugrul, ucharfbesnokta

bir annenin ölümü

Mesajgönderen hakandidinir » 28 Ara 2010, 11:47



bir annenin ölümü

Aniden fırladı yerinden Said. Üzerinden yorganı sol tarafına katlayıp terliklerini bile giymeden odasının kapısını açtı. Yan odada yatan annesine baktı. Hafif parmak uçlarında yürüyerek yanına geldi. Dizleri üstüne çöküp yerde yatan annesine yaklaştı. Parmağını ağzına götürüp ıslattıktan sonra annesinin burnuna yaklaştırdı nefes alıp almadığını kontrol etmek için. Derin bir ohh çekti. Hala yaşıyordu...

Yerinden kalkıp yavaş adımlarla odasına tekrar geçti. Yatağını açık bıraktığı için soğuktu yatağı. Büzüşüp yorganı üzerine çekti. Duvarda asılı saate baktı saat 09:15 di. Tekrar kalktı. Annesine güzel bir kahvaltı hazırlamalıydı. Kalkıp terliklerini giydi. Lavaboya girip ellerini yıkadıktan sonra abdest aldı. Annesi hala uyuyordu. Çay suyunu koyduktan sonra dolabı açtı. Kahvaltılıkları çıkardı. İçeriye girip Kur’an-ı kerimini aldı. Okumaya başladı. Her sabah okurdu. Her hafta arkadaşlarıyla 1 hatim indirirlerdi. Çay suyu kaynayınca demledi. Dolabın yanında ki yuvarlak büyük tepsiyi çıkardı. İçine yerleştirmeye başladı kahvaltılıkları. Bugün daha bir özen göstermişti sofrasına. Ama içinde bir hüzün vardı. Annesinin yolcu olduğunu biliyordu, hissediyordu. Ama üzülmüyordu. Hayatını çocuğuna ve Rabbine adayan bir anneydi. Bu yüzden huzurluydu. Gece rüyasında görmüştü annesini. Beyazlar içerisinde Said’in yüzünü elleri arasına almış kavuşacağım rabbime demişti.

Said annesinin öleceğini hissettiği için. Onu son kez misafir etmek istedi dünyada. Çay olmuş demini almıştı. Annesinin yanına gitti. Annesinin yüzü yaşlanmış ama tertemizdi. Eğilip öptü öptü ve yine öptü.

Melek anam, güzel yüzlü anam hadi uyan dedi. Yaşlı kadın gözlerini zoraki açtı. Said ellerini tuttu. Sana çok güzel bir kahvaltı hazırladım hadi aç gözlerini dedi. Kadın buruşmuş ve susuzluktan yapışmış dudaklarını zoraki açıp.

- Said’im anan kurban olsun sana. Ama ben, dedi. Said eliyle ağzını kapadı. Konuşmasını istemez gibi.
- Hayır ana hiç bir itiraz istemiyorum haydi. Üzme beni…

Annesinin belden aşağısı felç olduğu için ellerinden tutup kaldırdı. İbriğe su doldurup leğenle yanına geldi. Ellerini ve yüzünü yıkadı. Sonra zavallı kadın oturduğu yerde duramadığı için. 2 tarafına yastıklar koydu destek olsun diye. Sofrayı getirdi ve kurdu. Çayını doldurdu annesinin. Elleriyle yemek yedirdi. Kadının yaşlılıktan gözlerinde fer yoktu. Hiç bir şey göremiyor denecek kadar göremiyordu. Bu yüzden Said yediriyordu.

- Bak oğul ben gideceğim dedi.
- Biliyorum ana…
- Sana verebileceğim tek mirasım şudur oğul dedi.

Gözlerini köşedeki konsolun içinde yıllardır duran örtüye dikti. Said kalkıp örtüyü açtı. İçinde Kur’an-ı kerim vardı. Bu babasına aitti. Babasını da 2 sene önce kaybetmişlerdi. Kur-an-ı annesi ne uzattı. Kadın mecali olmayan kollarını güçlükle kaldırıp eline aldı. Açıp bir sayfa okuyup Said’e uzattı. Bu sana hem mirasım hem de emanetim olsun oğul dedi.

Said kahvaltı bulaşığını kaldırıp annesinin yanına geldi. Annesi bana abdest aldır oğul. Azrail geliyor haberi geldi dedi. Said heyecanlandı. Tekrar ibrik ile leğeni getirip abdest aldırdı annesine. Sonra Kur-anı alıp annesi desteksiz kalmasın diye oturduğu minderin üstüne kendide oturup sırtını anasına yasladı. Diğer taraftan destek alması içinde sağ tarafını duvara verdi. Gözleri doldu. Elinde ki Kur-anın birini anasına diğerini de kendi aldı. Okumaya başladı Said kendi okuyor annesi takip ediyordu. 1 cüz okunduktan sonra annesi:
- Bırak oğul birde Yasin-i şerif okuyayım giderken Efendimiz Muhammed Mustafa (s.a.v) e boş gitmeyeyim dedi. Said :
- Ana güzel anam bende okusam benimkini de götürür müsün? Ona söyler misin ben onu çok seviyorum diye?
- İnşaAllah oğul inşaAllah…


Açıp bir Yasin okumaya başladı. Said sırtına yaslanan annesinin sıcaklığını hissediyordu. Kadıncağız mırıldayarak okuduğu Yasin’i iyice yavaşlatmaya başladı...

- Geldi oğul geldi 2 kişi geldi.
- Kim ana kim diğeri kim?

Kadının Yasini tutan elleri hafif hafif yere indi. Sessiz ve titreyen sesi ile :

- Hoş geldin ya Muhammed. Hoş geldin Ya Azrail, dedi…

Said heyecanlanmıştı. O burada Kâinatın efendisi burada dedi. Gözleri iyice dolmaya başladı. Elinde tuttuğu Kur’an-ı sıkı sıkı tutup hızla okumaya başlamıştı heyecandan. Birden duraklayıp. İçinden O’nu karşılamak geldi.Başını ve gözlerini hala aynı noktada tutarak. İçinden en sesli haykırışı yaptı.
- Hoş geldin Ya rasulAllah. Hoş geldin, dedi. O’nun orada olduğu bilmesi bile yetiyordu ona. Annesi ‘geldiler oğul geldiler’ dediğinde hemen oturuşunu düzeltip kendine çekin düzen vermişti saygısından. Sonra sırtına yaslanmış olan annesinin derin derin nefes aldığını hissetfi. Son nefeslerini duyabiliyordu.

Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdûhu ve resûluhu dedi annesi. Ayaklarından yukarıya doğru ruhunun çıktığı hissedince sessiz sessiz ağlamaya başladı. Artık annesinin sıcaklığını hissetmiyordu. Elinde tuttuğu Kur-anı kerimde yanaklarından süzülerek damlayan yaşlarını görünce daha da incindi yüreği. Annesi son nefesini vermişti. O artık Allah’a emanetti…

RABBİM HEPMİZE BÖYLE NASİP ETSİN....
hakandidinir
Özel Üye
Özel Üye
 
Mesajlar: 2639
Kayıt: 10 Oca 2007, 00:00

Reklam

Dön Genel Konular

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 6 misafir