Hekim Yazardan.


Diger Forum Konularımız

Moderatörler: Ertugrul, ucharfbesnokta

Hekim Yazardan.

Mesajgönderen hakandidinir » 23 Oca 2011, 10:16



Mahalle… O bildik yüzü ile, alışılmış telaşı ile karşılıyor beni… Sessizce içine alıyor, kucaklıyor. Köfteci köşede, karpuzcu onun karşısında. Pazar sokağı boş; tezgahlar kenarlara savrulmuş, bekliyor. Eksiği yok gibi duruyor; bir benim bildiğim eksiğin eksikliğini çekmesini bekleyemem elbet! Evim az ötede; perdeleri çekili. İçeride ışık yok, içeride ışığa ihtiyaç duyan yok.

Yansa bile boşluğa düşecek huzmeler. Yetim kalmış eşyaları kendileriyle yüzleştirecekler, belki de ağlatacaklar. Işığın vurduğu yerde bana yeni aydınlıklar sunacak yüzler yok.

Kapıdayım. Zile basmam gerekmiyor. Zilin sesine ses verecek yok. “Kim o?” diyenim yok. Adımın ve sesimin yankılanmasına derinliğini bilemediğim ama varlığından emin olduğum tanımsız bir sevinçle karşılık verecek yok. Kapının arkasında bekleyenim yok. Önünde beklemek ile arkasına geçmek arasında pek fark yok. Kapalı kalsa ne gam! Açmaya değmeyen kapıdan daha büyük duvar var mı ki?

Anahtar elimde. Kendim çeviriyorum. Bana açılmıyor kapı. Ben açıyorum kapıyı. Ben açılıyorum kapıya. Sessiz ve loş koridor. Ses yok; tanıdık yüzler eksik, beklediğim gürültü tükenmiş, alıştığım uğultu alıp başını gitmiş. “Baba bana ne aldın?” diyen bıktırıcı ses bile terk etmiş kapının arkasını. Ayakkabımı çıkarmama bile fırsat vermeyen, apansız boynuma atılan sabırsızlıkların yerinde yeller esiyor.

Mutfağın tıkırtısı kesilmiş. Koku gelmiyor içeriden. Ocak sönmüş; tencereler kenarda bekliyor, tabaklar pek uslu duruyor. İçeride kocaman bir boşluk; sanki ağız olmuş sustukça konuşuyor, konuştukça sus(tur)uyor. Çöp kutusu boş. Kocaman bir hiçliğin, hep dolu gördüğüm için hesap etmeye fırsat bulamadığım o tuhaf boşluğun sözcüsü olmuş. Konuşuyor boş çöp kutusu. Dolu dolu bağırıyor hiç çekilmeyen çekmeceler. Hiç kirlenmeyen tezgah, hiç akıtılmayan musluk, hiç kırışmayan kilim ve yerinden hiç kaymayan sehpa örtüsü, hayatın nabzının çekildiğini haykırıyor dört duvar arasından. Eşyanın ruhu çekilmiş. Pencere pervazlarında çocuk bakışının ışıkları eksik. Kapı aralarından aşina kadın sesi sızmıyor. Koridor daha da daralmış, darlanmış. Canı çekilmiş odaların, yastıkların beyin ölümü gerçekleşmiş. Aynaların yüzü solgun; bakanı yok. Hiç dokunulmamış diş fırçası içimin içinde bir yerlere dokunuyor. Hiç erimeyen sabun gizli sızılarımı köpürtüyor.

Bisikletler köşelerine çekilmişler; boyunları bükük, pedalları suskun. Giyilmeyen küçük terlikler ağlıyor gibi, minik ayakların dokunuşuna hasretler. Buzdolabındaki çikolatalar değecek dudaklar arıyorlar kendilerine. Derin dondurucuda eriyeceği aşklarını özlüyor dondurmalar. Ayakkabılık rahatlamışa benziyor, kalabalığı başından savmış, sakinleşmiş. Çok giyilen ayakkabılar alıp başlarını gitmişler. İçindeki ayaklar başka yerlere basıyorlar, uzak yollara koşuyorlar.

