Zekat Hakkında Hutbe-Vaaz

İslami bilgilerin verildiği Hutbeler ve Vaazlar

Moderatörler: ucharfbesnokta, Ertugrul

Zekat Hakkında Hutbe-Vaaz

Mesajgönderen Med_Cezir » 18 Tem 2013, 08:58



Muhterem Müslümanlar!

İstediğini istediğine verip istediği zaman almak kudretinin sahi¬bi bulunan Allahü Teâlâ, insanları değişik kabiliyetlerde yaratmış¬tır. Takdir-i îlâhî'nin sır sahası içinde gizlenmiş hikmetlerinden biri de insanların rızk bakımından birbirinden farklı oluşlarıdır.

Bu alem bir imtihan sahasıdır. Cenab-ı Hak, yoklukla bazı kul¬larını; yoksulları ile zenginleri imtihana tabi tutmaktadır. Malının ze¬katını verenler, imtihanı kazanmış ve ilahî mükafatı almış olurlar. Zekat, Islamî bir vazife olduğu gibi Allah'ın kulları için koyduğu bir imtihan tarzıdır.

Malî ibadetlerden bulunan zekatın içtimaî hayatımızdaki yapıcı tesirini ve faydalarını sayıp farz olduğunu anlatmak kafi gelmemek¬tedir. Mühim olan, vazifeyi benimsemek ve yerine getirmektir. Bu va¬zife hakkiyle yapılmadığı içindir ki, cemiyetimizi kuşatan sefalet çem¬beri, gün geçtikçe genişleme istidadı göstermektedir.

İslamiyet, yoksulluğun ve onunla birlikte gelecek ahlakî çökün¬tünün önüne geçmek için, zenginlerden alınıp fakirlere verilmesi gereken zekatı farz kılmıştır.

Yüce Allah bir ayet-i kerimede buyuruyor ki:
«Onların mallarından sadaka al ki, bununla kendilerini (günahlarından) temizlemiş, bununla onların ( hasenatını) bereketlendirmiş, (kendilerini muhlisler mertebesine yükseltmiş) olasın. Onlara dua et. Çünkü senin duan onlar için (onların yürekleri için medar-) sükûnettir. Allah (onların i'tiraflarını) hakkıyle işiten, (peşimanlıklarını) çok iyi bilendir» (3).

Zekat; malı temizlediği, fakirlerin hakkından arıttığı için bu is¬mi almış bulunmaktadır.
Bağların budanması, daha fazla üzüm elde edilmesine sebep olur. Meyvecilik ve bağcılıkla uğraşanlar bunu pek çok defalar görmüşler¬dir. Bu sırra vakıf olmayan kimse, zekat vermenin malı azaltacağını sanır. Bir insan, beslediği kuzuyu nasıl itina ile büyütürse Allahü Teala da zekatı verilen malı öyle üretip çoğaltır.

Bu hususu açıklayan bir ayet-i kerimede buyruluyor ki:

«Allah, ribanın bereketini tamamen giderir, sadakası verilen mal lan ise artırır...» (4).
Buharî ve Müslim'de rivayet edilen bir hadîs-i şeriften öğreniyoruz ki, her gün iki melek inerek biri, cömert insana, malının artması için dua ederek «Ya Allah, infak edene bedelini ihsan ediver» der. Diğeri de cimri kimse için «Ya Allah, elini sıkı tutanın ma-ima telef ver» diye dua eder.
Ebedî hayatın saadetine,

İslam yolundan gidilebilir. Bu sebeple, beş vakit namazda «Bizi doğru yola ilet» niyazında bulunuyoruz. Peygamber Efendimize bir adam gelmiş ve:
«Yaptığım zaman cennete girebileceğim bir işe yönelmem için bana önderlik yapınız» dedi.

Resûl-i Ekrem:
«Allah'a kulluk yapar ve ona hiçbir şeyi eş tutmazsın, namazı dosdoğru kılar, fara olan zekatı verir, Ramazan orucunu tutarsın»
buyurdular. O şahıs:
«Nefsim (kudret) elinde bulunan zat'a andolsun ki, bunun üzerine herhangi bir artırma yapmayacağım» dedi. O kimse geri dönüp giderken Resûlullah:
«Cennet ehlinden bir adama bakmak, kimi sevindirirse şuna baksın» buyurdular (5).

Aziz mü'minler!

Allahü Teala'nın kuluna ihsan ettiği mal, zekat verecek miktara yükselir; koyun kırka, sığır otuza, deve beşe ulaşır; gümüş ikiyüz dirhemi, altın yirmi miskali bulursa veya bunun kadar ticaret malı mevcut olursa zekat vermek farz olur. Sûre-i Zariyat'ın 19.

Ayet-i kerimesinde Cenab-ı Hak şöyle buyurmaktadır:

«Onların mallarında sailin ve kemal-i iffetinden dolayı dilencilik etmeyen yoksulun da bir hakkı vardır».
Bir mü'min zekat verdiği zaman, üzerindeki İslamî vecibeyi ödemiş ve fakirin gönlünü sevindirmiş olduğu için Allah'a hamd etmelidir. Zira hem mala, hem de onun zekatını ödemek için imana ve is-lam şuuruna sahip bulunmaktadır.
Malının zekatını vermek, kamil bir mü'min olmanın alametidir (6).

