Hangi İlimleri Mutlaka Öğrenmemiz Gerekir?



Ehl-i sünnet mezhebini ve itikadını ehlinden öğrenip, inandıktan sonra, kötü huy ve ahlaklardan sakınacak, güzel ahlak ile ahlaklanacak kadar ilim sahibi olmak, erkek, kadın bütün müslümanlara lazımdır.

Her müslüman, çoluk çocuğuna ve eşine ilmihalini öğretip, onları dine uymayan şeylerden korumalıdır. Emri altında bulunanlara da ilmihallerini öğretip, onları korumalıdır. Önce ehl-i sünnet itikadını, inancını, sonra amel bilgilerini, sonra ahlak ilmini, daha sonra da alışveriş vb. muamelat bilgilerini öğretmelidir. Bu bilgilere “İlmihal” denir. Bunları bilmek herkese farz-ı ayındır. 

“İlm(-i halini) öğrenmek (erkek-kadın) her müslüman üzerine farzdır.” (Hadis-i Şerif, Sünen-i İbn-i Mace)

Her müslümana baliğ (ergen) olunca kelime-i şehadeti bilip manasını da anlamak ve buna şeksiz şüphesiz inanmak lazımdır. Bundan sonra namaz, oruç gibi Allah’ın emrettiklerinden üzerine hangisi farz olsa onu hemen öğrenmek lazımdır.

Üzerine farz olunca namazın hükümlerini öğrenmek ve farz olmadan önce de ona hazırlanmak lazımdır. Oruç da böyledir.

Eğer zekat vermesi gerekecek miktarda malı olup da üzerinden Müslüman olduğu halde bir sene geçerse zekatın hükümlerini de öğrenmesi lazım gelir.

Her kişinin günahları bilmesi, öğrenmesi ve terk etmesi lazımdır. Eğer bir kişinin itikadında ve inancında bazı şüpheler olursa onun hemen şüpheleri giderecek derecede ilimle meşgul olması gerekir. Helak edici şeylerden kurtarıp ahirette yüksek derecelere kavuşturacak olan ilimleri öğrenmek de farz-ı ayındır. Bunlardan başka diğer ilimler farz-ı kifayedir.

İlimlerin üstünlük dereceleri ahiret ilmine olan yakınlık ve uzaklığına göredir:

Dini ilimler diğer ilimlerden daha yüksektir.

Dinin hakikatlerine ait ilim, hükümlerin zahirine ait olan ilimden daha yücedir. Bir amelin sahih veya fasid olduğunu fakih bilir. Bunun ötesinde bir ilim daha vardır ki ibadetin makbûl olanını ve olmayanını bildirir. Bu da tasavvuf ilmidir.

İnsanların kendilerine uyup mezheblerini tuttukları imamlarımız fıkıh ilmi ile hakikat ilmini ve ilimle ameli birleştirmiş zatlardır. Bir kimse onların hallerini öğrenip, sözlerini dinlerse böyle olduklarını anlar. Bu zatlar İmam-ı A’zam, İmam Şafii, İmam Malik ve İmam Ahmed bin Hanbel’dir, -Allah onlara rahmet etsin-. Bu zatlardan her biri abid, zahid olup halkın amellerini güzel yapmaları için dinin zahiri hükümlerini öğrettikleri gibi ahiret ilimlerini de bilen kimselerdi. Bütün ilimleri sırf Allah’ın rızası için öğrenip öğretmişlerdir.




İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*