Eşim ve çocuklarım bir süreliğine şehir dışında. Acıyla anlıyorum ki, benim varlığım doldurmaya yetmiyor evi. r Varlığım “ev”i “yuva” yapmaya yetmiyor. “Ev”i “yuva” yapan o görülmez boşluğun boyutlarını ölçmeye başlıyorum şimdi. Ölçü birimim Sueda Zeynep, Mustafa Ahmed, Mehmed Furkan ve Semine… Onların sıcak ve enis yüzlerince ölçüyorum o boşluğun yüz ölçümünü. Onların seslerinin yankılanmasıyla tahmin ediyorum o boşluğun nerelere kadar uzandığını. Onların hasretlerinin göğsümdeki ağırlığı ile tartıyorum o boşluğun havasını.

“Evim” onlarsız da oluyor ama onların uzaklığınca uzak kalıyorum “yuvam”a. “Evim” onların yokluğunda da ayakta duruyor ama “yuvam” onların kıyılarımdan çekilerek açtığı o derin uçurumun dibinde bekliyor.

Tecrübemle sabit olmuş tavsiyemdir: Bir gün “ev”iniz boş kaldığında, “yuva”nızı keşfe çıkın. Doğrudur; taştan ve demirden yapılır evler; kolayca da bulunur onlar. Ama yuvalar,çocuk cıvıltılarının ninnisiyle ve
evin hanımıyla inşa edilir. Kolayca kaybedilir onlar; kolay kolay bulunmazlar…

Dr. Senai Demirci
hakandidinir
Özel Üye
Özel Üye
 
Mesajlar: 2639
Kayıt: 10 Oca 2007, 00:00

Reklam

Mesajgönderen Berzah » 24 Oca 2011, 19:50

Ben kapının arkasında zili çalan değilim.Zili çalmasını dört gözle evin içinde kapıyı gözleyenim..Arabanın sesiyle kapıya koşmak,babamı karşımda bulmak,o en güzel selamı almak..Zaman geçiyor dostlar! Elinizi çabuk tutun.Bu taştan,demirden evlerden kimsenin varlığını doldurmaya yetmeyenlerden eksilenler var....

Ve teşekkürler Hakan abi..Emeğine sağlık..
Senai DEMİRCİ..Muhteşem..
Çok severek okurum kitaplarını ,yazılarını..
Allah razı olsun..
Duygulandım..Ama iyi geldi..HAMDOLSUN..
Kur'an, yaşantıya asılarak şeytanı savar.Duvara asılarak değil !
Berzah
Forum Sorumlusu
Forum Sorumlusu
 
Mesajlar: 1059
Kayıt: 12 Kas 2006, 00:00
Konum: Yağmurun memleketinden...

Mesajgönderen hakandidinir » 25 Oca 2011, 11:26

Berzah yazdı:Ben kapının arkasında zili çalan değilim.Zili çalmasını dört gözle evin içinde kapıyı gözleyenim..Arabanın sesiyle kapıya koşmak,babamı karşımda bulmak,o en güzel selamı almak..Zaman geçiyor dostlar! Elinizi çabuk tutun.Bu taştan,demirden evlerden kimsenin varlığını doldurmaya yetmeyenlerden eksilenler var....

Ve teşekkürler Hakan abi..Emeğine sağlık..
Senai DEMİRCİ..Muhteşem..
Çok severek okurum kitaplarını ,yazılarını..
Allah razı olsun..
Duygulandım..Ama iyi geldi..HAMDOLSUN..


Allah razı olsun kardeşim sağ olunuz var olunuz.
hakandidinir
Özel Üye
Özel Üye
 
Mesajlar: 2639
Kayıt: 10 Oca 2007, 00:00


Dön Genel Konular

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 5 misafir