Sırat Köprüsü – Sırat Nedir – Kısa ve Öz Anlatım



Sırat; Cehennemin üzerine kurulmuş olup geçilmesi pek zor bir köprüdür. Mahşerde insanların muhakeme işleri bitirildikten sonra mahşerle Cennet arasında, Cehennemin üzerine sırat köprüsü kurulacaktır. Ahirette, mahşer yerindeki hesaptan sonra, bütün insanlar Sırat Köprüsüne gönderilecektir. Allahü Tealanın emir ve yasaklarından mükellef (sorumlu) olan bütün insanlar, sıratın üzerinden geçecektir. Cennetlikler bunun üzerinden geçerler, cehennemlikler ise bunun üzerinden geçerken ayakları sürçer ve yuvarlanırlar.

Sırat Köprüsünün üzerinden Allah’ın iyi kulları çok kolaylıkla geçer. Öyle ki, bir kısmı şimşek çakar gibi aniden geçer ve Cennet’e girer. Kafirler ile müminlerden bağışlanmamış kimseler geçemeyip Cehennem’e düşeceklerdir. Kafirler ebedi olarak orada kalacaklar, müminler ise cezalarını doldurduktan sonra Cennet’e gireceklerdir. ( Büyük İslam İlmihali )

Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular: “Cehennem üzerine sırât -köprüsü- kurulur, ilk geçen ümmetim ile ben olurum.” (Sahîh-i Buhârî)

“İnsanlar kıyamet gününde cehennem etrafında toplanırlar. Sonra amellerinin derecesine göre sırattan geçmeye başlarlar. Onlardan kimi şimşek gibi, kimi rüzgar gibi, kimi kuş gibi, kimi asil at gibi, kimi yöğrük deve gibi, kimi de süratle koşan gibi geçer. Hatta o geçenlerin sonuncusu nuru ayağının başparmağında eliyle sıratı tutarak geçer.” “Kıyamet gününde cehennem, sırattan geçen mü’minlere der ki: ‘Ey mümin, üzerimden çabuk geç, senin nurun ateşimi söndürüyor.” Cennetlikler cennete girdiklerinde bazısı bazısına: “Rabb’imiz bize cehenneme varacağımızı vaad eylememiş miydi, deyince,’Siz ona vardınız, Cehennem alevsiz kor idi’ denilir. Bir topluluk Sırat üzerinde dururlar ve ‘ateşten vay başımıza’ derler, yol bulup geçemezler. Cebrail aleyhisselam gelir ve onlara: “Sizi sıratı geçmekten alıkoyan nedir” der. “Biz ateşten korkarız” derler. Cebrail aleyhisselam:

“Sizler dünyada derin bir denizle karşılaştığınızda nasıl geçerdiniz” deyince “Gemi ile geçerdik” derler. Cebrail aleyhisselam dünyada iken cemaatle namaz kıldıkları mescidlerini bir gemi suretinde getirir, onun üzerinde sıratı geçerler ve onlara “İşte bu sizin dünyada iken içinde cemaatle namaz kıldığınız mescidinizdir.” denilir. Eğer bir kimse sıratın hak olduğuna inanmazsa Mutezile mezhebine uymuş olur.

“Afiyet kulun son nefesini kelime-i şehadetle vermesi, evliya zümresinde haşrolması, sonra cehennem üzerindeki sırat köprüsünü selametle geçmesi, sonra cennete girmesidir. İşte afiyet budur.”

Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle buyuruyor: “Bana getirilen selat-ü selam, sırat köprüsü üzerinde ışıktır, cuma günü seksen kere selat-ü selam getiren kimsenin geçmiş seksen yıllık günahı affedilir” der.

Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri’de Marifetname isimli eserinde sırat köprüsüyle ilgili şöyle bahsetmektedir;

Sırat köprüsü, kıldan ince kılıçtan keskindir. Uzunluğu üç bin yıllık yoldur. Bin yıl yokuş, bin yıl düz, bin yıl iniş yoldur. O, cehennem üzerine kurulup, mahşer halkının cümlesi onun üzerinden geçip giderler. Kimi şimşek gibi, kimi ok gibi, kimi seğirtir at gibi, geçerler. Kimi günahlarını yüklenmiş yürür, kimi cehenneme düşüp yanar. Cehennem ise feryat eder ki: “Ey mümin! Tez geç ki hakikatte senin nurun, benim ateşimi söndürmüştür.” Şu halde müminler selametle sıratı geçerler. Kevser havuzundan içerler. Onda yıkanıp, ayıp ve noksanlarını tekmil ederler. Cennete girip, herkes mertebesince makamını bulur. Ebediyyen onda zevk ve safa ile kalır. Zira ki cennetlikler, çeşitli nimetlerden zevk alırlar. Mevla’ya kavuşmakla mest ve hayran olurlar. Gözler görmeyip, kulaklar işitmeyip, hatırlara gelmeyen devletler bulurlar.

Ebü’l-Abbas Seyyari hazretleri sırat köprüsüyle ilgili şöyle bahsetmektedir;

“Bir kimse, hayatında İslamiyete uymakta ne kadar hassas dikkatli ve ince davranır, İslamiyete uygun olmayan bir iş yapmamak için ne kadar gayret ederse, ahirette, Sırat köprüsünden geçerken, Sırat köprüsü ona, dünyada İslamiyete uymak için olan gayreti nisbetinde geniş, ferah ve rahat olur. Yine bir kimse, dünyada emirlere uymakta gayet gevşek ve geniş davranır, İslamiyete tam uymak için çalışanlara; “O kadar da çok inceleme.” derse, ahirette Sırat köprüsünden geçerken, Sırat köprüsü o kimse için, dünyada İslamiyete uymaktaki gevşekliği nisbetinde daralır.” buyurdu.

Emevi Halifesi ve tabiinden Ömer bin Abdülaziz (r.a.)’ın Sırattan Korkusu

Ömer bin Abdülaziz (r.a.)’in cariyesi yanına geldi. Selam verdi ve namaz kılınan odaya geçti. İki rekat namaz kıldı. Sonra uyuya kaldı. Biraz sonra kalktı ve halifeye; “Tuhaf bir rüya gördüm.” dedi. Halife; “Ne gördün anlat.” dedi. Cariye; “Rüyada Cehennem’i gördüm. Cehennemlik olanların üzerine kükreyip duruyordu. Sonra Cehennem üzerinde Sırat köprüsü kuruldu. Abdülmelik bin Mervan geldi. Köprüye girdi. Bir kaç adım attı, sonra devam edemeyip Cehennem’e düştü. Sonra Velid bin Abdülmelik geldi. O da devam edemeyip Cehennem’e düştü. Sonra Süleyman bin Abdülmelik geldi. O da aynı şekilde Cehennem’e düştü.” dedi. Halife; “Devam et.” dedi. Kadın; “Sonra da seni getirdiler.” der demez, Ömer bin Abdülaziz bir ah çekti, düştü ve kendinden geçti. Kadın, yüksek sesle; “Vallahi senin selametle Sırat köprüsünü geçtiğini gördüm.” dedi ise de halife bunu işitmiyor, yerde çırpınıp duruyordu.




İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*