Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in Eşleri



Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in Eşleri

Allâhü Teâlâ şöyle buyurdu: “Peygamber, mü’minlere kendilerinden daha sevgilidir, zevceleri de (onların) anneleridir…” (Ahzâb Sûresi, âyet 6)

Ümmehâtü’l-Mü’minîn: Mü’minlerin anneleri demektir ki, Resûlullâh’ın zevceleri, hanımlarıdır. Bu hanımların isimleri şunlardır:

Hz. Hadîce binti Huveylid.

Hz. Ebûbekir’in kızı Âişe.

Hz. Ömer’in kızı Hafsâ.

Hz. Ümmü Habîbe.

Hz. Ümmü Seleme.

Hz. Sevde binti Zem‘a.

Hz. Zeyneb binti Cahş.

Hz. Zeyneb binti Huzeyme el-Hilâliyye.

Hz. Meymûne binti Hâris.

Hz. Cüveyriye.

Hz. Safiyye binti Huyey

Hz. Mariye (Radıyallâhü Anhünne).

Bunlardan altısı Arap kabîlelerinin en şereflisi olan Kureyş’dendir. Kalan dördü diğer Arap kabîlelerinden, Hz. Safiyye İsrâiloğullarındandır.

İçlerinden Hz. Hatice ile Zeyneb el-Hilâliyye Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) dünyada iken vefât etmişler, dokuzu ise kendilerinden sonraya kalmışlardır.

Kur’ân-ı Kerîm’de “Ümmehât” denilmiştir ki “Anneler” demektir. Yani onların her biri “Ümmü’l-mü’minîn; Mü’minlerin anneleridir.” Anne olmaları da kendilerinin nikâhlarının haram ve kendilerine hürmetin vacip olmasındandır. Mü’min erkekler yanında örtünme mecbûriyetleri vardır.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.), Hz. Hatîce vâlidemizin vefâtından sonra yani 53 yaşından sonra diğer hanımları ile evlenmiştir. Evlenmesinin sebep ve hikmeti ise şudur:

Peygamberimiz, kabîlelerin İslâmiyet’e bağlanmalarını temîn etmek, ayrıca kadınlara âit hükümleri kadınlar vâsıtasıyla yaymak, bazılarını sıkıntıdan, fakirlikten kurtarmak, bazılarının ise iffet ve nâmuslarını korumak için onlarla evlenmiştir. Asıl hikmet ve gâye kadınlar vâsıtasıyla İslâm’ı yaymaktır.

Hz. Âişe r.anhâdan: “Allâhü Teâlâ Zeynep bint-i Cahş’a rahmet etsin. Hiçbir kimsenin ulaşamadığı şerefe o, bu dünyada iken nâil oldu. Allâhü Teâlâ, dünyada onu peygamberiyle evlendirdi ve Kur’ân-ı Kerîm’de bunu zikretti.” (Hadîs-i Şerîf, Suyûtî, ed-Dürrü’l-Mensûr)

HZ. ZEYNEB BİNTİ CAHŞ VÂLİDEMİZ

Hz. Âişe (r. anhâ) validemiz “Dînde Zeyneb’den daha hayırlı, ondan daha çok Allâh’dan korkan, daha doğru sözlü, daha cömert ve sadaka vermek ve bununla Allâh’a yakın olmak için bütün gayretini sarf eden hiçbir kadın görmedim.” buyurmuştur. Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) âhirete irtihalinden sonra, kendisine tahsîs edilen parayı alınca, keselere koyar muhtaçlara ve yetimlere dağıtırdı.

Hz. Zeyneb (r. anhâ) evinde bizzat el emeğiyle bazı şeyler hazırlar ve onu satıp kazancını da sadaka olarak verirdi. Devamlı “Allâh’ım, beni şu malı (nefsim için) kabul ettiğim zamana ulaştırma. Zira o fitnedir.” derdi. Her ne vakit kendisine nakit para veya bir hediye gelse hemen akrabasının zayıflarına ve fakirlere sadaka olarak verirdi.




İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*