Malının zekatını veren, üzerindeki îslamî vazifeyi yapmış olur.
Malının zekatını vermek, gelmesi ihtimali bulunan zarardan, serveti korur. Peygamber Efendimiz bir hadîs-i şeriflerinde şöyle buyurmuşlardır:
«Malınızı zekat kal'ası ile koruyun; hastalığınızı, sadaka ile tedavi edin; bela dalgalarına dua ve tazarrû ile karşı koyun» (7).

Hazret-i Ömer'den naklolunan bir hadîs-i şerif
«Karada ve denizde telef olan mal, ancak zekatının verilmemesi sebebiyle felakete uğramış olur» (8).

Din kardeşlerim!

İslam'ın şartlarından bulunan namazı kılıp, zekatı vermemek, Kur'an-ı Kerim'in bir kısmına inanıp bir kısmına inanmamak gibidir. Allahü Teala Kitab-ı îlahî'sinde buyuruyor ki:

«...Altını ve gümüşü yığıp ve biriktirip de onları Allah yolunda harcamayanlar, (yok mu?) işte bunlara pek acıklı bir azabı müjdele!» (9).

Kıyamet günü, zekatını vermeyen zenginlerden, fakirler davacı olacaklar ve «Rabbimiz! Zenginler, üzerine farz kıldığın zekat hakkımızı vermeyerek bize zulmettiler» diyecekler ve o büyük mahkemede haklarını arayacaklardır.

Ashaptan Abdullah bin Mes'ûd (r.a.) demiştir ki: «Biz, namazı dosdoğru kılmak, zekatı vermekle emrolunduk. Kim zekatı vermezse namazının hayrı yoktur» (10).

Hazret-i Ebû Bekir (r.a.), halife seçildiğinde Arablardan bazı kabileler, puta tapmak suretiyle, bazısı da peygamberlik taslayan yalancı Müseylime'ye uyarak İslam'dan uzaklaşmaya başlamışlardır. Bir kısmı da «Namaz kılarız fakat zekat vermeyiz» diyordu.
Hazret-i Ebu Bekir bunlara karşı harp açtı. Hazret-i Ömer İslamî bir gayretle:

«Resûlullah (s.a.v.), ben insanlarla LA İLAHE İLLALLAH di-yesiye kadar döğüşmekle emrolundum. Kim bunu söylerse benden malını ve canını korumuş olur. Ancak hakkı olan müstesna. Onun hesabı Allah'a aittir, buyurduğu halde siz nasıl oluyor da (zekatını vermeyen) halka harp ilan ediyorsunuz?» demişti. Hazret-i Ebû Be¬kir şu cevabı verdi:
«Allah'a and olsun ki, namazla zekatın arasını ayıran kimse ile harp ederim. Zira zekat, malın (içinde Allah'ın) hakkıdır.

Allah'a yemin ederim ki, şayet bunlar Resûlullah'a verdikleri bir keçiyi bana vermezlerse elbette onlara harp açarım.» (11).
Zekat, bir emr-i İlahî olması itibariyle Allah'ın hakkı;
fakirlere verilmesi cihetiyle, Müslüman yoksulun hakkıdır. Bu vazifeyi yerine getirmemek, hem Cenab-ı Hakk'ın buyruğuna muhalefet, hem de fakirin vebalini yüklenmek olur. Buharı ve Müslim'in rivayet ettiği bir hadîs-i şerifte buyrulmaktadır ki:

«Allah'ın mal verdiği kimse onun zekatını ödemezse kıyamet günü (malı, gözünün üstünde) iki siyah beneği bulunan, (zehrinin şiddetinden) başının tüyleri dökülmüş bir yılan şeklinde kendisine temsil olunacaktır. O gün boğazına dolanacak sonra (alt ve üst) iki çene-kemiği dişleriyle kavrayan bu yılan: "Ben, senin malınım; ben, senin hazinemin"» diyecek.

Resûlullah (s.a.v.) bunu açıkladıktan son¬ra şu ayet-i kerimeyi okudu:
«Allâh fazlı kereminden kendilerine verdiğini (infakta)cimrilik edenler zinhar bunun kendileri için hayırlı olduğunu zan etmesinler. Bilakis bu onlar için bir şerdir onların cimrilik ettikleri şey kıyamet günü boyunlarına dolanacaktır...» (12).

Yoksulluk yüzünden suç işleyen fakir, azap görürken, taş kalbli ve malının zekatını vermeyen zenginin de ateşi boylayacağını, Resûlullah Efendimiz haber vermektedir (13).
Ödenmeyen bir zekat, anamala (sermayeye) karışacak olursa onu ifsad eder (14).

Taberanî'nin Evsafında rivayet ettiği bir hadîs-i şerifte:
«Bir topluluk zekatını vermeyecek olursa Allah onları senelerce (devam eden) belaya uğratır» (15).

Zekatım vermeyen merhametsiz bir topluluğa,

Allah da rahmetini ihsan etmez. İbn-i Mes'ûd (r.a.) diyor ki: «Helal kazancı, zekat vermemek kirletir. Haram malı, zekat vermek temizlemez»


Kaynak: Mehmed Emre - Yeni Hutbe Kitabı

anahtar kelimeler:zekat, zekatın önemi, zekat hakkında hutbe, zekat vaazı, zekat vermemenin günahı
Helalin fazlası hesap, haramın fazlası azaptır.
İletişim: destek@islamiyasam.com
Kullanıcı avatarı
Med_Cezir
İslamiYasam Genel Sorumlusu
İslamiYasam Genel Sorumlusu
 
Mesajlar: 1972
Kayıt: 11 Eki 2006, 23:00
Konum: İstanbul

Reklam

Dön Hutbeler ve Vaazlar

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 0 misafir